Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/5398 E. 2021/5860 K. 02.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5398
KARAR NO : 2021/5860
KARAR TARİHİ : 02.06.2021

MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İZMİR 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, adına kayıtlı İzmir İli, … İlçesi, … Köyü, … Parsel sayılı 539 m2 miktarındaki arsa üzerine inşa edilmiş olan dubleks binanın zemin kat 2 nolu kat irtifakına ayrılan 1/2 arsa paylı dubleks taşınmazı 320,000,00-TL bedelle davalılardan …’a satmak üzere anlaştıklarını, alıcı …’un davalı Garanti Bankası A.Ş nin … Şubesinden konu gayrimenkulü ipotek göstererek konut finansmanı başvurusunda bulunduğunu ve adına bankada ipotek işlemlerinin gerçekleştirildiğini, ipotek işlemi ve taşınmazın devri işlemi tamamlandığında bankadan paranın kendisine ödeneceğinin söylendiğini, bedeli tahsil etmek için bankaya başvurduğunda kredi bedelinin alıcı …’a ödendiğini öğrendiğini, alıcının iyi niyetli davranmayarak ipotek bedelini ödemediğini, davalı bankanın da kusurlu ve ihmalkar davranışı nedeniyle gayrimenkulü ipotek ettirdiğini ve gayrimenkulün bedelini almadan gayrimenkulün devrini gerçekleştirdiğini, açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın satışından kaynaklanan davalı banka ve davalı alıcı tarafından kendisine ödenmeyen 160,000,00-TL nin yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.Mahkemenin 2016/160 E.- 2018/226 K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13.H.D.’nin 2018/2815 Esas 2019/2313 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, bu kez davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalılardan …’un başvurduğu konut kredisinin yine davalıya ödenip, banka tarafından davacı hesabına ödenmemesi ve davalının da davacıya konut satışından kaynaklı ödeme yapmaması nedeniyle alacak talebine ilişkindir. Davacı ile davalılardan … arasında taşınmaz satışına ilişkin anlaşma yapılıp, davalı …’un diğer davalı Bankaya 160.000,00 TL miktarlı konut kredisi için başvuru yaptığı, dosya kapsamından anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı Bankanın, hesapta kalan 157.200-TL’yi 17/01/2007 tarihinde davalı …’a ödemiş olduğu, sözleşmede kredi tutarının satıcıya ödeneceğine dair bir madde yer almadığı, Banka sözleşmeye uygun olarak davalı adına tahsis ettiği krediyi yine sözleşmeye uygun olarak kredi müşterisi olan davalı hesabına yatırdığının belirlendiği, sonuç olarak Bankanın taraflar arasındaki ticari ilişkiyi bilemeyeceği, Bankanın davacı veya davalının kredi tutarı davacı hesabına geçmesi yönüyle ilgili vereceği yazılı talimat ile hareket edebileceği, Bankaya bu yönde verilen bir talimat belgesi ibraz edilmediği, Bankanın sözleşmeye uygun davrandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, sözleşmede kredi tutarının satıcıya ödeneceğine dair bir madde yer almadığı, Bankanın sözleşmeye uygun olarak davalı adına tahsis ettiği krediyi yine sözleşmeye uygun olarak kredi müşterisi olan davalı hesabına yatırdığı, Bankanın taraflar arasındaki ticari ilişkiyi bilemeyeceği, Bankanın davacı veya davalının kredi tutarı davacı hesabına geçmesi yönüyle ilgili vereceği yazılı talimat ile hareket edebileceği, Bankaya bu yönde verilen bir talimat belgesi ibraz edilmediği, ayrıca davacı ile davalı … arasında mevcut borca ilişkin protokol yapıldığı, davacının Bankadan kullanılan konut finansmanı sözleşmesi gereğince kendisine ödenmesi gerektiği hukuksal nedenine dayalı bu davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de, davacı tarafından istinaf edilen kararın esastan reddine karar verilmiştir. Ancak konut kredisi kullanmakta amaç taşınmazın ipotek edilerek çekilen kredi bedeli ile taşınmazın satış borcunu ödemektir. Bu hususta, kredi bedelinin alıcı adına bloke edilmesi gerekip gerekmediği ile ödemenin kime yapılacağı noktasında banka teamüllerinin araştırılması gerekmektedir. Davacı tanığı…’un davacının oğlu olduğu, dava konusu olayla ilgili olarak BDDK’ya şikayette bulundukları, BDDK’nın cevabında Banka tarafından yapılan işlemin usulsüz olduğunu bildirdikleri beyanı da dikkate alınarak, yeniden değerlendirme yapılmalıdır. O halde, yukarıda açıklandığı üzere dava konusu olayda banka teamülleri ve davacının BDDK’ya başvurusu araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bölge Adliye Mahkemesince, 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/131 esas sayılı dosyasının incelemesinde, davacının müdahil olarak katıldığı davada davalı …’ın dolandırıcılık iddiasıyla sanık olduğu ve sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği, kararın 24.11.2015 tarihinde onanarak kesinleştiği tespit edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde, Ceza Mahkemesi kararına değinerek; karara dayanak alınan 24.10.2007 tarihli Taahhüt sözleşmesi başlıklı protokolün, davalı … ve davacı … ve eşi … tarafından imzalandığı, davalının davacının eşi …’e ait ancak banka tarafından üzerine 120.000,00 TL ipotek konulan taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldıracağı ve davalının davaya konu konutların satışı nedeniyle ödenmeyen borcundan muaf olacağının kararlaştırıldığı, bu sözleşmenin teminatı olarak da senet düzenlendiği, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde 20.01.2008 tarihinde senetlerin takibe konulacağının kararlaştırıldığı, davalı …’ın protokole uygun davranarak borcu ödediği ve bu nedenle ipoteğin kaldırıldığı tespitine yer verilmiştir. Ayrıca, taraflar arasında düzenlenen taahhüt sözleşmesi mahkeme kararı ile kesinleşmiş ve bağlayıcı hale gelmiş olduğundan aksi tüm yargılama aşamalarında iddia ve ispat edilmediği gibi bu konunun istinaf sebebi olarak da gösterilmeyip sadece bankanın basiretli tacir gibi davranmadığının iddia edildiği ancak davalı banka tarafından verilen kredilerin konut kredisi olmakla birlikte bağlı kredi olmadığı, davacı veya davalı tarafından bankaya kredinin satıcıya ödeneceğine dair bir talimat verilmediği, davalı …’ın 24.10.2007 tarihli taahhüt sözleşmesine uygun davrandığı ve bu suretle davacının satış parasını almış olduğu anlaşıldığından, istinaf talebinin reddine BAM tarafından karar verilmiştir. Ceza davasında karara dayanak yapılan ayrıca BAM kararında bahsedilip, taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen taahütnamenin ve ceza dosyasının dava konusu olayla ilgili olarak incelenmesi gerekmektedir. O halde, yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında yapıldığı iddia edilen söz konusu taahütname ve ceza dosyasının değerlendirilerek, gerekirse bilirkişiden Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, bozma nedenidir.
3-Bozma nedenlerine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 02/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.