YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5289
KARAR NO : 2021/11950
KARAR TARİHİ : 08.09.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
MAKTUL : …
MAĞDURLAR : …, …, …
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : 1) İlk derece mahkemesi yönünden;
a) Sanık hakkında “nitelikli kasten öldürme” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 82/1-d, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile mahkumiyete dair; İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20/12/2019 gün ve 2019/403 Esas, 2019/605 Karar sayılı kararı,
b) Sanık hakkında “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçundan, 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi ve 5237 sayılı TCK’nin 62, 52/2, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile mahkumiyete dair; İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20/12/2019 gün ve 2019/403 Esas, 2019/605 Karar sayılı kararı, 2) Bölge adliye mahkemesi yönünden;
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … müdafii ile katılan Kurum vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı CMK’nin 280/1-a maddesi gereği esastan reddine dair, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02/10/2020 gün ve 2020/758 Esas, 2020/1060 Karar sayılı kararı.
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Kurum vekili
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık … hakkında, 16/06/2019 tarihinde işlediği anlaşılan “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçu sebebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 16/08/2019 tarihli, 2019/101253 Soruşturma, 2019/35857 Esas ve 2019/7268 İddianame numaralı iddianame ile İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 2019/403 Esas sayılı kamu davasının açıldığı; yine aynı tarihli eylem için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 17/11/2020 tarihli, 2020/29782 Soruşturma, 2020/36979 Esas ve 2020/625 Talepname numaralı talepname ile İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2020/309 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, her iki mahkemece aynı eyleme ilişkin kovuşturma yürütüldüğü;
Sanık hakkında yapılan yargılamalar neticesinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 20/12/2019 tarihinde, İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ise 17/11/2020 tarihinde ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu, her iki ilamın da ayrı ayrı kesinleştiği ve sanığın adli sicil kaydına işlendiği anlaşılmakla;
5271 sayılı CMK’nin 223/7. maddesinde yer verilen “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereği İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, aynı sanık hakkında, aynı fiil nedeniyle daha önceden açılmış bir dava bulunduğu gözetilerek 5271 sayılı CMK’nin 223/7. maddesi uyarınca “davanın reddine” karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulmuş ise de bu hususta olağanüstü kanun yoluna başvurularak bahse konu hukuka aykırılığın giderilmesi mümkün görülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02/10/2020 gün ve 2020/758 Esas, 2020/1060 Karar sayılı kararına karşı, sanık müdafii ve katılan Kurum vekili tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291/1. maddesinde belirtilen kanuni süre içinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla;
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçu yönünden ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen karara karşı katılan Kurum vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargılama konusu “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçu yönünden katılan Kurumun doğrudan suçtan zarar görmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla da açılmış davaya katılma hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, katılan Kurum vekilinin bahse konu suç yönünden temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK’nin 298/1. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık hakkında “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçu yönünden ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen karara karşı sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nin 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK’nin 298/1. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
3) Sanık hakkında “nitelikli kasten öldürme” suçu yönünden ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen karara karşı sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince hükmolunan ceza miktarının, 5 yıl hapis cezasının üzerinde olması nedeniyle hükmün, 5271 sayılı CMK’nin 286/2-a maddesi uyarınca temyize tabi olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02/10/2020 gün ve 2020/758 Esas, 2020/1060 Karar sayılı kararında bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan katılan Kurum vekilinin, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, eylemin canavarca hisle ve eziyet çektirerek işlendiğine, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesi gereği takdiri indirim sebebi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine,
Ancak;
a) Sanığın her aşamada “psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu ve bu hususta tedavi gördüğünü” beyan etmesi, maktul ile sanığın müşterek çocukları olan mağdur …’in, kovuşturma aşamasında 21/11/2019 tarihli celsede “babamın psikolojik rahatsızlığı nedeniyle annemi öldürdüğünü düşünüyorum” şeklindeki beyanı ile sanık … müdafii tarafından bu hususun araştırılmasının talep edilmesi karşısında sanığın, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi ya da Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarına sevki ile suç tarihi itibariyle yargılama konusu suç yönünden 5237 sayılı TCK’nin 32. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığı hususunda sağlık kurulu raporu temin edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile “Sanık müdafi aşamalarda müvekkilinin psikolojik problemler yaşadığını belirtmek suretiyle müvekkilinin cezai ehliyetinin olmadığına vurgu yapmışsa da; bizzat sanığın bu yönde bir söyleminin olmadığı, yine sanık müdafinin müvekkilinin ismini tespit edemediği bir psikolog tarafından tedavi edildiğini belirttiği görülmüşse de, psikolojik tedavi görülmüş olmasının kişinin cezai ehliyetini doğrudan etkileyen bir durum yaratmadığı, kaldı ki sanığın iddia edildiği gibi tedavi gördüğüne veya akıl hastası olduğuna dair dosya kapsamına yansıyan tıbbi bir evrak da olmadığı, yine sanık … maktulün oğullarına huzurda bu husus sorulduğunda babalarının ruhsal bir rahatsızlığının bulunmadığını ifade ettikleri, huzurda dinlenen sanığın cezai ehliyetine yönelik heyette herhangi bir tereddüt oluşmadığı hususları birlikte değerlendirilerek sanık müdafinin ilgili talepleri reddedilmiştir.” şeklindeki yerinde olmayan ve dosya kapsamına aykırı gerekçe yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/(1) maddesinde; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibareleri yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02/10/2020 gün ve 2020/758 Esas, 2020/1060 Kararının bu nedenlerle, 5271 sayılı CMK’nin 302/2. maddesi gereği isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/2-a. maddesi gereğince “İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.