Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/9696 E. 2013/21475 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9696
KARAR NO : 2013/21475
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2012 tarih ve 2011/497-2012/280 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı taşıt kredisi ile araç satın aldığını ve aracın diğer davalı … şirketinin kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, müvekkili ile davalı banka arasında imzalanan taşıt kredi sözleşmesinde bankanın dilerse müşteri adına taşıtı sigorta ettirmeye,süresinin dolması halinde sigorta poliçelerini yenilemeye ve doğacak prim borçlarını da müşterinin hesabına borç kaydetmeye yetkili olduğunun belirtildiğini,sigorta şirketine başvuran ve teklif poliçeyi alan bankanın sözleşmenin ilgili maddesindeki tercih hakkını bu yönde kullandığının kabul edilmesi gerektiğini,müvekkilinin davalı banka ile yapılan sözleşmeye güvenerek ve taşıtın kasko sigortasının yapıldığını zannederek herhangi bir sigorta yaptırmadığını ve kazadan sonra aracın sigortasının olmadığını öğrendiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla aracın kasko bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …Ş vekili, müvekkili ile davacı arasında tüketici kredi sözleşmesi imzalandığını ve davacı tarafından kredi ile aracın satın alındığını, davacının aracın kasko sigortasını kendisinin yaptıracağını beyan edip, istediği şart ve koşullarda, kendi istediği sigorta şirketine aracı sigortalatarak, diğer davalı … şirketine yaptırdığı kasko sigorta poliçesinin bir örneğini müvekkiline ibraz ettiğini, davacının yaptırdığı kasko sigortasının ne zaman sona erdiği hususunda bilgi sahibi olduğunu,davacının yükümlülük kendisinde olmasına rağmen sigortayı yeniletmediğini, gerek sözleşme gerekse de yasal mevzuat uyarınca müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Oyak Sigorta A.Ş. vekili, aracın poliçe vadesi dolduktan sonra kazaya karıştığını, müvekkilinin re’sen poliçe tanzim etme ya da yenileme yetkisi olmayıp, poliçe süresinin bitiminde talep gelmesi ve prim ödenmesi halinde poliçelerin yenileneceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, faiz talebinin de yerinde olmadığını, zira sigorta şirketlerinin gerçek zararı tazmin etmekle mükellef olup, faizin başlangıcının hasarın ihbar tarihini takip eden 15’inci günden işlemeye başladığını, poliçe var olmadığı gibi,müvekkiline bir ihbarın da yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında yapılan tüketici kredisi sözleşmesinin 9. 5. maddesinde, davacı müşterinin, aracı sigorta ettireceğini ve süresi biten poliçeyi yenileteceğini taahhüt ettiği, kaldı ki 21.07.2010 başlangıç tarihli sigorta poliçesini diğer davalı …Ş’ye davacının yaptırdığı, davacının sözleşmede ve poliçeyi yaptırarak yükümlülüğü üzerine aldığı,bu durumda davalı bankanın kaza tarihinde aracın sigorta poliçesinin yapılmamasından sorumlu olmadığı,davalı …’nin ise sorumluluğunun poliçe tarihi ile sınırlı olduğu, poliçe teminat süresinden sonra meydana gelen zarardan davalı … şirketinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.