YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4151
KARAR NO : 2021/5293
KARAR TARİHİ : 22.06.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Doğubayazıt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.11.2019 tarih ve 2010/224 E. – 2019/298 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya fatura karşılığı ilaç satıldığını, ancak davalının fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine başlatılan takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça irsaliyeli faturalarda bulunan imzaların kendilerine ait olmadığı ve herhangi bir yetkilinin de imzasının bulunmadığı şeklinde savunma ileri sürüldüğü, davada öncelikle davacının iddia edilen ilaç ve ıtriyat malzemelerinin kim tarafından teslim edildiği, depolarından ne şekilde çıktığı, kime teslim edildiği hususlarının ispat edilmesi gerektiği, davacının bu hususları ispatlayacak bir delil ortaya koyamadığı ve bu hususun davacı tarafça ispatlanamadığı, davacı tarafa tüm ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere kesin süre verildiği ancak temin edilen 18.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda defter kayıtlarının özet olmasından dolayı detaylı tespitlerin yapılamadığının belirtildiği, aynı tarihli raporda 2006 yılında düzenlenen faturalara karşılık alındığı belirtilen vadeli bonoların ibraz edilmediğinin tespit ediliği, bununla birlikte her ne kadar davacı tarafça bonolar ibraz edilmemişse de, celbedilen Erzurum 1.İcra Mahkemesi’nin 2007/14 Esas 2007/209 Karar sayılı dosyasında davacı tarafça Erzurum 4. İcra Müdürlüğü’nün 2006/3568 esas sayılı dosyasında takibe konu edilen tüm bonoların 2006 yılına ait olduğu ve senet altındaki imzaların davalıya ait olduğunun tespit edilemediği ve kararın Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleştiği, temin edilen 18.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda 2007 yılına ait defterler incelendiğinde yine defterlerin özet olmasından dolayı işlemlerin aşama aşama ve detaylı tespitinin yapılamadığı, Erzurum şubesi 2007 yılı yevmiye defteri incelendiğinde kapanış tasdik bilgisinin görülmediği, dolayısıyla kapanış tasdiki bulunmayan özet niteliğinde olan ve tam bir tespit yapılamayan ticari defter ve kayıtların hükme esas alınamayacağı, celbedilen Valilik yazısına göre davalının sahibi olduğu eczanenin 27.11.2006 tarihinde kapatıldığının sabit olduğu, aynı taraflar arasında görülen Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/185 Esas 2010/220 Karar sayılı ilamında da irsaliyeli faturalardaki imzaların davalıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2011/1766 E. ve 2011/10084 K. Sayılı ilamı ile onandığı, sonuç olarak davacının davasını ispatlayamadığı ve davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafça davacı tarafın takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava 1086 sayılı HUMUK döneminde açılmış olup, davacı dava dilekçesinde “sair deliller” demekle ve bilahare verdiği 29/05/2008 tarihli dilekçe ile açıkça yemin deliline de dayandığını belirtmekle mahkemece ispat yükü üzerinde bulunan davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.