Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/693 E. 2021/12280 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/693
KARAR NO : 2021/12280
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
MAKTUL : …
MÜŞTEKİ : …
MAĞDURLAR : …, …
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM : Sanık hakkında “nitelikli kasten öldürme” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 82/1-d, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile mahkumiyete dair.
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Kurum vekili, re’sen

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca, sanık hakkında eşe karşı kasten öldürme suçundan açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yokluğunda verilen hükmün tebliği üzerine, vekilinin temyiz dilekçesiyle sanık hakkında verilen hükmü temyiz etmekle katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede,
Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayininde, suçun sübutunun kabulünde ve takdiri indirim sebeplerine dayalı cezayı azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecesinin takdiriyle ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde, bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, suçun sanık tarafından işlenmediğine; katılan Kurum vekilinin, sanık hakkında takdiri indirim sebebi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Oluşa, mahkemenin kabulüne ve dosya kapsamına göre sanığın resmi nikahlı eşi olan maktulü, sabah saat 07:30 sıralarında, maktulün uyuduğu sırada ateşli silahla yakın mesafeden iki el ateş ederek öldürdüğü olayda, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 82/1-d maddesinin yanı sıra aynı Kanun’un 82/1-e maddesinde yer verilen “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı” şeklindeki nitelikli halin de olayda gerçekleştiğinin gözetilmemesi,
2) Evli olan taraflardan maktulün uyuşturucu madde kullanması nedeniyle taraflar arasında geçimsizlik yaşanmaya başladığı, maktulün sanığa aralıklarla şiddet uyguladığı, sanığın bu nedenle bir süreliğine evi terk ettiği, aksi kanıtlanamayan savunmaya göre olay tarihinden iki gün önce tekrar şiddete maruz kalan sanığın, olay günü sabah saatlerinde kayınpederine ait tabancayla maktulü öldürdüğü olay nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nin 29/1. maddesinde “ağırlaştırılmış müebbet cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla” kadar ceza aralığı belirtildiği gözetilerek, maktulün sanığa yönelik gerçekleştirdiği ve haksız tahrik kabul edilen davranışların ulaştığı boyut dikkate alınarak TCK’nin 29/1. maddesi gereği makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde 18 yıl hapis cezasına hükmetmek suretiyle eksik ceza tayini,
3) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin eklenmiş olması gözetilerek, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Maktulün kardeşi olan ve sanıktan şikayetçi olduğunu, kamu davasına katılmak istediğini beyan eden …’in katılma talebinin, 09/09/2014 tarihli celsede “reddine” karar verildiği halde adı geçenin gerekçeli karar başlığında “katılan” olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
15/09/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı … …’in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii, Avukat …’ın yokluğunda 16/09/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.