YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1916
KARAR NO : 2021/5305
KARAR TARİHİ : 21.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; davalının, vekil edeni aleyhine Üsküdar 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/4953 Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibini usulsüz tebligatlarla kesinleştirdiğini, dosyada haciz koydurduğu taşınmazın satışını durdurabilmek için icra dosyasına 211.169,80 TL yatırmak zorunda kaldıklarını, aynı zamanda asıl alacak ile ilgili süreçte söz konusu paranın davalının zimmetinde kalması nedeniyle işlemiş faizin 53.735,48 TL olduğu, bu miktarın tahsili için davalı aleyhine Üsküdar 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6103 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin maddi hatanın tavzih edilmesine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Hükmün tavzihini düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305. maddesine göre; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklindeki yasal düzenlemeye göre, hükmün tavzihinin istenebilmesi için verilen hükmün, yeterince açık olmaması, icra işlemleri sırasında uygulanması açısından tereddüt uyandırıyor olması ve hükmün içinde birbirine aykırı fıkralar bulunması gerekmektedir. Eğer böyle bir hal söz konusu ise, taraflardan her biri hükmün tavzihini isteyebilir ve mahkeme kararında açık olmayan veya çelişkili bulunan yönler; ancak, hükmün aslına uygun olarak tavzih edilebilir. Ancak tavzih yolu ile hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz karar değiştirilemez veya genişletilemez. Buna göre, mahkemenin dosyadan el çektikten sonra, maddi hatadan bahisle davalı vekili yararına hükmedilen vekalet ücretinin tavzih yoluyla değiştirilmesi, HMK’nin 305. maddesine aykırı olup tavzih isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile; usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.