YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2864
KARAR NO : 2021/6265
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davanın reddine ilişkin hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davacılar vekilinin 15/10/2008 tarihli dava dilekçesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) ihbar olunan Cumhuriyet savcıları tarafından düzenlenen 2008/623 numaralı iddianamesinde, iddianamenin “hukuki durumun değerlendirilmesi” başlığı altında davacıların miras bırakanı olan davacı İlhan Selçuk hakkında küçültücü ifadeler kullanmak suretiyle kişilik haklarının ihlal edildiği, davacının eylemlerinden dolayı değil düşüncelerinden dolayı cezalandırılmasının istendiği, davacının yaşamının sorgulandığı, subjektif değerlendirmelere yer verildiği, davacı İlhan Selçuk’un dava dışı kişilerle yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin konuşma dökümlerinin ilgisiz şekilde ve herhangi bir ayıklamaya tabi tutulmadan iddianameye aktarıldığı böylelikle özel yaşamının gizliliğinin ihlal edildiği iddialarına yer verildiği, bu iddia ve sebeplerle açılan dava kapsamında, söz konusu iddianameyle davacı İlhan Selçuk’un kişilik haklarına saldırıldığının hukuken tespitinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 49/3. maddesi uyarınca haksız tecavüzün kınanmasının ve yargılama sonrası verilecek kararın günlük yayın yapan gazetelerde basın yoluyla ilan edilmesinin talep edilmesi üzerine yerel mahkemece davanın kabulü ile TMK’nın 25/1. maddesi uyarınca davacının kişilik hakları yönünden hukuka aykırılığının tespitine ve Borçlar Kanunun 49/3. maddesi uyarınca yapılan bu tecavüzün kınanmasına karar verilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında kimlerin hangi koşullarda maddi ve manevi zararlarını devletten talep edebileceklerinin tahdidi olarak sıralandığı, aynı maddenin 3. fıkrasına 18/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 70. maddesiyle “Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.” şeklindeki düzenlemenin ilave edildiği, bu düzenlemeyle maddi ve manevi tazminat talep etme sebeplerinin genişletildiği anlaşılmakla birlikte, CMK’nın 141. maddesi kapsamındaki tazminat taleplerin maddi ve manevi tazminata ilişkin olabileceği, bunun dışındaki taleplerin bu madde kapsamında Ağır Ceza Mahkemeleri aracılığı ile talep edilemeyeceği gözetilerek davacının “kişilik haklarına saldırıldığının hukuken tespitinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 49/3. maddesi uyarınca haksız tecavüzün kınanmasının ve yargılama sonrası verilecek kararın günlük yayın yapan gazetelerde basın yoluyla ilan edilmesi” şeklindeki talebini içeren davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usule ve kanuna aykırı yön bulunmadığından, davacılar vekilinin davanın kabul edilmesi gerektiğine ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 27.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.