YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1477
KARAR NO : 2021/4656
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2018/206 Esas, 2020/103 Karar sayılı kararıyla ecrimisil isteminin kabulüne, elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçelerinde, davacı şirketin maliki olduğu 7540 ada 7-8-9-10-11-15-16 parsel sayılı taşınmazları davalı şirketin kira bedeli ödemeksizin 17.05.2017 tarihinden itibaren kullandığı ileri sürülerek taşınmazlara elatmanın önlenmesi ile fazlaya dair haklar saklı tutularak 5.000,00 TL ecrimisil istenmiş, bilirkişi raporu sonrası ecrimisil miktarı 230.666,66 TL’ye çıkartılmıştır.
Cevap dilekçesinde, davalı şirketin TMSF tarafından yönetildiği, 17 nolu parselin Ziraat Bankası A.Ş’ye ait olduğu, iş bu taşınmaz için 17.05.2017 tarihinde Bahattin Öztürk ile 5 yıllık kira sözleşmesi imzalandığı, davalının sadece bu parseli kullandığı, iddia edildiği üzere diğer taşınmazları kullanmadığı, aksi kabul edilse dahi davalının kira sözleşmesine istinaden taşınmazları kullandığı ve iyiniyetli olduğu beyan edilerek davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 230.666,66 TL ecrimisil bedelinin 17.05.2017 haksız işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, elatmanın önlenmesi yönünden harcı yatırılarak usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığında karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile 161.466,66 TL üzerinden ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine taraf vekillerince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, haksız kullanım iddiasına dayalı ecrimisil istemi ile taşınmazlara elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup elatmanın önlenmesi yönünden gerekli harçlar yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş, ecrimisil istemi esastan incelenerek hüküm kurulmuştur.
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemeleri’nin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de “Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 2021 yılı itibarıyla 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır. Somut olayda, temyize konu reddedilen ecrimisil miktarı 69.200,00 TL olup 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden Mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir. O halde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin değerden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle değerden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 2.816,75 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8.213,03 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 02.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.