YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2291
KARAR NO : 2021/3848
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 82 parsel sayılı 867,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikal nedeniyle,tarla vasfıyla davacı ve … mirasçıları adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, satın alma iddiasına dayanarak, satın aldığı ve zilyetliğinde bulundurduğu taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 101 ada 82 parsel sayılı taşınmazın 1/3 hissesinin davacı adına, 2/3 hissesinin ise kayıt malikleri adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …, çekişmeli taşınmaz, her ne kadar babası …’dan kaldığı belirtilerek, tüm mirasçıları adına tescil edilmiş ise de, taşınmaz içerisinde kendisinin üçüncü kişiden satın aldığı taşınmaz bölümü bulunduğunu ileri sürerek, bu bölümün tapusunun iptali ile adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında, söz konusu bölümün … ve … isimli kardeşleriyle birlikte üçüncü kişiden satın alındığını belirtmiştir. Mahkemece, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının davasını kanıtladığı gerekçesiyle, taşınmazın 1/3 payının davacı adına tesciline karar verilmiş ise bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, iddianın ileri sürülüş şekline göre, davacı tarafından 3. kişiden satın alındığı ileri sürülen yerin taşınmaz içerisinde hangi bölüme isabet ettiği davacıya zeminde göstertilmek suretiyle belirlenmediği gibi, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan da bu bölümün neresi olduğu sorularak sınırları belirlenmemiş ve soyut nitelikteki beyanlar esas alınarak taşınmazın tümü hakkında değerlendirme yapılarak hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, HMK’ nın 31. maddesi uyarınca davacı tarafa dava dilekçesini açıklaması için imkan tanınmak suretiyle davanın taşınmazın bir payına mı yoksa zeminde belli bir bölüme mi ilişkin olduğu kesin olarak belirlenmeli, daha sonra mahallinde yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu yer yönünden taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından hangi tarihte kime satıldığı, hangi süreyle kimin tasarrufunda bulunduğu hususları sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılamalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisine, davacı ile yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından gösterilen taşınmaz bölümünün sınırlarının işaretlendiği, keşfi takibe ve denetlemeye imkan veren rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları anılan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.