YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7749
KARAR NO : 2021/10210
KARAR TARİHİ : 09.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
MAKTUL : …
MÜŞTEKİLER : …, …
SUÇLAR : Olası kastla öldürme, kasten yaralamaya teşebbüs,
HÜKÜMLER : 1) Sanığın maktul …’ya yönelik olası kastla öldürme suçundan; TCK.nın 81/1, 21/2, 62/1, 63, 53. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası, mahsup ve hak yoksunluğuna ilişkin,
2) Sanığın mağdur …’e karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçundan; TCK’nın 86/2, 86/3-e, 35, 62, 52/2, 52/4, CMK’nın 231. maddeleri uyarınca 2.240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına,
3) Sanığın mağdur … ‘e karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçundan; TCK’nın 86/2, 86/3-e, 35, 62, 52/2, 52/4, CMK.nın 231. maddeleri uyarınca 2.240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına,
4) Sanığın mağdur …’e karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçundan; TCK’nın 86/2, 86/3-e, 35, 62, 52/2, 52/4, CMK.nın 231. maddeleri uyarınca 2.240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına,
5) Sanığın mağdur …’e karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçundan; TCK’nın 86/2, 86/3-e, 35, 62, 52/2, 52/4, CMK.nın 231. maddeleri uyarınca 2.240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına,
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık … hakkında mağdurlar …, …, … ve … ’a yönelik kasten yaralama suçları nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, aynı Kanunun 231/12. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından, mahallinde değerlendirilmek üzere inceleme dışı bırakılmıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … hakkında maktul …’ya yönelik olası kastla öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi kabul ve takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, bozma üzerine incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin; sübuta, eksik incelemeye, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 09/06/2021 gününde Üye … ve Üye …’in öldürme eyleminin sanık … tarafından gerçekleştirildiğinin kanıtlanamadığına ve sanığın CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat etmesi gerektiğine ilişkin karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’in maktul …’i kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin bir delil bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken, … 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçeyle katılmamaktayız.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2010 tarihli iddianamesinde maktul …’in şüpheliler …, …, … , … , …, … veya suça sürüklenen çocuk …’in eylemi neticesinde öldüğü vurgulanmış, adli soruşturma aşamasında kim tarafından, hangi özellikteki silahların kullanıldığı belirlenemediğinden ve …’in kimin eylemi neticesinde öldürüldüğü tespit edilemediğinden tüm faillerin kasten öldürme suçundan cezalandırılması talep edilmiş, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli kararında ise olay yerinde birçok silahın kullanıldığı, … ailesinden …, … ve …’ın, … ailesi mensuplarına; … ailesinden … ve …’in ise … ailesi mensuplarına ateş ettikleri kabul edilmiş, maktulün 7.65 mm çaplı tabancadan çıkan mermi ile arkasından vurulması sonucu öldüğü ve maktulün arkasından gelen şahsın sanık … olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğu belirtilerek maktulün ölümüne neden olan atışın sanık … tarafından gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır.
Olay yerinde yapılan inceleme sonucunda ele geçen boş kovan ve boş kartuşların tetkiki sonucu, olayda iki adet 9 mm çaplı, iki adet 7.65 mm çaplı tabanca kullanıldığı, bir adet de av tüfeği kullanıldığı, sanık … ve …’in arkasına saklandıkları … plakalı araca ise çok sayıda saçma tanesi ve mermi çekirdeği isabet ettiği, olaydan sonra sanık … ve oğlu olan …’in rızalarıyla gelip ifade verdikleri, diğer sanıklar ise kaçtıklarından Mahkemece haklarında yakalama emri çıkartıldığı ve uzun süre adli makamlardan kaçtıkları anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre; 03.09.2009 günü saat 21.30 sıralarında aralarında husumet bulunan … ve … ailesi mensuplarının …’ın kahvehanesinde karşılaştıkları, kavga olacağını anlayan sanık …’in amcası olan maktul …’in olayın büyümesini engellemek amacıyla telkinde bulunduğu sırada taraflar arasında karşılıklı silahlı çatışma çıktığı, bu sırada maktulün kimin silahından olduğu anlaşılamayacak şekilde tek isabetle vurulup yere düştüğü ve öldüğü anlaşılmaktadır. Maktulün vücudundan çıkartılan mermi çekirdeğinin sanık … tarafından olayda kullanıldığından bahisle teslim edilen 9 mm çaplı Sig Sauer marka tabancadan silahtan atılmadığı ancak aynı silahın olay yerindeki 9 mm boş kovan ile uyumlu olduğu belirlenmiştir. Sanık … ’ın adli makamlara teslim ettiği tabancayı olay sırasında kullanmadığı kabul edilse dahi, maktul …’nın, olay sırasında ateş ettikleri mahkemece kabul ve takdir edilen … ailesi mensupları tarafından ya da suça sürüklenen çocuk … tarafından vurulmuş olma ihtimali de vardır. Kavga sırasında tüm sanıkların ve maktulün hareketli olmaları karşısında, maktulün sırtından vurulmuş olması başlı başına sanık … tarafından vurulduğunun göstergesi kabul edilemez. Kaldı ki mahkemece beyanları hükme esas alınan tanıklar, … ailesi mensuplarının tabanca ile ateş ettiklerini görmelerine rağmen, ateş ettikleri deliller ile sabit olan … ailesi mensuplarının tabanca ile etmediklerini söylemişlerdir. Taraflı oldukları anlaşılan bu beyanlar hükme esas alınmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” şeklinde, Latincede ise “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Yukarıda delilleri özetlenen olayda maktul …’i kimin öldürdüğü anlaşılamamaktadır. Dosya içeriğine göre; maktulü, sanık …’in öldürdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeter, kesin bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle kurulan mahkûmiyet hükmünün BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.