YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2086
KARAR NO : 2013/19491
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/11/2012 tarih ve 2011/700-2012/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220,00 TL’nin altında bulunduğundan HUMK.’nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle müvekkilinden para aldıklarını, alınan para karşılığında Yimpaş Grubunun Almanya’da kurduğu paravan şirket olan Yimpaş Verwaltungs Gmbh Şirketi’nin müvekkiline makbuz verdiğini, daha sonra istenilmesine rağmen paranın müvekkiline ödenmediğini, anılan şirket ile davalı şirketler arasında doğrudan organik bağ bulunduğunu, dava konusu olayın haksız fiil niteliğinde bulunması karşısında olaya MÖHUK’nın 34. maddesi uyarınca Alman Hukuku’nun uygulanmasının gerektiğini, davalıların eylemlerinin Alman Kanun’larına aykırı olduğunu ileri sürerek, 5.112,91 EURO karşılığı olan 12.653,42.TL’nin tahsil tarihi itibari ile işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerde herhangi bir ortaklığının bulunmadığını, davacının yurt dışında mukim şirkete ortak olduğunu, müvekkili şirketlerin TTK’ya göre kurulmuş ve Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bulunan halka açık bir anonim şirket olduklarını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 30/08/2000 tarihinde hisse devri almak yoluyla Almanya’da faaliyet gösteren ve ayrı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı Yimpaş Verwaltungs GmbH’ nin ortağı olduğu, davalı şirketlerin herhangi bir sorumluğunun bulunmadığı, davalı … yönünden ise, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde kötüniyetli vaad ve garantilerle yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı … bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı … ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nın 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilip öncelikle davacı ile yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşılması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.