Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/1554 E. 2018/17965 K. 25.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1554
KARAR NO : 2018/17965
KARAR TARİHİ : 25.10.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı vekili, borçlunun adresinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, istihkak iddiasında bulunan Zeynep’in borçlunun eski eşi olup, boşanma davasına ilişkin mahkeme ilamı ve ek protokolü sunarak istihkak iddiasında bulunduğunu, iddianın muvazaalı olduğunu, istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu ve üçüncü kişi davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamışlardır.
Mahkemece, borçlu ile 3. kişinin borcun doğumundan sonra Büyükçekmece 3. Aile Mahkmesinin 2015/326 E 2015/386 K. sayılı kararı ile 15/04/2015 tarihinde TMK. 166/3 maddesi gereğince boşanmalarına karar verilerek aynı tarih itibari ile imzalanan protokolün tasdik edildiği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla borcun doğumundan sonra boşanmanın gerçekleştiği, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, boşanma davasının borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması sebebi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; alacaklının İİK 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
İcra takibine konu borcun dayanağını oluşturan senet 06.04.2015 tanzim 06.05.2015 ödeme tarihlidir. Davalı borçlu ve üçüncü kişi ise 15.04.2015 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Tarafların borcun doğum tarihinden sonra anlaşmalı olarak boşanmış olmaları alacaklının iddia ettiği gibi davalılar arasında muvazaa ilişkisinin varlığını düşündürmektedir. Ancak sadece anlaşmalı boşanmış olmaları muvazaa ilişkisinin varlığını kanıtlamak için yeterli değildir. Bununla birlikte haciz adresi borçlunun önceki tarihlerde kullandığı mernis adresi ise de, şu anda orada ikamet etmediği, icra dosyası ve dava dosyası kapsamında yapılan tebligatlarla sabittir. Takibe dayanak senet adresi, ödeme emri tebliğ adresi ve haciz adresleri birbirinden farklı olup, haciz sırasında haciz mahallinde borçluya ait evrak veya eşya bulunamamıştır. Mülkiyet karinesi bu bilgiler ışığında üçüncü kişi lehine olup, alacaklı iddiasını ispatla yükümlüdür. İspat yükü üzerinde olan davacı alacaklı yerine mülkiyet karinesi yanlış kurularak üçüncü kişiye ispat külfeti yüklenmiştir. İspat yükü üzerinde olan alacaklı tarafından karinenin aksi ve taraflar arasındaki boşanmanın muvazaalı olduğunu ispatlayacak herhangi bir delil dosyaya sunulmamış olması nedenleriyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.