YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3212
KARAR NO : 2021/5277
KARAR TARİHİ : 22.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.02.2019 tarih ve 2015/1024 E. – 2019/84 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.10.2019 tarih ve 2019/2247 E. – 2019/2189 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı borçlunun davacı şirkete olan bakiye cari hesap borcu nedeniyle İstanbul 7. İcra Dairesinin 2015/8040 esas sayılı icra dosyası ile alacağın tahsili amacıyla hakkında icra takibine geçildiğini, davalı borçluya ilamsız ödeme emrinin tebliğe gönderildiğini, borçlu davalının borcunun olmadığını belirterek borcun tamamına ve faize itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren işleyecek olan senelik %11.50 ticari faizi ile birlikte takibin devamına ve davalı borçlunun %20 inkar tazminatla mahkumiyetine ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kendisinin tüccar olmadığını, davacı şirketle arasında ticari bir ilişkinin de bulunmadığını, davacının bu takibi yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının en az %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 07.11.2012 günlü ortaklar kurulu kararına göre, biri A grubundan biri de B grubundan olmak üzere en az iki müdürle temsil edilebileceği, her iki gruptan en az bir yetkili imzasıyla şirket işlerini takip için vekalet verilebileceği, davacı şirket adına işbu itirazın iptali davasını açan vekilin A grubu yetkililerince azledildiği ve azilin kendisine bildirildiği, vekilin müvekkili adına dava açması için genel vekaletnamenin bulunması ve davayı takip konusunda, özel talimatın gerekli olduğu, vekilin dava açılması konusunda davacı şirketten aldığı talimattan bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davacı vekilinin vekillik görevinin ve yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-d, f ve 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin dava şartı noksanlığından verdiği usulden red kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.