Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/6753 E. 2021/4418 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6753
KARAR NO : 2021/4418
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
İLK DERECEMAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.2019 tarihli ve 2016/670 Esas, 2019/448 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili; vekil edenleri ile davalının babaları Mehmet …’ın 14.07.2001 tarihinde, anneleri … …’ın ise 18.10.2008 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümü üzerine davaya konu taşınmazların davalı tarafından ekip biçmek, kiraya vermek suretiyle yararlandığını, vekil edenlerinin hisseleri oranında müdahalenin men’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000,00-TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı olan kardeşleriyle birlikte 2008 yılında miras kalan taşınmazları kendi aralarında sözlü ve yazılı olarak yapmış oldukları mutabakat ile paylaştıklarını, yapılan paylaşım neticesinde herkesin kendine düşen yerleri kabul ettiğini ve bu tarihten itibaren herkesin kendi yerlerini kullanıp kiraya verdiğini, kendi kullandığı taşınmazların; 591 ada 123 parsel 22 nolu dükkan, 240 ada 11 parsel nolu kavaklık, 208 ada 1 parsel nolu tarla olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın sübuta ermediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Adana BAM 1. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/927 Esas, 2019/1011 Karar sayılı kararı ile tarafların murislerinden intikal eden dava konusu taşınmazlar üzerinde tarafların e birliği maliki oldukları, intikal işlemleri yapıldıktan sonra tarafların kendi aralarında yaptıkları fiili paylaşım sonucunda hangi hissedarın hangi taşınmazı kullanacağının belirlendiği, bu belirleme sonrasında davalının kendisine düşen yerleri kullandığı, davacılara ait yerleri kullandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda taraflarca ileri sürülen fiili taksim iddiasının kabul edilebilmesi için TMK mad. 695/2 “Taşınmazlarda yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin kararların sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynı hak kazananları bağlaması için, bunların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir” hükmü uyarınca tapu kütüğüne verilmiş bir şerhin bulunması yahut tüm pay maliklerinin katıldığı geçerli bir taksimin varlığı ve davanın taraflarınca bilindiği kanıtlanmalıdır.
Somut olayda, mahkemece her ne kadar paylaşım sözleşmesinin varlığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de paylaşım söz konusu olduğu belirtilen belgede tarafların imzaları bulunmakla beraber, belgede bir paylaşımdan bahsedilmediği gibi, ada ve parsel numarası belirtilmeyen bir kısım yerlerin davalı …’ye bırakıldığına dair bir ibarenin de bulunmaması, davacı …’in okuma-yazma bilmediği, parmak izi/mührü kullandığı da verdiği Ankara 63. Noterliğinin 04.08.2016 tarihi ve 27687 yevmiye numaralı vekaletnamesinden de anlaşıldığına göre söz konusu belgenin miras taksim sözleşmesi olarak kabulü mümkün değildir. Mezkur belge ile davacıların, davalıya rıza gösterdiği düşünülebilirse de bu rızanın davacıların davalıya gönderdiği ihtarname ile ortadan kaldırıldığı anlaşıldığından mahkemece men’i müdahale ve ecrimisil yönünden işin esası incelenmesi gerekirken geçerli bir taksim sözleşmesi olduğundan bahisle red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.