YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3157
KARAR NO : 2021/4856
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.05.2017 tarih ve 2015/669 E- 2017/431 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.05.2019 tarih ve 2017/3235 E- 2019/914 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını ve protokol yapıldığını, bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğini, feshin ihbarını içeren ihtarnamede ariyet verilen malların iadesinin istenildiğini, ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalının malzemeleri iade etmediğini ileri sürerek, ariyet konusu malzemelerin aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde söz konusu malların rayiç bedelleri karşılığı 91.444,02 TL’nin 17.06.2011 fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan “Protokol” başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, sözleşmenin feshi halinde, bayinin, TP tarafından ariyet olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen rayiç bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin bu maddesinin delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli fesih ihtarnamesinde, dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle temerrüde esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokolün feshi nedeniyle davalıya ariyet olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde bedelin iadesi istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde sözleşmenin feshi halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen rayiç bedelin ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli ihtarnamede miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece temerrüt yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen ariyet bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine,
08.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.