YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9381
KARAR NO : 2021/11858
KARAR TARİHİ : 07.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü
1) Sanık … hakkında mağdurlara yönelik hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında, mağdur …’a karşı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/3. maddeleri uyarınca kasten yaralama, mağdur …’a karşı ise TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten yaralama suçlarından kamu davaları açıldığı, sanığın mağdur …’a karşı işlediği suçun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca mağdur …’a karşı işlediği kasten suçunun diğer mağdura yönelik suçla birlikte işlenmesi nedeniyle, sanığın üzerine atılı suçların tamamının uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşılmış ise de 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı farklı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşmanın mümkün olabileceği hükmünün de getirilmiş olması karşısında, CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, sanığın mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile mağdur … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
2) Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nin 151/1. maddesi kapsamındaki mala zarar verme suçu da uzlaştırma kapsamına alınmış olup, sanık ile şikayetçi arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’ nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında hüküm kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; … de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma aşamalarında mağdurun, “… araçtan iner inmez hiçbir şey söylemeden burnuma kafa attı, orada burnum kırıldı ve burnumdan kan gelmeye başladı, benim burnum kanamaya devam ediyordu, … bana “arabaya bin” dedi, ben araca bindim, … ile birlikte araçla hastanenin ilerisinde bulunan tenha bir yere gittik, yaklaşık bi 5-10 dk sonra abim, daha sonrasında da sanık … aracıyla geldi, devamında arbede ortamı oldu, bu olaylar sırasında sanı … aracının bagajından çıkartmış olduğu sopa ile babamın aracına vurmaya başladı, ben de bir ara araçtan çıktım, …’e “yapma abi” dediğim sırada elindeki sopa ile kafama vurdu.” şeklindeki beyanı karşısında, mağdurdaki hangi yaralanmanın hangi sanıktan/sanıklardan sadır olduğu, ayrıca sanıklar arasında iştirak ilişkisi kurulup kurulmadığının, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp, ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtıldıktan sonra sanık hakkında hüküm kurulması gerekliliği gözetilmeden, gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Mağdur hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 24.10.2014 tarihli raporda, “hastanın muayenesinde septumun sağa deviye olarak izlendiği” ve yine … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17.12.2014 tarihli raporda, “nazal kemikte sağ laterale hafif deplasman gösterin parçalı fraktür görüldüğü” şeklinde tespitlerde bulunulmasına rağmen, mağdur hakkında sabit iz yönünden değerlendirme yapılmadığı ve bu haliyle müştekinin yaralanması hakkında düzenlenen raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, müştekinin tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının özellikle yüzünde sabit ize neden olup olmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek ve niteliği hususunda 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Mağdurun kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2. derece) etkileyecek nitelikte olduğunun kabul edilmesi, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi ve adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde (1/3) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
d) Sanık hakkında kurulan hükümde, TCK’nin 86/1. maddesine göre “1 yıl 6 ay hapis cezası” olarak belirlenen temel cezada, eylemin silahla işlendiğinin kabulü ile aynı Kanun’un 86/3-e maddesine göre 1/2 oranında artırım yapılırken, “1 yıl 15 ay hapis cezası” yerine hesap hatası sonucu “2 yıl 3 ay hapis cezası”, TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında arttırım yapılırken “1 yıl 24 ay hapis cezası” yerine hesap hatası sonucu “3 yıl hapis cezası” ve TCK’nin 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken “1 yıl 18 ay hapis cezası” yerine hesap hatası sonucu “2 yıl 6 ay hapis cezası” şeklinde fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
4) Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e. maddesinin uygulanmadığı anlaşılmakla tebliğnamenin bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Mağdur hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 24.10.2014 tarihli raporda “hastanın muayenesinde septumun sağa deviye olarak izlendiği,” ve yine … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17.12.2014 tarihli raporda “nazal kemikte sağ laterale hafif deplasman gösterin parçalı fraktür görüldüğü” şeklinde tespitlerde bulunulmasına rağmen, mağdur hakkında sabit iz yönünden değerlendirme yapılmadığı ve bu haliyle müştekinin yaralanması hakkında düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, müştekinin tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının özellikle yüzünde sabit ize neden olup olmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek ve niteliği hususunda 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Mağdurun kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2. derece) etkileyecek nitelikte olduğunun kabul edilmesi, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi ve adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde (1/3) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 07.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.