Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2021/4204 E. 2021/8426 K. 26.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4204
KARAR NO : 2021/8426
KARAR TARİHİ : 26.04.2021

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davalıya işyerinde 27.07.2005-22.05.2014 tarihleri arasında, mal kabul sorumlusu olarak çalıştığını, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu iddia ederek; genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak, haksız davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraflarca temyizi üzerine karar, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından özetle ve sonuç olarak;
“Davacı Temyizi Bakımından;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre; davacı vekilinin sebepleri bildirilmiş olmayan bozma isteğinin REDDİNE,
Davalı Temyizi Bakımından;
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında zamanaşımı itirazının dikkate alınıp alınmayacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def’ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def’i dikkate alınmaz.
Somut olayda, davacı 05.05.2016 tarihinde harcını yatırmak suretiyle ıslah talebinde bulunmuş olup, ıslah dilekçesi 11.05.2016 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davalı, 13.05.2016 tarihinde ıslah ile arttırılan miktarlar bakımından ıslaha konu alacakların tümü bakımından zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece davalının süresinde ileri sürdüğü ıslah zamanaşımı def’i değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir. Bu durum hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Fazla mesai ücretinin hesabı noktasında da uyuşmazlık olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının fazla mesai yönetmeliği gereği haftalık 13 saat üzerinden fazla mesai alacağı hesaplanmış ise de, ilgili yönetmeliğin 5. maddesinde “fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sürelerinin hesabında yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat sayılır.” demektedir. İşbu dosyada kabul edilen çalışma saatlerine göre davacının haftalık 12,5 saat fazla mesai yaptığı anlaşıldığından, yönetmeliğe atıf yapılarak bu sürenin 13 saate tamamlanması isabetsiz olmuştur.” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Somut uyuşmazlıkta; yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğinden, takdiri indirim tutarı hariç 1.748,08 TL reddedilen miktar üzerinden vekille temsil edilen davalı lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2. maddesine göre, 1.748,08 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de; belirtilen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine dair 4-b numaralı bendi çıkartılarak yerine;
“b-1.748,08 TL vekalet ücretinin, davacı taraftan alınıp, davalı tarafa verilmesine” bendinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.