YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2574
KARAR NO : 2021/4618
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davacı ve davalı adına 1/2’şer hisse ile kayıtlı 9 nolu mesken yönünden eşler arasında boşanmadan önce yapılan 19.03.2003 tarihli protokolün 3. maddesi hükmü gereği davalıya ait 1/2 hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davaya konu edilen taşınmazın devrinden taraflar vazgeçtiği için devrin yapılmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davaya dayanak 19.03.2003 tarihli protokolün TMK’nin 253. ve 254. maddelerine göre düzenlendiği, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bulunduğu ve bu konunun Aile Mahkemelerinin görev alanına girdiği nedeniyle görevsizlik kararı verilmiştir. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2014/20990 Esas ve 2016/2144 Karar sayılı ilamıyla, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, Daire’nin aynı protokolün 5. ve 6. maddesi kapsamında taraflar arasındaki davanın temyiz incelemesinde protokolün hukuki niteliğine ilişkin değerlendirme sonucu 22.04.2010 tarihli ve 2009/7351 Esas, 2010/1999 Karar sayılı bozma ilamı, davaya konu protokol içeriğine göre geçerliliğinin, tarafların boşanma şartına bağlandığı ancak yapılan incelemede yabancı mahkemece verilen boşanma dosyasına protokolün sunulmadığı ve ilamın eki niteliğinde olmadığının anlaşıldığı saptanan tüm bu somut ve hukuki olgular karşısında, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan ve davacı tarafın dayandığı 19 Mart 2003 tarihli protokolün özel hukuk hükümlerine dayalı bir protokol olduğunun kabulü ile genel hükümler gereği uyuşmazlığın çözüme kavuşturulacağına, mahkemece, işin esasına girilerek toplanacak taraf delilleri neticesinde, talep hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile 9 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan 1/2 payının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İhtilaf, taraflar arasındaki 19.03.2003 tarihli protokolün 3. maddesinin uygulanabilirliği noktasında toplanmaktadır. Taraflarca her ne kadar ilgili maddede, aralarında rızai taksim yapmak suretiyle paydaşı oldukları meskenin davalıya devri kararlaştırılmış ise de, tarafların yine paydaş oldukları Muğla’da bulunan taşınmazlar hakkında aynı protokolün 2. maddesindeki rızai taksimin uygulanması amacıyla açılan davada yapılan yargılama neticesinde Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/251 Esas ve 2014/163 Karar sayılı ilamıyla, taraflarca söz konusu taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmış olmakla rızai taksim konusundan rücu edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği sabittir. Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, taraflar arasında imzalanan protokülün içeriği, 9 nolu mesken yönünden açılmış ecrimisil ve ortaklığın giderilmesi davalarının varlığı birlikte değerlendirildiğinde, 19.03.2003 tarihli protokolün 3. maddesinin uygulanma imkanının kaldığından söz edilemez. Mahkemece, davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken protokol hükümlerine göre tapu iptali ve tescile karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.