YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33317
KARAR NO : 2021/10559
KARAR TARİHİ : 25.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
a-İcra ve İflas Kanunu’nun 106. maddesindeki, mahcuz menkuller için satış talep etme süresini 1 yıldan 6 aya indiren değişikliğin, 6352 sayılı Kanun’un Resmi Gazetede yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe gireceğinin söz konusu 6352 sayılı Kanun’un 106. maddesinde açıkça düzenlenmiş olması ve 6352 sayılı Kanunun 38. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu’na eklenen 10. madde “Bu kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir” düzenlemesi karşısında; somut olayda, 20/09/2013 tarihinde yapılan hacizden itibaren 6 aylık satış isteme süresi geçtikten sonra 23/10/2014 tarihinde ikinci hacze gidildiğinde malların yerinde olmadığı tespit edilmiş ise de; İcra İflas Kanunu’nun 106. maddesinde menkuller için belirlenen 6 aylık satış talep etme süresinin geçip geçmediğinin belirlenmesi açısından, … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2013/17847 Esas numaralı icra takip dosyası getirtilerek, İcra ve İflas Kanuna göre icra muamelesi ve satış isteme süresini kesen veya durduran herhangi bir hal olup olmadığı belirlendikten (Sanığın dosya kapsamındaki 01/08/2013 tarihli itiraz talebine ilişkin icra mahkemesince itirazla ilgili verilen bir karar var ise, bu kararın tarihi de araştırılarak) ve İcra ve İflas Kanunu’nun 110. maddesi uyarınca haciz işleminin kalkıp kalkmadığı netleştirildikten sonra, süresinde satış istenmediği saptandığı takdirde sanığın beraatine karar verilmesi gerekeceği de gözetilerek, tüm bu hususlar araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b-24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK’na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş olsa da; hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi, ayrıca iptal kararının, CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren, TCK’nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili’nin temyiz nedenleri açıklanan nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 25.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.