Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/5140 E. 2021/12308 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5140
KARAR NO : 2021/12308
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
MAKTUL :…
KATILANLAR :…, …, …
SUÇ :Kasten öldürme
HÜKÜM :1)İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2019 gün ve 2019/131 Esas ve 2019/444 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında maktulu nitelikli kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan TCK’nin 86/1-3-e delaletiyle 87/4-2.cümle, 29/1, 53, 63, 54. maddeleri gereğince 9 yıl 4 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine,
2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.09.2020 gün ve 2019/2394 Esas ve 2020/1038 Karar sayılı kararı ile; istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle sanığın maktulu kasten öldürme suçundan TCK’nin 81/1, 29, 53, 63. maddeleri gereğince 18 yıl hapis cezasıyla mahkumiyetine.

TÜRK MİLLETİ ADINA

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.09.2020 gün ve 2019/2394 Esas ve 2020/1038 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 299. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin dosya üzerinden yapılması uygun görülmekle;
Dosya incelendi,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının beş yılın üzerinde olması nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararının temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında; maktulu nitelikli kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafii ve katılanlar vekili süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın maktule yönelik kasten öldürme suçundan TCK’nin 81/1, 29, 53, 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28.09.2020 gün ve 2019/2394 Esas ve 2020/1038 Karar sayılı kararında bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan; sanık müdafiinin sübuta, meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğine, suç vasfına, takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle,
Ancak;
Oluş ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde gece saat 00:30 sıralarında, alkollü olan maktulun sevk ve idaresindeki araç ile sanığın yanından hızla geçtiği sırada sanığın savunması, tanık … ve …’nin beyanı ile de sabit olduğu üzere aracın arka tekerleği ile sanığın sol ayağının üzerinden geçtiği, sanık ile maktulün bu sebebten tartışmaya başladıkları, tartışmanın kavgaya dönüştüğü yaşanan arbede sırasında sanığın maktulü Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 05/02/2019 tarihli raporuna göre sol inguinal bölgeden sol iliak eksternal arter, ven ve mesane kesisi oluşturacak şekilde yaraladığı, maktulun ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, olay yerinde bulunanların kavgayı ayırmasından sonra maktulün yaralı vaziyette aracına binerek olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada kan kaybından dolayı orta refüje çarparak durduğu, sonrasında hastaneye kaldırılan maktulün tüm müdahalelere rağmen kurtulamadığı anlaşılan olayda;
İlk haksız hareketin sanığın savunması, tanık … ve …’un beyanı ile de sabit olduğu üzere maktulun sevk ve idaresindeki araçla yaya olan sanığın yanından geçtiği sırada aracın arka tekerleği ile sanığın sol ayağının üzerinden geçmek suretiyle sanığı yaralayarak maktulden geldiği anlaşıldığından 12 yıl ile 18 yıl arasında ceza öngören 5237 sayılı TCK’nun 29. maddesinin uygulanması sırasında asgari hadden uzaklaşarak indirim yapmak yerine yazılı şekilde 18 yıl hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden,hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/2. maddesi gereğince dosyanın takdiren “İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine”, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise “İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine” gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15/09/2021 gününde Üye …’in sanık hakkında nitelikli kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan hüküm kurulması gerektiğine yönelik karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Sanık …’in maktul …’i bıçakla darp ederek ölümüne sebebiyet verdiği olayda sanığın eyleminin haksız tahrik altında TCK’nin 87/4 madde de düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet verme suçunu oluşturduğunu sanığın yaralama kastıyla hareket ettiğini ancak eylemi neticesi ölüm meydana geldiğini düşündüğümden Dairemiz çoğunluğunun sanığın kasten adam öldürme suçundan cezalandırılmasına dair görüşlerine katılmıyorum.
Şöyle ki; Yargıtay CGK’nin 05/02/2019 tarih ve 705-59 sayılı kararında da açıkca belirtildiği üzere kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK’nin 87/4. maddesinin uygulanması için;
a) Failin yaralama kastıyla hareket etmesi,
b) Mağdurun TCK’nin 86. maddesinin 1. veya 3. fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması,
c) Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi,
d) Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrarlı kararlarında; suç nedeni, kullanılan aletin cinsi, kullanılış şekli, isabet alınan bölge, darbe adedi ve şiddeti, failin suçtan önceki ve sonraki davranışları, aradaki husumet, hedef seçme imkanının bulunup bulunmadığı, mağdurdaki yaraların yerleri ve nitelikleri, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmak suretiyle kastın saptanması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayın taraflarını, tanıklarını dinleyen, delilleri irdeleyen yerel mahkeme 2019/131 E 2019/444 K sayılı kararının gerekçe kısmında sanığın sanığın yaralama kastıyla hakeret ettiği bu nedenle eyleminin TCK’nin 87/4 maddesini ihlal ettiğini kabul ederken aynen şöyle bir gerekçe kullanmıştır:
“Her ne kadar sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkla maktulün önceden husumetlerinin bulunmadığı, olay gecesi aniden gelişen kavga ortamında sanığın maktulü tek bıçak darbesiyle yaraladığı, bıçağın maktulün kasık bölgesine isabet etmiş olması, birden fazla bıçak darbesinin olmaması hususları dikkate alındığında sanığın maktule yönelik öldürme kastının kesin delillerle ortaya konulmadığı, bu nedenle sanığın kastının yaralama olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılarak TCK’nin 87/4. maddesinden uygulama yapılmıştır.’’
Yerel mahkemenin kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 1. Ceza Dairesi 2019/2394-2020/1038 E-K sayılı kararıyla yerel mahkeme hükmünü kaldırıp, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunu kabul etmekle TCK’nin 81. maddeden cezalandırılmasına karar verilmiş olup BAM 1. Ceza Dairesinin gerekçesi de şöyledir:
“Sanığın öldürmeye elverişli bıçakla maktuldeki öldürücü bölgeye vurarak iç organ ve büyük damar yaralanması sonucu ölümüne neden olduğu olayda kastının öldürmeye yönelik olduğu kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesinin Kasten Yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan kurduğu hüküm yapılan istinaf başvuruları sonucu Dairemizce duruşma açılmak suretiyle kaldırılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”
Yukarıda tarih ve numarasını belirttiğimiz CGK’de de açıkca belirtildiği üzere hem TCK’nin 87/4 hem de TCK’nin 81. maddelerinde maktul olay nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu iki maddeden hangisinin uygulanacağını tespit ederken belirlenmesi gereken temel konu sanığın maktulü bıçakla darp ederken kastının onu yaralamak mı yoksa öldürmek mi olduğunun tespitidir.
Sanıkla maktul arasında olay öncesi bir husumet yoktur. Sanığın olay gecesi aşırı alkollü şekilde ve hızlı araç kullanıp sanık ve arkadaşı …’ın yaya olarak karşıdan karşıya geçtiği sırada onların üzerlerine sürmesi nedeniyle sanık yavaş kullanın diye aracın arkasından bağırmış, otopsi raporu ve tanık beyanlarına göre alkollü olan ve aracı kullanan maktul 30-40 metre ileride aracı durdurarak geri gelip arkadaki başka bir araca çarparak durmuş, önce maktulün yanındaki tanık … sonra da maktul araçtan inerek sanık ve yanındaki arkadaşı ile tartışmaya ve kavgaya başlamışlardır. Olay da kullanılan bıçağı olay yerine sanığın mı maktulün mü getirdiği belli değildir. (Sanık bıçağı kavga sırasında maktulün elinden aldım demektedir.) Dosyaya göre sanık, maktul ile tanıklardan … ile … kavga etmiş ve maktul yaralanınca taraflar ayrılmıştır. Olayda kullanılan bıçakla kavga sırasında maktulün kasık kısmına 1 kez vurulduğu sabittir. Ancak engel hal olmadığı halde sanığın maktule saldırmaya devam etmemesi olay öncesi, olay esnası ve sonrasındaki sanık ve maktulün konumları (maktul yaralandıktan sonra aracına binip hareket etmiş ancak yolda kaza yaparak durmuştur.) birlikte değerlendirildiğinde olay taraflarını dinleyen delillere doğrudan dokunan ve sanığın yaralama kastı ile hareket ettiğini kabul eden yerel mahkemenin suçun vasfı ile ilgili takdir ve kabulünün doğru olduğunu düşündüğümden sanığın haksız tahrik altında yaralama kastı ile maktulü bıçaklayıp ölümüne neden olma suçundan TCK’nin 87/4. maddesi gereği cezalandırılması gerektiği kanaatiyle Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.