YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16907
KARAR NO : 2012/20421
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişisel verilerin kaydedilmesi
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 135/1, 50, 52/2-4 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre; sanığın, bir süre arkadaşlık yaptığı katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilmesi üzerine, katılanın bilgisi ve rızası dışında, onun adına bir arkadaşlık sitesinde üyelik işlemleri yaparak elektronik posta adresi oluşturduğu sitede, katılanın günlük kıyafetleriyle ve poz vermiş şekilde çektirdiği bir fotoğrafını koyup, aynı profil içerisine başka kişilere ait cinsel içerikli fotoğraflar yerleştirdiği iddia konusu olayda, dosyada mevcut 25.09.2009 tarihli bilirkişi raporunda katılan adına oluşturulan profilin nasıl, kim tarafından ve ne şekilde oluşturulduğu bilgisine dosya kapsamında rastlanılmadığının belirtilmesi ve sanığın da aşamalarda hakkında ileri sürülen iddiaları kabul etmemesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için, sanığın benzer bir olay nedeniyle yargılandığı Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesine ait 2008/138 esas sayılı dava dosyasının onaylı bir örneği temin edilerek, bilişim uzmanı üç kişilik bilirkişi marifetiyle sanığın iş yerinde ve evinde kullandığı bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılıp, ilgili internet sitesinde katılan adına yapılan üyelik işlemlerinin ve profilde yer alan katılana ait fotoğrafla başka kişilere ait cinsel içerikli fotoğrafların konulmasının sanığın kullanımında olan bilgisayar aracılığıyla yapılıp yapılmadığı hususunda rapor alınarak, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre:
1- 5271 sayılı CMK’nın 147/1-e maddesi uyarınca atılı suç hakkında açıklamada bulunmama konusunda yasal hakkı olan sanığın, “suçunu inkarından” söz edilerek, savunma hakkının kullanılış biçimini sınırlandırma sonucunu doğuracak gerekçeyle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
2- Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere; “hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi uyarınca nazara alınacak ‘zarar’ın; kanaat verici, basit bir araştırma ile belirlenebilir maddi zarar” olduğu ve somut olayda sanık tarafından giderilmesi gerekli maddi bir zarar bulunmadığı gözetilmeden, “Zarar giderilmediğinden CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,” şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü ve 5237 sayılı TCK’nın 135/1. maddesinde öngörülen ceza miktarına göre, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.