YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/214
KARAR NO : 2021/11305
KARAR TARİHİ : 28.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
MAKTUL : …
KATILANLAR : …, …, …
SUÇ : Olası kastla öldürme
HÜKÜM : Sanık hakkında maktule karşı olası kastla öldürme suçundan TCK’nin 81, 21/2, 62, 53. maddelerine göre 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması
TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekilleri, sanık müdafileri, re’sen
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm sanık müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmekle;
Dosya incelendi;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … hakkında maktul …’e karşı olası kastla öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdiri indirim nedenlerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, bozma üzerine verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden; sanık müdafilerinin taksirle işlendiğine, beraat etmesi gerektiğine, katılanlar vekillerinin kasten işlendiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, re’sen de temyize tabi hükmün ONANMASINA, sanık … hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak sanık müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
28/06/2021 gününde Üye …’in eylemin TCK’nin 81. maddesi kapsamında kaldığı kanaati ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’ın, maktul …’ı öldürdüğü sübuta eren olayda sanığın eyleminin TCK’nın 81. maddesi kapsamında kasten adam öldürme suçunu oluşturduğunu düşündüğümden sanığın müsnet suçu olası kasıtla işlediği kanaati ile TCK’nın 81, 21/2. maddelerince uygulama yapan Batman Ağır Ceza Mahkemesi kararını onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Dosyaya göre olayın oluş şeklinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Şöyle ki; Olay tarihinde Jandarma Erleri olan sanık …, maktul … , tanıklar …, …, …, … birlikte görev yaptıkları karakolun etrafına tel örgü çekme işi ile görevlendirildikleri bu çalışma sırasında tanık …’ın bu askerlerin geniş çevre güvenliği için bixi silahıyla yakındaki dereyi gözetlediği, sanık …’ın tel çeken askerlerin yanında G-3 uzun namlulu Piyade tüfeği ile yakın çevre güvenliği aldığı, maktul … ve diğer tanıkların ise bizzat tel çekme işi ile meşgul oldukları, olay öncesinde sanık ve maktul arasında herhangi husumet olmadığı, hatta zaman zaman karşılıklı sözlü şakalaşmalar olduğu (Tanık beyanlarına göre taraflar arasında silahla ilgili şakalaşma hiç olmamıştır), olay anında sanık …’ın çekilen tel örgünün bir tarafında silahıyla ayakta beklediği, maktulün ise çekilen telin diğer tarafında tel bağladığı tarafların bu esnada şakalaşmadıkları bu esnada maktul ve sanık arasında 1-2 metre kadar mesafe olduğu, sanığın belirlenemeyen bir nedenle elindeki emniyette olan tüfeğin kurma kolunu çekerek şarjördeki mermiyi silahın namlusuna verdiği ve emniyet tertibatını devre dışı bıraktığı (Tanıklar … ve …, silahın kurma kolunun kurulma sesini duyduk ve bu ses üzerine tüfeği elinde tutan sanığa baktık demişlerdir) hemen sonrasında tüfeğin bir el ateşlendiği, tanık olarak dinlenen askerlerin sese doğru baktıklarında olay anında sanığın kullandığı tüfeği maktule doğrulttuğunu gördüklerini söylemişlerdir.
Sanık ve maktul dosya kapsamına göre; askerliklerinin bitimine kısa süre kalmış acemi olmayan usta jandarma erleri olup sanık, elindeki silahın uzun namlulu, tahrip gücü yüksek bir savaş silahı olduğunu, emniyetinin izin verilmeden kapatılamayacağını, eğitimler ve emirler dışında kurma kolunun çekilip emniyet mandalını açıp bir insana doğrultulmayacağını bilen, bunun eğitimini alan bir insandır.
Olay anında taraflar arasında 1-2 metre kadar mesafe olup sanık tel örgünün bir tarafında, maktul de diğer tarafındadır, yani aralarında silahın her ikisinin arasında çekiştirildiğine veya şakalaşıldığına dair de hiçbir bulgu yoktur. Olay anında tarafların sözlü olarak şakalaşmaları da dosyaya göre söz konusu değildir. (Tarafların olay öncesinde şakalaştıkları sabittir, ancak olay anında şakalaştıklarına dair hiç bir beyan yoktur)
Bu haliyle sanığın öldürücü nitelikteki yüksek atış gücüne sahip savaş silahının kurma kolunu çekerek karşısında duran maktul …’a yönlendirip tetiğe kuvvet uygulayarak silahı ateşlemesi ve sonucunda bir kişinin ölmesi (Dosyadaki kriminal rapora göre silah sağlamdır, tetiğe belirli bir kuvvet uygulanmak suretiyle ancak ateş edilmesi mümkündür, herhangi bir arızası yoktur. Yere düşme ile patlaması söz konusu değildir.) eylemi mevzuatımızda kasten adam öldürme suçu şeklinde düzenlenmiştir.
TCK’nın 21/1. fıkra 2. cümlesinde kast şöyle tarif edilmiştir; Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kast dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmelidir. Olası kast ile kast arasındaki ince nüans da bu ölçüye göre belirlenmektedir.
Sanık, öldürücü nitelikli görev silahını kurarak mermiyi namluya sürmüş, silahı maktule doğrultmuş ve dosyadaki kriminal rapora göre herhangi bir arızası bulunmayan tüfeğin tetiğine belli bir kuvvet uygulayarak maktulün öleceğini bilerek veya muhakkak şekilde öngörerek ateş etmiştir. 1-2 metre mesafeden vücudun öldürücü nahiyesine bilerek ateş edilmesi sonucu meydana gelen ölüm olayı kasten adam öldürme suçudur ve hayatın olağan akışına uygun olarak maktul hayatını kaybetmiştir. Kullanılan silahın niteliği dikkate alındığında kullanılan silahın öldürmeye elverişli olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır.
Yerel mahkemenin, sanık sonucu öngörüyordu, ancak ölüm neticesini istemiyordu şeklindeki gerekçesi ve sanığın olası kasıtla suçu işlediğini kabul etmesi dosya kapsamına göre doğru bir kabul değildir. Zira sanığın dış dünyaya yansıyan eylemleri sanığın TCK.nin 21/1. fıkra 2. cümlesinde ve TCK.nin 81. maddesinde tanımını bulan tipik kasten adam öldürme suçudur. İş bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaati ile Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.