Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5570 E. 2021/4450 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5570
KARAR NO : 2021/4450
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.04.2018 tarih ve 2017/126 E- 2018/364 K. sayılı kararın davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.05.2020 tarih ve 2018/1547 E- 2020/471 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı …Ş. arasında konut satış sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin ödemelerini senetle yapmayı taahhüt ettiğini, bu nedenle düzenlenlenen senetlerin Atmaca Gayrimenkul A.Ş’ye verildiğini, Atmaca Gayrimenkul A.Ş’.nin senetleri Akbank … Şubesine teminat olarak tevdi ettiğini, bankanın müvekkili tarafından ödenmiş olan 25.10.2016 tarihli 65.000.-TL tutarlı 1 no.lu senedi Atmaca Gayrimenkule göndermek amacı ile kargoya verdiğini, kargo şirketinin ise ilgili senedi başkalarına ait çok sayıda evrak ile birlikte çaldırdığını, çalınan senedin çeşitli şirketler vasıtası ile ciro edilmek üzere Konya 8. İcra Dairesi’nin 2016/1246 esas numaralı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkilininin verdiği senetlerin davalıların fiilleri nedeniyle çalınmış olmasından mütevellit haksız bir şekilde borçlu konumuna düştüğünü, müvekkilinin sözleşme dolayısı ile vaki borçlarını ödediğinden yapılan haksız, hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun icra takibi kapsamında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … …A.Ş. vekili; davaya konu senedi davacının konut satışına istinaden verdiğini ve bedelinin davacı tarafından ödendiğini, tahsil edilmesi nedeniyle bankadan müvekiline teslim edilmek üzere kargoya verildiğini ve kargoda senedin çalındığını, müvekkilerinin de icra takibinde borçlu konumda olduğunu, dava konusu edilen senet dışında müvekkiline ait olan ve çalınan 2 adet senedinin de yine diğer davalının aynı ciro silsilesi ile hamil olduğunu ve bu senetler nedeniyle de icra takibi başlattıklarını, kimseye borçları olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Özcan Kargo … Ltd. Şti. vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığından reddi gerektiğini, davacı tarafça eksik harcın tamamlanmadığını, müvekkilinin, dava konusu bononun meşru, haklı ve iyiniyetli hamili olduğunu, senedin zayi edilmiş olmasının müvekkilinin yetkili hamil olmasına engel teşkil etmeyeceğini, davacının imzasına yönelik bir itirazı bulunmadığını, ayrıca takip konusu bonoyu diğer davalıya ticari ilişkiye istinaden verdiğini açıkça ikrar ettiğini, davacının sunmuş olduğu ödeme belgelerinden de anlaşılacağı üzere ödemelerin müvekkiline yapılmadığını, davacının bononun çalındığı iddiasında olduğunu, ancak iptal davası açılmadığını, takipten sonra üçüncü kişi tarafından açılan iptal davasına müdahale talebinde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında bonoyu davalı …’e verdiği ve bono bedelini ödemiş olması nedeniyle davalı … Gayrimenkulün bonoyu davacıya iade borcu altına girdiği ancak bononun iade edilmemesi nedeniyle davacının uğramış olduğu zararı yani ödemek zorunda kaldığı miktarı karşılamak yükümlülüğü altında olduğu, diğer davalı yönünden ise; dava dışı bankanın takibe konu bonoyu kargoya verdiği ve bu kargonun çalındığı, davalı Özcan Kargo’nun söz konusu bonoyu hangi ticari ilişki kapsamında aldığını dosyaya yansıtamadığı, kötü niyet hususunun hertürlü delille ispat edilebileceği, Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre davalı Özcan Kargo’nun 31.01.2016 tarihinde terk işleminin yapıldığı, davalı şirket temsilcisi ve davalı şirket adına UYAP’ta yapılan incelemede benzer mahiyette birçok dosyasının bulunduğu, kargodan çalınan diğer çek ve bonoların da bir şekilde davalı şirkette toplandığı, bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim dava konusu bonoyla birlikte çalınan diğer çeklerin de davalının eline geçtiği ve bu bonolardan dolayıda davalı şirketin Konya 8. İcra Müdürlüğü’nün 12147 ve 12148 nolu dosyalar üzerinden takip başlattığı dolayısıyla bu işin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde kaybolan çek veya bonoların davalı şirketin eline geçmesinin tesadüfi kabul edilmediği ve davalı şirketin kötü niyetli olduğu sonucuna varıldığı, yargılama sürecinde davacı tarafın icra dosyasına haciz baskısı altında 102.001,50 TL ödeme yapmış olması nedeniyle davanın istirdada dönüştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın Konya 8. İcra Müdürlüğü’nün 2015/12146 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu toplam 102.001,50 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen istirdadı ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davalı …… A.Ş.’nin hırsızlık sonucu elinden çıktığını iddia ettiği 2 ayrı senedi yine aynı ciro silsilesindeki şirketler ile davalı Özcan Kargo.. Ltd. Şti.’nin hamil olarak Konya 8. İcra Dairesi’nde 12147 ve 12148 esas sayılı dosyalar ile takip başlattığı ve davalı Özcan Kargo.. Ltd. Şti. hakkında hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının bulunduğu ve birçok olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer ve farklı cirantalardan ciro yoluyla devralıp, son hamil olarak farklı kişi veya şirketler aleyhine icra takiplerine konu edildiği, bu durumda davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.225,79 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti.’den alınmasına, 26.05.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.