Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/559 E. 2021/5556 K. 28.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/559
KARAR NO : 2021/5556
KARAR TARİHİ : 28.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil/ Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, taraflar arasında Türkoğlu Noterliği’nce düzenlenen 18.11.1985 tarihli sözleşme ile miras taksimi yapıldığını, sözleşmeye göre; davalının 129 parsel sayılı taşınmazın 1.000 m2 sini alacağını, kalan 500 m2’lik kısmın ise vekil edeninde kalacağını, ancak her nasılsa taşınmazın davalı adına tapuda tescil edildiğini, 500 m2’lik alanın halen vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak, dava konusu parseldeki taşınmazın 500 m2’lik kısmının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, bu talep kabul görmez ise davaya konu edilen taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile şimdilik bu miktardan 2.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, talebin zamanaşımına uğradığını, davaya konu yerin kendi zilyetliğinde olduğunu, tüm mirasçıların sözleşmeye katılmaması nedeniyle sözleşmenin geçerli olmadığını, davacının, kadın olmasından ve cehaletinden yararlanarak kendisini kandırdığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın 500,00 m2 lik kısmının tapusunun iptali ile davacı …’e ait olduğunun tespitine, dava tarihinden sonra dava konusu taşınmaz Kamulaştırma Kanunu gereğince kamulaştırılmış olduğundan kayıt ve tescil yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Daire’nin 06.06.2017 tarihli ve 2017/12230 Esas, 2017/8423 Karar sayılı ilamı ile; “Miras payı devri sözleşmesinin yapıldığı tarihte davaya konu taşınmaz paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunduğundan, tapu memuru önünde resmi şekilde yapılmayan sözleşmenin geçerli olduğundan bahsedilemez. Hal böyle olunca, Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescile yönelik talebinin reddi ile davacı, dava dilekçesinde ayrıca bedel talebinde bulunmuş olmakla, davacının bedel talebi yönünden toplanmış ve toplanacak deliller neticesinde oluşacak duruma göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır” gerekçesi ile bozulması üzerine, Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, dava konusu taşınmazın bedelinin tahsili talebinin kabulüne, 15.495,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava miras payının devrine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Hal böyle olunca, müktesep haklar gözetilmek suretiyle, miras payı devir senedinde yer alan bedelin, denkleştirici adalet kuralları gereğince TEFE-ÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması ondan sonra davacı vekilinin bedel isteği konusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, denkleştirici adalet ilkesi gözetilmeksizin, Daire uygulamalarında kabul görmeyen farklı kriterler esas alınmak suretiyle yapılan hesaba dayalı olarak kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının 1. bentte açıklanan nedenle REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.