Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5903 E. 2021/4652 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5903
KARAR NO : 2021/4652
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 28/11/2019 tarih ve 2018/598- 2019/920 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı temlik alan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın davacı hakkında icra takibi başlattığını, takibe dayanak olan sözleşmelerde davacının kefil olarak yer aldığını, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin şirketin diğer ortakları tarafından kullanıldığını, sözleşmelerde yer alan imzaların davacıya ait olmadığını ve borçtan sorumlu tutulamayacağını belirterek takip dosyası nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava dışı şirketin kullandığı krediye istinaden kefil olduğunu, ileri sürdüğü iddiaların yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu icra takibinde davalı bankanın alacağının dayanağı olarak 31.03.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile 29.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerini gösterdiği, grafolog bilirkişi incelemesine göre, takibe konu edilen 29.12.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’ndeki imzanın davacıya ait olduğu, 31.03.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’ndeki imzanın ise davacıya ait olmadığının tespit edildiği, bozma sonrası aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre geçerli sözleşme tarihi olan 29.12.2011 tarihinden sonra açılmış bir kredi bulunmadığının tespit edildiği bu nedenle davacının takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı davalının kötüniyetli olduğunu ispat edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2438 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesiyle koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı temlik alan vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı temlik alan vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı temlik alan vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.739,78 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı temlik alandan alınmasına, 01/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.