YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6758
KARAR NO : 2021/4420
KARAR TARİHİ : 26.05.2021
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kal
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.01.2019 tarihli ve 2017/146 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; vekil edeninin dava konusu Adana İli, Yumurtalık İlçesi, 375 Ada 190 parsel de kayıtlı yeri 17.02.2010 tarihinde satın aldığını, davalının bir hukuki ilişkiye tabi olmaksızın gayrimenkul üzerinde araç park yeri, üstü kapalı açık restoran, kamelyalar ve sosyal tesis yaptığını, davalının taşınmazdan fuzuli işgal nedeniyle tahliyesine taşınmaz üzerindeki yapıların kal’ine, vekil edeninin gayrimenkulü satın aldığı tarih olan 17.02.2010 tarihinden dava tarihine kadar belirsiz alacak kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 22.01.2019 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 31.226,25 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; taşınmazın mülkiyetinin ihtilaflı olduğunu, halen davacının da taraf olduğu imar ve tapu iptal davaları olduğunu, taşınmaz hakkında kesinleşmiş mülkiyet durumu söz konusu olmadığını, davacı hakkında yapılan tahkikatların bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 1. Hukuk Dairesinin 11.10.2019 tarihli ve 2019/989 Esas, 2019/1077 Karar sayılı kararı ile TMK’nin 722-725. maddesine dayanılarak davalı tarafça ileri sürülen def’i ya da tescil talebinin bulunmadığı, davalının, mülkiyetin ihtilaflı olduğunu iddia etmiş ise de taşınmazın davacının mülkiyetinde olduğunu, tecavüzlü kısımların dosya içeriği, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davalı tarafça kullanıldığı, imar uygulamasının yapılmadığı, 2B uygulamasının yapılmadığı, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre araştırılarak karar verilmesi gerektiği, tapu kaydı ve mülkiyete üstünlük tanınması gerektiğinden bahisle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin ecrimisil yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz tarla vasfında olup tarım ilçe müdürlüğünün de tarım reformuna ilişkin şerhi de bulunduğuna göre, mahkemece keşif sonrası alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, ecrimisil miktarı belirlenirken, İlçe Tarım Müdürlüğü’nden dava konusu dönemler itibariyle münavebeye esas ürünler, verim miktarları ve kilogram satış değerleri sorulup, resmi veriler dosyaya konularak, bu veriler nazara alınmak suretiyle her dönem için belirlenecek üründen elde edilecek net gelir esas alınarak ecrimisile hükmedilir. Eldeki bilirkişi raporunda her yıl için ayrı ayrı hesap yapılmamış, tarım arazisi niteliğindeki çekişmeli taşınmazda ürün gelir metodu uyarınca ecrimisil hesaplanması gerekirken, arsa vasfındaki taşınmazlar için kabul edilen değerleme oranı uygulanmak suretiyle hesaplama yöntemi baz alınarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca, tarım arazi vasfındaki taşınmazda ürün gelir metoduna göre bölgede ekilen tarım ürünleri, birim fiyatları ve dekara net verim değerleri (ecrimisil talep edilen yılları kapsar şekilde) İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden sorularak, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı saptanarak, ecrimisil dönemine ait her bir yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılarak alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.