Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/6909 E. 2021/7385 K. 28.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6909
KARAR NO : 2021/7385
KARAR TARİHİ : 28.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

Sanığın yokluğunda verilen kararın, aynı zamanda bilinen en son adresi olan MERNİS adresine öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliği gerekirken, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan 02/02/2016 tarihli tebliğ işlemi usulsüz olduğundan, sanığın öğrenme üzerine hükmü yasal süresinde temyiz ettiği anlaşılmakla, Mahkeme’nin 03/05/2016 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan … 4. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 2012/147 Esas ve 2015/28 Karar sayılı dosyası ile birlikte yapılan incelemede; sanığın savunmasında adı geçen … … isimli şahsın kimlik ve adres bilgileri hakkında açıklayıcı bilgi vermediği, … … ile aralarında ticari ilişki olduğuna dair bir belge sunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1) Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
a) Katılanın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde faili meçhul şüphelinin fotoğrafının bulunduğu sahte nüfus cüzdanı ile … 2. Noterliğinde vekaletname düzenlenmesi şeklinde gerçekleşen eylemde; noter vekaletnamesinin “kamu hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge” olduğu ve TCK’nin 204/3. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,

b) 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesinde, “değişik zamanlarda” ibaresine yer verilmiş olması nedeniyle, aynı zamanda düzenlenen belgeler nedeniyle zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla; suça konu nüfus cüzdanı ve noter vekaletnamesinin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair delil bulunmaması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesinin uygulanması koşullarının oluşmadığı, ancak belge sayısının temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında bu madde uyarınca cezada artırım yapılması,
2) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
TCK’nin 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, TCK’nin 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. Somut olayda, … oğlu, 1986 doğumlu, …’a ait kimlik bilgilerinin bulunduğu nüfus cüzdanına, soruşturması ayrı yürütülen ve kimliği tespit edilemeyen faili meçhul şüphelinin fotoğrafının yapıştırılarak elde edilen nüfus cüzdanı ile sanık adına … 2. Noterliğinin 17/06/2011 tarihli ve 17104 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vekaletname hazırlandığı ve bu şekilde … aleyhine … 4. Ağır Ceza Mahkemesinde dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmasına sebebiyet verildiği, sanığın kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla …’a ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmadığı gibi yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hukuka aykırı bir fiil isnat etmediğinin anlaşılması karşısında; başkasının kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
3) Her iki suç yönünden; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden aleyhe temyiz olmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 28.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.