YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3169
KARAR NO : 2021/4867
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.07.2017 tarih ve 2017/92 E. – 2017/662 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.12.2018 tarih ve 2017/1822 E. – 2018/1762 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin ödemelerinin aksaması üzerine 30.11.2016 tarihinde hesabın kat edildiğini, davalı hakkında İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2016/17216 sayılı dosyası üzerinden menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, borçlu vekili tarafından 678 sayılı KHK’ nın 37. maddesi gereğince borçlunun doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlar ile bağlantılı 3. gerçek veya tüzel kişilerin mal varlığına müracaat edileceği hükmü bulunduğu gerekçesi ile borca ve rehine itiraz edildiğini, borçlu firma ile ilgili olarak TMSF’nin kayyım olarak atandığını, şirket aleyhine borçlarının tahsilini teminen icra takibi ve dava açılabileceğini, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 678 sayılı KHK’nın 37.maddesi gereğince, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerde şirketin doğrudan veya dolaylı borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlarla bağlantılı üçüncü gerçek veya tüzel kişilerin mal varlığına müracaat edileceğini, bu hususun takip şartı olduğunu, KHK’nın yorum yoluyla değiştirilmesi veya genişletilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini ve davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, 678 sayılı KHK’nın 37. maddesi gereğince TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin borçlarının ödenmesi için öncelikle şirket lehine kefil olan ortak, yönetici veya bunlar ile bağlantılı üçüncü gerçek ve tüzel kişilerin mal varlığına müracaat edilmesi gerektiği, bu düzenlemenin takipte dava şartı niteliğinde olduğu, davacı tarafça icra takibinde takip borçlusu olarak yalnızca TMSF’nin kayyım olarak atandığı davalı şirketin gösterildiği, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla yer alan şahısların mal varlığına müracaat edilmeksizin tek borçlu sıfatıyla davalı aleyhine icra takibine başlanmasının 678 sayılı KHK’ya aykırı olduğu ve HMK.’nun 114/2 maddesi hükmü yollamasıyla 678 sayılı KHK’nın 37.maddesinde aranılan dava ve takip şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle HMK’nun 115 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasa yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 08.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.