Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/6364 E. 2021/8407 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6364
KARAR NO : 2021/8407
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

Borçlunun ödeme şartını ihlal suçundan sanık …’ın beraatine dair Konya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 30/06/2020 tarihli ve 2019/1175 esas, 2020/495 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ve sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Konya 5. İcra Ceza Mahkemesinin 11/09/2020 tarihli ve 2020/115 değişik iş sayılı kararı aleyhine … Bakanlığı’nın 07/04/2021 gün ve 94660652-105-42-20654-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/06/2021 gün ve KYB – 2021/50662 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 esas, 2016/19382 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2017/28976 sayılı dosyasında asıl borçluya ait borca icra kefili olduğuna dair 23/09/2019 tarihli kefalet sözleşmesinde yapılan incelemede, sanığın imzası ile kendi el yazısı ile yazılmış “okudum anladım taahütü kabul ediyorum” ibaresinin bulunduğu ancak kendi el yazısı ile yazılmış kefalet tarihine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda açıklanan düzenleme nazara alındığında, sanığın Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2017/28976 sayılı dosyasında asıl borçluya ait borca icra kefili olduğuna dair 23/09/2019 tarihli kefalet sözleşmesinde yapılan incelemede, sanığın imzası ile kendi el yazısı ile yazılmış “Ben bu dosya azami borcu olan 58.397,13 Tl ye müşterek ve müteselsil icra kefili oluyorum.Kefalet tarihi olarak 23.09.2019 tarihi itibariyle kefil oluyorum” ibaresinin bulunduğu, ayrıca yine benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/06/2017 tarihli ve 2017/3271 esas, 2017/5188 karar sayılı ilâmında yer alan, “… İcra kefili olan sanık tarafından … tarihinde ödeme taahhüdünde bulunulduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yer alan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin icra kefilliği sırasında rızasının ve muvafakatinin alındığının anlaşılması karşısında , geçerli bir kefalet işlemi bulunduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 05/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.