YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1046
KARAR NO : 2021/9613
KARAR TARİHİ : 18.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya borçlusunun sermaye şirketi olan anonim şirket olduğu anlaşılmakla tebliğnamenin a bendinde yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1-Takip tarihi dikkate alınarak satış isteme süresi yönünden yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 106. maddesi gereğince haczedilen menkul malların 1 yıl içerisinde satışının istenmemesi halinde haciz işleminin hukuki sonuçlarının ortadan kalkacağı ve müsnet suçun da oluşmayacağı, dosya kapsamına göre; haciz tarihinin 05.09.2007 olduğu ve bu tarihte mahcuzların yediemin olarak sanığa teslim edildiği, 25.12.2012 tarihinde ise satış için gidildiğinde mahcuzların bir kısmının yerinde olmadığının tespit edilmesi karşısında; hükme esas alınan icra dosyası veya onaylı örnekleri getirtilip, gerekirse bilirkişi marifetiyle incelenerek, 1 yıllık satış isteme süresinde satış talebinde bulunup bulunulmadığı, bu süreyi durduran usulüne uygun bir istihkak iddiası veya kesen herhangi bir işlemin yapılıp yapılmadığı ve suç tarihinin tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması
2-Uyap üzerinde yapılan incelemede sanığın 06.10.2008 ve 11.06.2009 tarihleri arasında cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu ayrıca savunmasında “… Ben cezaevinde iken ayrıca otelde hırsızlık olmuş. Malların bir kısmı çalınmış. Ben cezaevinden çıktıktan sonrada bir hırsızlık olayı oldu. Bir kısım mallarda ikinci hırsızlıkta çalındı.” beyanı ile 28/05/2013 tarihli ve 2013/191 Esas sayılı İddianamede de sanık anlatımında geçen hırsızlık eylemlerinin olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla ,yediemin olarak kendisine bırakılan mahcuzların hırsızlığa konu olduğunun tespit edildiği gözetilerek, cezaevinde olduğu hususunda icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılan sanığın eyleminin TCK.nın 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adli para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı gözetilip hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de;
24/10/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK’na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan ” hükme bağlanmış ” ibaresi aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren 5237 sayılı TCK’nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu yönünden, aynı kanunun 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 18.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.