Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/7035 E. 2021/8835 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7035
KARAR NO : 2021/8835
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı 3. Kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı 3. kişi adresinde menkul mallarının haczedildiğini, borçlu ile hiç bir ilişkisi bulunmadığını iddia ederek, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı, davanın açılmasından önce davacının icra dosyasına ödeme yaptığını, mahcuzlar üzerindeki haczin kalktığını, davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu nedeniyle, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 3.3.2016 tarih ve 2014/11715 Esas, 2016/3867 Karar sayılı ilamı ile,borç, ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğundan, menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edeceğinden, yargılamaya devam edilerek, deliller toplanıp işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, …’nın her iki şirkette ortaklığı olduğu, yine borçlu şirket yetkilisi …’nın 2008 yılına kadar davacı 3.kişi şirketin yönetiminde olduğu görülmekle mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklının lehine olduğundan davacı üçüncü kişinin karinenin aksini yasal delillerle ispatlaması gerektiği,dosya kapsamına sunulan ticaret sicil kayıtları, vergi levhası,ticari defter ve faturalarla karinenin aksinin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı üçüncü kişi vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, üçüncü kişinin ticaret sicil adresinden yapılmış olup ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirket haciz adresinde faaliyette bulunmamıştır. Dava konusu haciz sırasında belge bulunmamış olup borçlu şirket ortağı ve yetkilisi hazır bulunmamıştır.
Davacı üçüncü kişi şirket borcun doğumundan çok önceki bir tarihte 20.5.2004 de kurulmuştur. Her ne kadar ticaret sicil kayıtlarına göre üçüncü kişi şirket ortaklarından Pelin Kontrat borçlu şirketin ortağı ise de, anılan kişi her iki şirkette de hakim ortak olmayıp az hissesi bulunan ortak olduğu görülmüştür. Öte yandan borçlu şirket ortaklarından …’nın , üçüncü kişi şirketin kurucu ortaklarından olduğu görülmüş ise de, borcun doğum tarihi itibari ile bakıldığında üçüncü kişi şirkette ortaklığının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemenin gerekçesinde yer verdiği ortaklık bağları pay ve yönetim anlamında organik bağın varlığına delil teşkil edemez. Buna göre mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ne var ki, davalı alacaklı tarafından dayanılan deliller karinenin aksini ispata yeterli görülmemiştir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması isabetsiz olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nın 366 ve 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
taraflarca İİK’nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.