Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1309 E. 2021/4653 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1309
KARAR NO : 2021/4653
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.10.2017 tarih ve 2016/1038 E. – 2017/171 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı hakkında Çorum İcra Müdürlüğü’nün 2009/495 esas sayılı dosyası ile takibe konulmuş olan 300.000,00.- TL tutarlı çekin teminat amacıyla davalıya verildiğini ileri sürerek, takip dosyası ve çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve davalı hakkında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekin mevcut bir borca karşılık verildiğini, karşılıksız çıktığından takibe konulduğunu, 13.05.2009 tarihinde davacıya ait işyerinde haciz işlemi tatbik edildiğini ve bu haciz işlemi sırasında davacı şirketin yönetim kurulu başkanının icra müdürünün huzurunda icra dosyasına yapmış olduğu beyanda dosya takip konusu borca bir diyeceğinin olmadığını, takip konusu borcu kabul ettiğini ve belirtilen tarihlerde de bu borcu ödemeyi taahhüt ettiğini zabıt altına aldırdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekten dolayı takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye borcunun 264.674,12 TL hesaplandığı, haciz tutanağında ise davacı şirket vekilinin borcu kabul ettiği, 06.05.2009 tarihli saat 11:30’da yapılan hacizde haciz mahallinde davacı, borçlu şirket temsilcisi söz alarak yapılan icra takibine, borca ve ferilerine herhangi bir itirazlarının olmadığını, borcunu da belirlenen tarihlerde ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ettiği ve bu taahhüt kapsamında kendilerine taahhüdü ihlalden ceza tayin edildiği, davacının kendisine usulüne uygun tebligat yapılıp takibin kesinleşmesinden sonra hacze gelindiğinde ihtirazi kayıt bulunmaksızın dosya borcunu kabul ettiği ve ödeme taahüdünde bulunduğundan borcu kabul ettiğinin anlaşıldığı, Yargıtay bozma ilamında İİK’nun 194. maddesine göre, iflasın açılması ile acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davalarının duracağı, ancak ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam olunabileceği, İİK’nun 194. maddesi hükmü gözetilerek işlem yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu doğrultuda ikinci alacaklılar toplantısının 10.12.2015 tarihinde yapılmış olduğu ve düzenlenmiş olan sıra cetvelinin alacaklılara ve vekillerine tebliğ edildiği, sıra cetveline itiraz davaları açılmış olduğu ve mahkemelerce verilecek kararların beklenildiğinin bildirildiği, davanın karara bağlanması yönünden usuli bir engel kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı iflas idaresi vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı iflas idaresi vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı iflas idaresi vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 23,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.