YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17711
KARAR NO : 2013/19464
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ : 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.07.2012 tarih ve 2007/155-2012/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının TPE nezdinde tescil ettirdiği 2002/01282 nolu faydalı model belgesinin yeni olmadığını, faydalı model belgesine konu buluşun başvuru tarihinden önce kullanıldığını, buluşa konu ürünlerin davalı ile birlikte, …, …ve …firmaları tarafından eskiden beri üretildiğini, bu nedenle faydalı model belgesinin yenilik özelliğinden yoksun olduğunu, davalı adına tescilli 09510 nolu tasarım tescil belgesinde yer alan 1, 2 ve 4 sıra sayılı dedantör tasarımlarının da yeni ve ayırt edici olmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli faydalı model belgesinin bütünü ile, tasarım belgesinin ise 1, 2 ve 4 sıra sayılı tasarımlar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının, davacıya ait iş mahsullerini kendi iş mahsulleriymiş gibi kataloğunda sergilemesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, katalogların toplatılmasına ve verilecek kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, faydalı model ve endüstriyel tasarım belgelerine tecavüz nedeniyle İstanbul 2. Fikrî ve Sinaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, faydalı model belgesinin yeni olduğunu, endüstriyel tasarımların da yeni ve ayırt edici nitelik taşıdığını, haksız rekabetin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dosyada bulunan 20/12/2010 tarihli ilk bilirkişi raporunda yüksek basınç düzenleyicisine ucu boşluklu mil uygulamasının sanayiye uygulanabilir bir yenilik olduğu, yeniliğin yüksek basınç düzenleyicisinin milinin ucuna boşluk açılarak hem iğneli, hem de iğnesiz valflerle kullanılabilir olması olduğunun belirtildiği, 14/06/2011 tarihli tek imzalı raporda da faydalı modele konu buluşun yeni olduğu görüşünün açıklandığı, 23/12/2011 tarihli ikinci bilirkişi raporunda ise dava konusu faydalı modelde bulunan yegane istemin… nolu ve 1994 tarihli Avrupa patentinde açıldığı, dolayısıyla bu faydalı modelin hükümsüzlük koşullarını taşıdığının mütalaa olunduğu, 01/06/2012 tarihli 3. bilirkişi
raporunda da aynı görüşün tekrar edilerek 1994 tarihli …sayılı Avrupa Patentinde yer alan teknik çizim ve açıklamalara göre buluşun yenilik özelliği taşımadığı görüşünün açıklandığı, ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında açıklanan görüşlerin kanaat verici ve denetime elverişli görülerek hükme esas alındığı, dava konusu faydalı model belgesinde yer alan istemde yenilik taşıdığı iddia edilen, “milin altına boşluk açılması” unsurunun, faydalı model başvuru tarihinden önce bilindiği, istemdeki tüm unsurların 1994 tarihli …sayılı Avrupa Patentinde yer aldığı, dolayısıyla 2002/01282Y sayılı faydalı modele konu buluşun başvuru tarihi olan 10/05/2002 tarihi itibariyle yeni olmadığı kanaatine varılarak faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği ancak kısa kararın tefhimi sırasında hükümsüzlük talebinin reddi biçiminde yazıldığı, bu hatanın gerekçe yazımı sırasında fark edildiği, ancak duruşma aleniyeti ilkesi gereği bunun giderilmesinin mümkün olmadığı, gerek 23/12/2010 tarihli raporda, gerekse 23/12/2011 havale tarihli ikinci bilirkişi raporunda davaya konu 1, 2 ve 4 nolu tasarımın yeni olmadığı ayırt edicilik özelliği taşımadığı görüşünün açıklandığı, her ne kadar birinci raporu düzenleyen bilirkişilerden birisi tarafından dava konusu tasarımlardan 4 nolu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu 1 ve 2 nolu tasarımların ise yenilik vasfını taşımadığı görüşü açıklanmış ise de bu rapora kısmen itibar edilmediği, 4 nolu tasarımın da 1 ve 2 nolu tasarımlar gibi başvuru tarihinde yeni olmadığı, 28/07/2000 tarihinden önce bu dedantör görünümüne sahip gaz dedantörlerinin Türkiye de ve dünyada satıldığı 1999 tarihli Ningbo Lumei Gas katalogunda dava konusu 1, 2 ve 4 nolu dedantör tasarımlarının yer aldığı dolayısıyla dava konusu tasarımların başvuru tarihinden önce kamuya açıklanmış olduğu, bu tarihten önce ticari olarak üretilip satıldığı böylece yenilik unsurunun bulunmadığı ayrıca belirtilen katalogdaki dedantör modellerinin bıraktığı genel izlenim ile dava konusu tasarım tescil belgesindeki 1, 2 ve 4 nolu dedantör tasarımlarının bıraktıkları genel izlenimin tamamen aynı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına kayıtlı 09510 no’lu tasarım tescil belgesinde yer alan 1, 2 ve 4 nolu tasarımların hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine, 2002/01282 nolu faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü talebinin reddine, haksız rekabetin tespiti, men’i ve katalogların toplatılması taleplerinin reddine ve koşulları oluşmayan ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1–Dava, davalıya ait endüstriyel tasarım ve faydalı model belgelerinin hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (mülga HUMK’nın 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekmektedir.
Somut olayda kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarında davalıya ait faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü talebinin reddine karar verilmesine karşın, karar gerekçesinde faydalı model belgesinin hükümsüzlük koşullarının oluştuğundan söz edilerek gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. Bu durumda mahkemece değinilen çelişki giderilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2–Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.