YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/909
KARAR NO : 2018/17955
KARAR TARİHİ : 25.10.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, borçlunun, alacaklı ile danışıklı takip yaptığını, boşanma davası açan 3. kişiye borçlunun maddi olarak zarar vermek istediğini, borçlu adına taşınmazlara haciz konulmadığını, işyerine hacze gidilmediğini, sadece müvekkilinin yaşadığı evde haciz yapıldığını, haczedilen malların müvekkilinin şahsi menkulleri olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, danışıklı takip yapılmadığını, borçlunun işlerinin iyi gitmediğini, borçlu maddi olarak sıkıntıda olduğu için borç verdiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı 3. kişinin iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haczin, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığı, haciz sırasında borçluya ait herhangi bir eşya bulunmadığı. hacizde borçlunun hazır bulunmadığı, 3. kişinin huzurunda haczin yapıldığı her ne kadar 3. kişi, borçlunun eski eşi ise de, taraflar arasında çekişmeli boşanma davası görülmüş olup zina nedeni ile borçlu kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan kolluk araştırmasında 3. kişinin 2009 yılından bu yana haciz adresinde oturduğu tespit edilmiştir. TMK mad. 197/I’e göre eşlerden birinin, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır. Kaldı ki, 3. kişinin 5.10.2011 tarihinde açtığı boşanma davasında davalı- karşı davacı sıfatı bulunan borçlu haciz yapılan evin çocukların okuluna yakın olması nedeni ile satın alındığını, çocuklara tahsis edildiğini, ailecek taşınılmadığını, farklı bir adreste ikamet ettiğini açıklayarak yetki itirazında bulunmuş olup yetkisizlik kararı verilmiş, karar 11.04.2013 tarihinde onanmıştır. Buna göre, borçlu 3. kişi ile birlikte haciz adresinde yaşamamaktadır. Bu durumda, mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, davanın İİK mad. 97 gereğince 3. kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ancak delil olarak icra dosyası ve tanığa dayanan davalı alacaklı tanık listesi de sunmamış olup karinenin aksini ispatlayamamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.