Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/3001 E. 2012/5595 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3001
KARAR NO : 2012/5595
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2012 gün ve 2009/182620 sayılı karar düzeltme istemi yerinde görülmüş olduğundan 13. Ceza Dairesi’nin 25.10.2011 tarih ve 2011/13244-2011/3553 sayılı bozma kararı kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Hırsızlık suçundan sanık …’in, daha az ceza içerdiği için lehine kabul edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b maddesi uyarınca 4 yıl hasip cezası ile cezalandırılmasına, sanığın tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğundan cezasının aynı Kanun’un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanığa verilen cezanın infazı tamamlanıncaya kadar anılan Kanun’un 53/1. maddesindeki yasal hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.05.2007 tarihli ve 2003/499 Esas, 2007/357 sayılı Kararı aleyhine Adalet Bakanlığı’nca 15.07.2009 gün ve 2009/7907/38859 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.08.2009 gün ve 2009/182620 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu:
KANUN YARARINA BOZMA İSTEYEN TEBLİĞNAMEDE:
İncelenen dosya içeriğine göre:
1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkansonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenlemeler ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 03.04.2008 tarihli ve 2007/7257 Esas, 2008/2402 sayılı ilamında da 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun olayla ilgili bütün hükümlerinin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiğinin belirtildiği gözönüne alınmaksızın, sadece daha az ceza içerdiği gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanmasında,
2-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fıkrasında ise “hapis cezasının ertelenmesi, koşulu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır.” Şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz
rejimine göre çektirilmesine dair karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması istenilmekle; dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
1-5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK’nun lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, usul ve Yasaya aykırı olduğundan;
Kanun yararına bozma istemine dayanan Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile hırsızlık suçundan hükümlü … hakkında Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.05.2007 tarihli ve 2003/499 Esas, 2007/357 sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.