Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2015/2566 E. , 2021/585 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2015/2566
Karar No : 2021/585
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların yakını …’nın 11/05/2012 tarihinde götürüldüğü Çankırı ili, Şabanözü İlçe Jandarma Komutanlığı’nda uğradığı bıçaklı saldırı neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak eşi … için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuğu … için 500,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, babası … için 25.000,00 TL manevi, annesi … için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda davacılar yakının, kavga ettiği Y.Y’nin oğlu M.Y. tarafından jandarma karakolundaki ifade verme işlemi bittikten sonra bıçaklanmak suretiyle öldürülmesi olayında, jandarma personelinin güvenlik tedbiri olarak gerekli üst arama tedbirini yapmadığı, tehlike oluşturabilecek araçların ilçe jandarma binasına girişini engellemediği, olayda davalı idare personelinin kavga olayı sonucunda ifade vermek için gelen aralarında husumetli olan kişilerin ve yakınlarının (üçüncü kişilerin) temasını önleyecek şekilde ve hizmetin yürütülmesi için gerekli olan tüm güvenlik tedbirlerini alınmasında kusurunun bulunduğu; davacıların destekten yoksun kalma zararlarının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacı eş …’nın 133.988,94 TL, davacı …’nın 38.865,08 TL zararının olduğu yönünde tespitlere yer verildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi üzerine miktar artırım dilekçesi ile davacı … için istenen tazminat tutarının 133.487,00 TL, davacı …’nın için tazminat tutarının ise 38.365,00 TL artırıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davacı … için 133.987,00 TL, … için 38.865,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, olayda davalı idareye yüklenebilecek hizmet kusurunun ağır nitelikte olması, olayın niteliği, davacıların muris ile yakınlık durumu dikkate alındığında, olay nedeniyle davacı … için 30.000,00 TL, davacı … için 20.000,00 TL, davacı baba … için 15.000,00 TL, davacı anne … için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11/05/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine fazlaya ilişkin talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkeme kararının nispi karar harcının davacılara tamamlattırılmasına ilişkin kısmının düzeltilerek onanması; davalı idarece olayda idarelerine yükletilecek hizmet kusurunun bulunmadığı, hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğu iddialarıyla Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
11/05/2012 tarihinde davacıların yakını … ile kardeşi, akrabaları olan Y.Y ile kavga etmeleri üzerine jandarma ekibi tarafından ifadelerinin alınması için jandarma karakoluna getirilmişlerdir.
Y.Y’nin talebi üzerine karakola gelen Y.Y’nin oğlu M.Y, tarafların ifadeleri alındıktan sonra, üzerinde taşıdığı bıçak(çakı) ile davacıların yakını …’yı yaralayarak, ölümüne neden olmuştur.
Davacılar tarafından, yakınlarının ölümünde jandarma karakoluna girişte üst araması yapılmaması, aralarında husumet bulunan taraflar arasında güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedeniyle olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının, hizmet kusuruna ilişkin kısmının incelenmesi;
Meydana gelen olayda, jandarma karakolunda güvenliği sağlamakla görevli personelin, kişilerin karakol binasına girişinden başlayarak, saldırı anı da dahil olmak üzere güvenlik tedbirlerinin alınması noktasında görevlerinin gereklerini yerine getirmekte ihmallerinin bulunduğu anlaşıldığından, ortaya çıkan zarardan davalı idarenin hizmetin kötü işlemesi nedeniyle hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu olduğu açıktır.
İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
Bilindiği gibi, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak bir miktar para ödenmesini ifade etmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, malvarlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulması olup; zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardımı tespit etmek amacıyla belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin davacılara sağlayacağı yardımların toplamıdır.
İdare Mahkemesince, hükme esas alınan 06/05/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda; bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekir.
Bununla birlikte, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin kendisine, anne ve babasına da pay ayıracağı hususu dikkate alınmalıdır. Bu paylaşım yapılırken desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1 pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davalı idarece ileri sürülen temyiz nedenleri kararın manevi tazminata ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
İdare Mahkemesi kararının, maddi ve manevi tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesi;
İdare Mahkemesince hükmedilen maddi tazminatın dava dilekçesiyle talep edilen 1.000,00TL’lik kısmının ve ödenmesine karar verilen manevi tazminat miktarının idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte; miktar artırımı dilekçesi ile arttırılan maddi tazminata ilişkin kısmın ise miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliği edildiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken, temyize konu kararın kabul edilen tazminat miktarının ayrım yapılmaksızın tümü için yasal faiz başlangıcının olay tarihi olarak belirlenmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının nispi karar harcının ödenmesine ilişkin kısmının incelenmesi;
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında bu oranın yirmide bir olarak uygulandığı, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun’un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idarelere yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, İdare Mahkemesince nispi karar harcı dahil edilerek tüm yargılama giderlerine haklılık oranı uygulanmak suretiyle hüküm kurulmasında ve davalı idarece ödenmesi gereken miktarın davacı tarafından tamamlatılmasına yönelik hükmünde yasal isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin kabulüne; davalı idarenin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı ile maddi ve manevi tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihi ile nispi karar harcının ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.