YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5233
KARAR NO : 2021/4581
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
LK DERECE MAHKEMESİ : Çorum İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2015/584 Esas, 2018/138 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleşen dosyada davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan yerin müvekkili şirkete ait iş yeri olduğunu, borçlu şirket ile müvekkili arasında organik bağ olmadığını belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dosyada davalı alacaklı vekili, üçüncü kişi şirketin ortak ve temsilcilerinin dava dışı Kral Tarım… Şirketinin çalışanı olduklarını, Kral Tarım…. Şirketinin ortak ve temsilcilerinin ise borçlu şirket ile muvazaalı şekilde devir ve sözleşme yapan kişiler olduğunu belirtilerek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, haciz yapılan iş yerindeki eşyaların vergi levhasında ismi yazılı kişiye ait olduğunu göstermeyeceği, fatura, vergi levhası, adi kira sözleşmesi gibi belgelerin İİK’nin 97/a maddesi uyarınca tek başına borçlu lehine olan mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen dosyada davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun daha önce haciz adresinde üçüncü kişi ile aynı alanda faaliyet gösterdiği, 15.09.2015 tarihli haciz tutanağına göre borçlu şirkete ait birçok evrakın haciz adresinde bulunduğu, davalı borçlu şirket faaliyetine son verdikten sonra, ticari faaliyetine davacı üçüncü kişi üzerinden danışıklı olarak devam ettiği,ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delil sunamadığı gerekçesi başvurunun esastan reddine verilmiş; karar, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, asıl ve birleşen dosyada üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, takip borçlusu şirket hakkında Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 25.02.2016 tarihli ve 2015/1372 Esas, 2016/99 sayılı karar ile iflas kararı verildiği, kararın 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İflas davasının sonucunda verilecek iflas kararı kesinleştiğinde, borçlu hakkındaki icra takipleri düşeceği için dava konusu haciz de ortadan kalkacaktır. (İİK’nin 193/2. maddesi)
Borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı, istihkak iddiası hakkında verilen karardan sonra kesinleşmiştir. Bu durumda, Mahkemece, adı geçen borçlu şirket yönünden, İİK’nin 193/2. maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.