Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30176 E. 2021/23351 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30176
KARAR NO : 2021/23351
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

KARAR

Silahlı tehdit suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 29 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bozkır Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2020 tarihli ve 2019/38 esas, 2020/171 sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan itirazın, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğundan bahisle ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin mercii Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 22/01/2021 tarihli ve 2020/1229 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21/04/2021 gün ve 2021/46854 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, mahkemesince yapılan yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları, özellikle tanık …’in beyanı ve diğer deliller tartışılmak suretiyle anılan suçtan sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine, “…sanığın olay günü olayın içinde dahi olmadığı şeklindeki savunmaları, bu savunmalarının çoğunluk tanık beyanları ile desteklenmesi ve aleyhe sadece müşteki tarafın akrabası olan birinin kısmi teşhisi olması karşısında, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğu…” gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilerek Bozkır Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2020 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarih ve 2013/15 sayılı kararında, itiraz merciinin hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapabileceği, bu doğrultuda itiraz merciinin sübuta ilişkin değerlendirmede bulunabileceği gibi, sanığa yüklenen suçun oluşmaması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilebileceğinin dile getirilmesi karşısında, bu halde esas yönünden yapılacak değerlendirmede merciince ancak suçun hiçbir şekilde oluşmaması başka bir anlatımla eylemin suç olmadığının kabulü hallerinde beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırma kararına hükmedileceği, aksi halde suç olduğu ortada olan bir fiil hakkında, söz konusu eylemin sanık tarafından işlendiği hususunda mahkemesince delillerin toplanıp takdir edilerek verilen diğer yönlerden de usul ve yasaya uygun olan mahkumiyet hükmü ile birlikte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, mahkemenin takdir hakkına müdahale edecek şekilde eylemin sanık tarafından işlendiğine ilişkin dosya kapsamında yeterli inceleme yapılmadığı gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilemeyeceği, değinilen şekilde değerlendirmenin ancak hükmün açıklanması halinde istinaf ve temyiz merciileri tarafından yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup “İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267. maddesinde; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, O Yer Cumhuriyet Savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK’nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
İnceleme konusu somut olayda, yukarıda ayrıntısı ile yapılan açıklama ışığında; itirazı inceleyen mercii tarafından hem usul hem de esas yönünden inceleme yapılıp itiraz yerinde görüldükten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak gereği için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 05/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.