YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6621
KARAR NO : 2021/4930
KARAR TARİHİ : 09.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 30.11.2017 tarih ve 2016/2428 E- 2017/2596 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.02.2020 tarih ve 2018/1097 E- 2020/384 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi (temlik alan) davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı banka vekili, müvekkil banka ile davalı arasında Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesi ile davalı şirkete kredi kartı hesabı açıldığını ve kullandırıldığını, ancak davalının borcunu ödememesi nedeniyle kredi kartı hesaplarının 01.02.2016 tarihi itibari ile kat edilerek sözleşmenin feshedildiğini, davalıya hesap kat tarihi itibari ile toplam 101.512,30.-TL borcu bulunduğu ödeme yapacağı tarihe kadar işleyecek olan yıllık %24,24 akdi faizi ile birlikte (BSMV hariç) 30 gün içinde müvekkil banka veznesine yatırılması gerektiği aksi hakle yıllık %30,24 üzerinden temerrüt faizi, gider vergisi ve posta masrafı ile birlikte tahsili için yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, 04.02.2016 tarihinde davalı borçluya uyarının tebliğ edildiğini, davalının itiraz etmediğini, ihtarname sonrası herhangi bir ödemede de bulunmadığını, borcunu ödemeyen davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile alacak tutarı üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere tazminata da hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, usule ve esasa yönelik itirazının olduğunu, faiz ve gecikme bedelinin tek taraflı ve fahiş olarak belirlendiğini, sözleşme şartlarında özellikle faiz ve gecikme bedellerinde tek taraflı değişiklikler yapıldığını, hakkında açılan icra dosyasında borcun tamamına, ödeme emrine, faiz oranına, faize ve ferilerine, vekalet ücretine itiraz ettiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kredi kartı hesap ekstresi borçlarının ödenmediği ve çekilen ihtarnamenin 04.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle temerrüt tarihinin 1 haftalık süre dikkate alındığında 11.02.2016 olduğu, dosyada yer alan ekstre borçların ve temerrüt tarihleri doğrultusunda yapılan ve ayrıntılı bir şekilde detaylandırılan bilirkişi raporunda temerrüt faizi, işlemiş faiz ve talep edilebilir durumdaki tüm alacak miktarının hesaplandığı, asıl alacak tutarının 89.459,56 TL, işlemiş faiz tutarının 3083,37 TL, BSMV’nin 154,17 TL, kat öncesi faiz ve ferilerinin 11.674,59 TL ve posta masrafının 5,90 TL olmak üzere talep edilebilir durumda 104.377,59 TL’lik toplam alacak hesap edildiği, icra dosyasındaki takip talebinin ise 104,660,69 TL olduğu, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, likit olan asıl alacak tutarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı takdirinin dosya kapsamına uyumlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün 2016/14023 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 89.459,56 TL asıl alacak 3.083,37 TL işlemiş faiz, 154,17 TL BSMV 11.674,59 TL kat öncesi faiz ve 5,90 TL posta masrafı olmak üzere toplam 104.377,59 TL’lik kısıma yönelik itirazın iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak tutar üzerinden %20 oranla hesaplanan 17.891,80 TL icra inkar tazmınatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, kredi kart sözleşmelerinden kaynaklı ihtilaflarda, 6502 sayılı Yasa’nın 22. maddesinin düzenlenmesi nedeniyle taraflardan birinin tüketici olması durumunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, davalı tarafından ödenmeyen 5 aya ait ekstrelerdeki asıl borçların esas alınması ve akdi, temerrüt faizlerinin alacağın muaccel olduğu tarihler göz önüne alınarak belirlenmesinde herhangi bir hata bulunmadığı, mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında da hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, dolayısıyla mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, temlik alan/davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
HMK’nın 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarile 72.070.- TL’dir. Dava değerinin yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, temlik alan/davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temlik alan/davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden (temlik alan) davacıya iadesine, 09.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.