Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/12510 E. , 2021/6782 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/12510
Karar No : 2021/6782
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, … İli’nde yer alan …Merkezinde 13-15/01/2012 tarihlerinde düzenlenecek olan Alp Disiplini Büyükler-Gençler 1. Etap yarışlarına hazırlık amacıyla 12/01/2012 tarihinde antrenman yaptığı sırada kayak pistinde bulunan kar perdelerine çarpmak suretiyle hayatını kaybeden …’nun vefatında İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu ileri sürülerek, anne ……ve baba …için ayrı ayrı 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, kardeş …için ise 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın, olayın meydana geldiği 12/01/2012 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; Büyükler-Gençler Alp Disiplini 1. Etap yarışlarına hazırlık amacıyla müsabakalardan 1 gün önce yapılan antrenmanda yaşanan kazanın, Türkiye Kayak Federasyonu yetkilileri, Federasyona bağlı kuruluş olan …İşletmeleri ve Turizm Ltd. Şti. tarafından işletilen …Merkezi teknik müdürü ve kazada vefat eden sporcunun bağlı bulunduğu Uludağ Kayak ve Snowboard Spor Kulübü antrenörlerinin asli ve tali kusurlarıyla oluşan ihmallerin kümülatif nedensellik bağıyla bir araya gelerek meydana geldiğine ilişkin …Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında belirtilen kusur tespitlerine atıfta bulunularak, dava dosyasında hasım konumunda yer alan İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı hasım mevkiinden çıkartıldıktan sonra; spor müsabakalarında milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlama, sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri alma, tescili yapılmış bulunan spor kulüp ve kuruluşları ile spor amacını taşıyan teşekkül, sporcu ve spor elemanlarını denetlemenin davalı Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Spor Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayıldığı; uluslararası kurallara uygun olmadığı adli yargı yerince hazırlatılan bilirkişi raporları ile tespit edilen pistte müsabaka düzenleyen ve sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almayan Türkiye Kayak Federasyonuna yönelik denetim ve gözetim yetkisini kullanmayan Gençlik ve Spor Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğu; bu bağlamda davacıların zararlarının belirlenmesi için hazırlatılan 07/03/2016 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anne …için 42.345,35 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, baba …için 44.432,61 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, kardeş …için ise 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 86.777,96 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davanın açıldığı 28/03/2013 (kararda sehven 28/03/2003 tarihi yazılmıştır) tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Gençlik ve Spor Bakanlığınca davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin maddi tazminat ve faiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; Türkiye Kayak Federasyonunun …tarih ve …sayılı Başbakanlık oluru ile özerklik kazandığı, Federasyona idari ve mali yönden özerklik verilmesine dair kararın 24/04/2005 tarih ve 25795 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve bu kapsamda spor faaliyetlerinin her branşta ve yurt çapında yaygın olarak yürütülmesi ve geliştirilmesi için Spor
Genel Müdürlüğü bünyesinde değişik branşlarda kurulan spor federasyonlarının 5105 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’na “Özerklik” başlığı altında eklenen Ek 9. maddesine dayanılarak özerklik kazandığı, 2011 yılında yapılan yasa değişikliği ile madde başlığının “Bağımsız spor federasyonları” olarak değiştirildiği, bu nedenle davanın özel hukuk hükümlerine göre gerçek hasım olan, tüzel kişiliğe sahip ve davalarda taraf ehliyeti bulunan Türkiye Kayak Federasyonu Başkanlığına yöneltilerek adli yargı mercii önünde açılması gerektiği, İdare Mahkemesince kazada Federasyonun kusurlu olduğu açıkça tespit edildiği halde özel hukuk tüzel kişisi olan, taraf ehliyeti, genel kurulu, yetkili organları ve bütçesi bulunan Federasyonun tamamen yok sayılarak, çok genel anlamda Türkiye’de yapılan tüm spor faaliyetlerini sevk ve idare görevi bulunan Gençlik ve Spor Bakanlığının bağlı kuruluşu olan Spor Genel Müdürlüğüne hizmet kusuru atfedilerek tazminattan Bakanlıklarının sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceği, aksi durumda, Türkiye’de bulunan 54 adet bağımsız spor federasyonunun görevleri arasında bulunan “sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almak” görevini yerine getirmemeleri durumunda sonucundan idarelerinin sorumlu tutulacağı, ancak bağımsız federasyonlara hukuken sorumluluk atfedilecek her türlü organ, bütçe ve mevzuatın mevcut olduğu, İdare Mahkemesince bu husus görmezden gelinerek verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından; dava konusu tazminat istemine neden olan kaza meydana geldiğinde olayın yaşandığı pistin güvenliğinden Türkiye Kayak Federasyonunun sorumlu olduğu, adı geçen Federasyonun Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olduğu, kayak sporu ile ilgili olarak her türlü önlemin alınmasının Gençlik ve Spor Bakanlığının sorumluluğunda olduğu, Gençlik ve Spor Bakanlığının denetim ve gözetim yetkisinin bulunduğu Türkiye Kayak Federasyonunca işletilen kayak pistinde hiçbir sağlık ekibi ve ekipmanının bulunmamasının, pistin yanlış konumlandırılmasının, pistin uluslararası standartlara uygun nitelik ve genişlikte olmamasının, pistte kar perdelerinin yanlış konumlandırılmış olmasının ve perdelerin yaratacağı tehlikenin giderilmesi adına hiçbir güvenlik ağı çekilmeksizin pistin kullanıma açılmasının yakınlarının vefatına sebep olduğu, Anayasa’nın 59. maddesine göre, Devletin her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alacağı, sporun kitlelere yayılmasını teşvik edeceği, bu nedenle spor federasyonlarının mevcudiyetinin Devletin spor faaliyetleri ile ilgili yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, Türkiye Kayak Federasyonunun özerk bir kuruluş olduğunun kabulü halinde dahi, Federasyonun bütçesinin Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olması sebebiyle tam bir özerklikten söz edilemeyeceği belirtilerek, davalı idarenin temiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkimi’nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Türkiye Kayak Federasyonu Başkanlığı faaliyet programında yer alan … ili, …Merkezinde 13-15/01/2012 tarihlerinde düzenlenen Alp Disiplini Büyükler-Gençler 1. Etap yarışmalarına katılan Uludağ Kayak ve Snowboard Kulübünün sporcusu olan ve yarışmacılar arasında yer alan …’nun, yarışmalardan bir gün önce 12/01/2012 tarihinde …Merkezinde, antrenörleri R.S.D. ve F.K.’nin refakatinde serbest kayma ve antrenman amaçlı olarak kulüp antrenörlerinin seçimi ile kullanılan SG Bayanlar pistinde (2 no.lu pistte), SG kapıları arasında büyük slalom kayakları ile serbest kayarken SG kapılarıyla çakışan kapıların yaklaşık 3 kapı sonrasında büyük slalom kapılarına girerek kaymayı sürdürmesi ile sola dönüş yaptığı esnada sol kayağının dış kenar kapması sonucu kontrolünü ve denge hakimiyetini kaybederek, kontrolünü sağlamaya çalışması sırasında sağ ayaktaki kayağının çıkması ile tek kayak üzerinde pistin sol tarafına doğru gitmesi neticesinde, pistin sol kenarından kar tümseğine çarparak havalanması ile ezilmiş olan pistin 8-10 metre uzaklığında 1,5-2 metre kot farkı altında bulunan ahşap kar perdelerine çarparak oluşan boyun, bel ve omurga kırığı neticesinde hayatını kaybettiği; …’nun yakınları olan davacılar tarafından, yaşanan kaza sonucu meydana gelen ölüm olayında, antrenman yapılan kayak pistinde hiçbir koruyucu önlem alınmadığı, kayak merkezinde sağlık ekibinin bulunmadığı, kar perdelerinin yanlış ve tehlikeli olarak konumlandırıldığı iddialarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığının; kayak merkezinde sağlık ekiplerinin bulunmadığı, kaza geçiren yakınlarının kar motoruyla sağlık ekipmanı bulunmayan yere taşındığı, kaza yerine ambulansın 30 dakika sonra geldiği iddialarıyla Sağlık Bakanlığının; … Valiliğince düzenlenen Kayak Merkezlerinde Alınacak Tedbir ve Önlemler başlıklı genel emre göre, kayak merkezlerinde yaralanan sporcuların sedyeli kar motorlarıyla taşınmasına ilişkin görev Jandarma teşkilatına verildiğinden, olay günü gerekli ekipmanın pistte bulunmadığı ileri sürülerek İçişleri Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek 11/01/2013 tarihli dilekçelerle adı geçen Bakanlıklara ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat istemiyle başvuruda bulunulduğu, başvuruların Gençlik ve Spor Bakanlığınca 28/01/2013 tarihinde, Sağlık Bakanlığınca 20/02/2013 tarihinde, İçişleri Bakanlığınca ise zımnen reddi üzerine, anne …ve baba …için ayrı ayrı 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, kardeş …için ise 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın, olayın meydana geldiği 12/01/2012 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Olay yerinin topoğrafik yapısı, iklim ve rüzgar özellikleri, yıllık ortalama kar yüksekliği, kar savurma rüzgarının hızı, karın biriktiği alanın ağırlığı bakımından İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerince düzenlenen …tarihli ve …sayılı raporda; kayak sporunun, meteorolojik ve topoğrafik koşullar gibi bilimsel verilere uyularak yapılması gereken bir spor dalı olduğu, …Merkezinin, olay günü slalom iniş pisti olarak kullanılan Super-G Kadınlar Pistinde yapılan incelemelerde; 70 metre genişliğinde olan antrenman pistinin, olay günü kar seviyesinin (35-40 cm) düşük olması nedeniyle yalnızca 25 metresinin kullanıldığı, pistteki karın yayılmasını sağlayan yardımcı bir eleman vasfında bulunan kar perdelerinin kalın profilli ahşap karkastan yapıldığı, çit baş direklerinin yastıklarla sarılmadığı ve pistin güney sınırına 5 metre mesafede boylu boyunca uzanacak şekilde, sporcuların pistten (13 metre kottan) aşağıya düşmesini engellemek maksadıyla bir kanal sınırı gibi konumlandırıldığı, slalom antrenmanı sırasında içinden geçiş yapılacak olan, kazanın meydana geldiği kapının kar perdelerine 11 metre mesafede konuşlandırıldığı, söz konusu 11 metrelik mesafenin 5 metresinin de kar perdeleri ile pist sınırı arasında kalan 5 metrelik kar biriktirme alanı olduğu; kazanın da sporcunun bu kapıdan geçmeye çalışırken denge ve kontrolünü kaybetmesi sonucu kar perdelerine çarpması nedeniyle meydana geldiği, mevcut tespitlerle bilimsel veriler birlikte incelendiğinde;
– 25 metre genişliğindeki pistin slalom inişi için yetersiz olduğu,
– Kar perdelerinin pist sınırına uluslararası literatüre göre 46,5 metre, sporcuların kayma hızının 50 km/saat olarak kabul edilmesi halinde ise asgari 23,30 metre mesafede olması gerekirken olayda 5 metre (4,80 metre) olmasının, sporcuların kar perdesine varmadan önce hızlarını düşürmeleri için yeterli mesafeyi (sürtünmeyi) sağlamadığı ve hemen hemen hızı hiç azalmadan tüm süratiyle sert kar perdelerine çarpmalarına bağlı olarak ciddi kazalara zemin hazırladığı,
– Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tarafından belirlenen homologasyon sertifikasında hakim rüzgar yönü batı ve kuzeybatı olarak tespit edildiğinden, kar perdelerinin bu yönde, dolayısıyla kısa kısa aralıklarla kayak pisti ile 45 derecelik açı sağlayan “balık sırtı” şeklinde konumlandırılması gerekirken, pistin güney yönünde boylu boyunca uzanan ve sporcuların yüksek kottan düşmesini engellemek maksadıyla bir sınır güvenlik çiti gibi yerleştirilmesinin, kar perdesinin “pistteki karın yayılmasını sağlama” amacına aykırı kullanılması anlamına geldiği gibi, sporcunun kar perdesine çarpmadan kar perdeleri arasındaki boşluklardan geçerek mesafe kat etmesi ve sürtünme sonucu yavaşlamak suretiyle durmasına da engel olduğu, böylelikle kar perdelerine çarpmasına bağlı ciddi kazalara zemin hazırladığı, dolayısıyla olayda sporcuların güvenliğini sağlamak (13 metre kottan düşmelerini engellemek) amacıyla yapılan konumlandırmanın tam tersi etki doğurduğu,
– Slalom antrenmanı sırasında içinden geçiş yapılacak olan, kazanın meydana geldiği kapının kar perdelerine 11 metre mesafede konuşlandırıldığı, söz konusu 11 metrelik mesafenin 5 metresinin de kar perdeleri ile pist sınırı arasında kalan 5 metrelik kar biriktirme alanı olduğu düşünüldüğünde, sporculara söz konusu kapıdan geçiş için yalnızca 6 metrelik alan tanındığı ve bu alanın sporcuların her iki ayağının birden yerden kesilmesi nedeniyle en çok dengelerini yitirdikleri dönüşler (slalom) için yetersiz kaldığı,
– Sporcu güvenliğini önceleyen çağdaş kar perdelerinin ankrajlı ve polietilen yumuşak malzemeden yapılmasına karşın, olayda çağ dışı malzeme ve konstrüksüyon niteliğindeki kalın profilli ahşap karkas malzemeden yapılmış kar perdelerinin kullanılmasının ve çit baş direklerinin yastıklarla sarılmamasının, perdelere çarpma halinde sporcuda ciddi yaralanmalara neden olabileceği, bu durumda en azından A ve B tipi güvenlik ağlarının pist sınırı ile kar perdesi arasına yerleştirilmesi gerekirken bu güvenlik tedbirinin de alınmadığı, oysa bu tedbirin …Merkezinin Super-G Erkekler Pistinde alınmış olduğu,
– Sonuç olarak, …Merkezinin projelendirmesinin, zorunlu olan temel çalışmalar yapılmadan, pistlerin ve kar perdelerinin tasarım ve yapımı yönünden eksik verilerle gerçekleştirildiği, mevcut hali ile tesisin, kış sporları planlaması, mühendislik ve güvenlik ölçütleri bakımından uluslararası standartların çok gerisinde kaldığı, aktarılan eksikliklerin birleşerek kümülatif nedensellik bağıyla sonuçta kayakçının ölümüne neden olduğu, olayda kusur atfedilen sanıklar yönünden öngörülebilir sonuca neden olan olayı engellemelerinin önünde mücbir sebep, 3. kişinin ağır kusuru veya zarar görenin ağır kusuru gibi illiyet bağını kesen bir sebebin bulunmadığı,
görüşlerine yer verilmiştir.
…’nun hayatını kaybetmesinde taksirle ölüme sebebiyet verme ve görevi kötüye kullanma suçları kapsamında sorumlu olduğu iddia olunan kişiler hakkında yürütülen yargılamaya ait …Asliye Ceza Mahkemesinin E:…esas sayılı dosyasından elde edilen bilgi ve belgelere göre, 12/01/2012 tarihinde düzenlenen Adli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağında, …’nun yaşanan kaza neticesinde, genel beden travmasına bağlı subaraknoid kanama, boyun kemiği kırığı, kaburga kemikleri kırığına bağlı akciğer yaralanması, bilateral hemitoraks, toraks omurga kemiği kırığı ve retroperitonel kanama sonucu olay yerinde hayatını kaybettiği, sporcunun kar perdelerine çarptığını gören …Kayak Kulübü antrenörü E.P. ile …’nun antrenörü olan R.S.D.’nin beyanlarına göre, kaza yerine varıldığında …’nun nefes almadığı ve nabzının olmadığı, telsizle ambulans istenildiği, Federasyona ait kar motoru ile …pistten indirildiği, 25-30 dakika kadar ambulans beklendiği, ambulans geldiğinde …ölü olduğu ve müdahalelere rağmen yaşama belirtisi göstermediği ifade edilmiştir.
Anılan ceza yargılaması neticesinde … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; kayak pistinin pojelendirme aşamasında bilirkişi raporlarında yer verilen eksikliklere yönelik temel çalışmaların yapılmaması, kar perdelerinin işlevinin yanlış yorumlanması, bu nedenle kar perdelerinin yükseklik, konum ve aralık yönlerinden doğru uygulanmaması, pistlerin yarış ve yarışlar dışında süreklilik arz edecek şekilde işletilmesi ve güvenliği ile ilgili konularda somut düzenlemelerde boşluklar olması, genel uygulamalarla bu faaliyetlerin yürütülmesi, bu alanlarda düzenleme yapma yetki ve görevi bulunan Federasyon tarafından herhangi bir düzenleme yapılmamış olması ve antrenman için yeterli niteliklere sahip olmadığı anlaşılan pistin antrenmana kapatılması gerekirken, aksine kulüplerin piste yönlendirilmesi hususlarının gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğini ortaya koyduğu; yaşanan kaza sonucu …’nun hayatını kaybetmesinde, Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı ve Federasyon Genel Sekreterinin asli kusurlu olduğu, Federasyon İl Temsilcisi, …Merkezi Pist Şefi, Federasyonun bağlı kuruluşu …İşletmeleri ve Turizm Ltd. Şti. …Merkezi teknik müdürü ve …’nun bağlı olduğu Uludağ Kayak ve Snowboard Spor Kulübü antrenörlerinin tali kusurlu oldukları tespit edilmiş; öte yandan, diğer sanıklar … Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Şube Müdürlüğüne bağlı Tesisler Şube Müdürü, Tesisler Şube Müdür vekili, Spor Şube Müdürlüğünde yüzme havuzu görevlisi, Konaklı Tesis Kafeteryası Görevlisi, Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürü, … İl Ambulans Başhekimi, … İl Sağlık Müdürü ve … 112 Acil Servis Başhekim Yardımcısının, …’nun olay yerinde kazanın gerçekleştiği anda hayatını kaybetmesi karşısında, gerçekleşen sonuç ile pistte derhal müdahaleye hazır gerekli ve yeterli sağlık ekip ve ekipmanının bulundurulmaması, olay yerine intikal ettirilen sağlık ekibinin 25-30 dakikalık bir süre ile geç kalması şeklindeki kusurlu davranışları arasındaki illiyet bağının kesildiği, bu nedenle görevlerinin gereğini yerine getirmekte gecikme gösteren bu sanıklar yönünden kişilerin mağduriyetine sebep olma unsurunun oluşmadığı gerekçelerine yer verilerek; Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı ve Federasyon … İl Temsilcisinin taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 18.200,00’er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; Federasyon Genel Sekreterinin taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; …’nun antrenörleri R.S.D. ile F.K.’nin taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 1’er yıl 8’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; Türkiye Kayak Federasyonunun Bağlı Kuruluşu …İşletmeleri ve Turizm Ltd Şirketine bağlı …Merkezinin teknik müdürü ve pist şefinin taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 1’er yıl 8’er ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; diğer sanıklar olan … Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeli ve … İl Sağlık Müdürlüğü personelinin ise ihmale dayalı eylem ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunmadığından beraatlerine karar verilmiştir.
Kararın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kısımlarının UYAP üzerinden yapılan incelemede 14/05/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüş; haklarında mahkumiyet ve beraat hükmü kurulan sanıklara ilişkin olarak yapılan temyiz başvuruları üzerine …Ceza Dairesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; beraatlarine hükmedilen sanıklar yönünden, …’nun kaza sonrası yerde yattığı ve nabız alınamadığı beyanlarının … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait 12/02/2012 tarihli eksitus notunda da desteklendiği görüldüğünden, kaza anında olay yerinde ambulans ve doktor bulunup zamanında müdahale edilmesi halinde dahi ölüm sonucunun değişmeyeceği gerekçesiyle onandığı; Türkiye Kayak Federasyonu Temsilcisi hakkında verilen mahkumiyet hükmünde hukuki isabetsizlik olmadığı, ancak kişinin yürüttüğü görevin ruhsatname ile yapılan bir meslek olmadığından, ceza hükmünün 1 yıl süre ile kayak sporuna ilişkin resmi görev almaktan yasaklanmasına ilişkin kısmının çıkartılması suretiyle düzeltilerek onandığı; Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı ile Federasyon Genel Sekreteri hakkında verilen mahkumiyet hükmünün ise, düzenlenen yarışmanın yapılacağı Erkekler Süper G pistinin, yarışmadan bir gün önce müsait olmaması nedeni ile antrenmanın yapıldığı bayanlar pistindeki sağlık ve güvenlik tedbirleri konusunda Federasyonun, gerek pistin işletmesini üstlenen …İşletmeleri ve Turizm Ltd. Şti. Müdürü ve Federasyon … İl Temsilcisi tarafından yazılı ve sözlü olarak bilgilendirilmemesi karşısında, meydana gelen neticede sanıklara kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtayın kısmen bozma kararı üzerine bozulan kısım hakkında yeniden yapılan yargılama sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesince verilen …tarih ve E:…K:…sayılı kararda, Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı ve Federasyon Genel Sekreteri olan sanıklar için bir önceki kararda olduğu şekilde mahkumiyet hükmü kurularak Yargıtay’ın bozma kararına direnilmesine karar verilmiş olup, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu hakkında henüz bir karar verilmediği, başvurunun …Ceza Dairesinin E:…esas sayılı dosyasında derdest olduğu görülmektedir.
Öte yandan; Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun …tarihli ve …sayılı kararıyla, … ili, Palandöken ilçesi, …Mahallesi, …Merkezinde yer alan Maliye Hazinesine ve Spor Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlar ile bunların üzerindeki pist, lift, gölet ve benzeri yapı, tesis ve diğer varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar verildiği, dolayısıyla uyuşmazlığa konu olayın yaşandığı …Merkezinin Maliye Hazinesine ve Spor Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlar üzerinde kurulu bulunduğu, söz konusu taşınmazlar üzerindeki üst yapıların da yine anılan idarelere ait olduğu anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3289 sayılı (uyuşmazlık konusu olayın yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle) Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Görev” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, “(a) Vatandaşın ve okuldışı gençlerin fizik, moral güç ve yeteneklerini sağlayan beden eğitimi, oyun, jimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek, (b) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bütün öğretim kurumlarının; yurt içi ve yurt dışı spor faaliyetlerini programlamak, beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin esaslarını tespit etmek, yürütmek, bu faaliyetlere ait araç, gereç ve benzeri ihtiyaçları sağlamak, (c) Okuldışı izcilik ve spor faaliyetlerini programlamak, düzenlemek, yönetmek ve gelişmesini sağlamak; spor idarecisi, antrenör, monitör, spor elemanları ve hakemleri yetiştirmek, eğitmek, sayılarını artırmak, eğitim merkezleri kurmak, (d) Sporcu ve spor kulüplerinin tescil, vize, aktarma işlemlerini yapmak, (e) Spor federasyonlarının kurulması ve spor dallarını belirlemek için gerekli usul ve esasları tayin ve tespit etmek, (f) Beden eğitimi ve spor faaliyetleri için gerekli olan saha, tesis ve malzemeleri yapmak, yaptırmak, işletmek ve bu tesisleri vatandaşın istifadesine sunmak, (g) Sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almak, sporcu sağlık merkezleri açmak, açtırmak, işletmek, işletilmesine yardımcı olmak, sporcuların sigortalanması işlemlerini yapmak ve yaptırmak, (h) Spor müsabakalarında milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak, (j) Beden eğitimi ve spor alanında teknik bilgi ve spora ilgiyi artıracak yayınlar yapmak, faaliyetlerde bulunmak, (l) Milletlararası spor temas ve münasebetlerinde resmi merci görevi yapmak, (m) Bu Kanuna göre tescili yapılmış bulunan spor kulüp ve kuruluşları ile spor amacını taşıyan teşekkül, sporcu ve spor elemanlarını denetlemek, (n) Başarılı sporculara ve çalıştırıcılarına ayni ve nakdi yardım yapmak ve yapılmasını sağlamak, ödüllendirmek, (o) Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, konu ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak, (p) İlgili mevzuat ve Bakanlıkça, verilen benzeri görevleri yapmak” Spor Genel Müdürlüğünün görevleri olarak belirlenmiş; 29/03/2011 tarih ve 6215 sayılı Kanun ile değişik “Bağımsız spor federasyonları” başlıklı Ek 9. maddesinde, spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tâbi bağımsız spor federasyonları kurulacağı; bu federasyonların, Merkez Danışma Kurulunun uygun görüşü, Bakanın teklifi ve Başbakanın kararı ile kurulup, kararın Resmi Gazetede yayımlanması ile tüzel kişilik kazanacağı, federasyonun organlarını oluşturan kurulların oluşumu, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarının ana statüyle düzenleneceği, spor federasyonları ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda 04/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış; yine 29/03/2011 tarih ve 6215 sayılı Kanun ile değişik Geçici 11. maddesinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte 3289 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesine göre özerk olan spor federasyonlarının, bu Kanun’a göre kurulmuş bağımsız spor federasyonu olarak kabul edileceği hüküm altına alınmış; anılan maddeler 12/04/2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Yine, 3289 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinde, Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde “Tahkim Kurulu” adı altında bir itiraz merci teşekkül ettirilmiş olup; kurulun görev ve yetkileri aynı maddede tahdiden sayılmıştır. Anılan maddenin 8. fıkrasında, “Tahkim Kurulu, federasyon ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır. Tahkim Kurulu; itiraz üzerine Genel Müdürlük ile federasyonlar ve federasyonların birbirleri arasında çıkacak ihtilafları inceleyerek sonuçlandırır.” kuralı bulunmaktadır.
Aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliği haiz bağımsız spor federasyonlarının, 3289 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinde sayılan hukuki uyuşmazlıklarının Tahkim Kurulunca; bu kapsama girmeyen uyuşmazlıklarının ise adli yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Türkiye Kayak Federasyonu, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca 24/04/2005 tarih ve 25795 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 12/04/2005 tarih ve 98 sayılı Başbakanlık oluru ile idari ve mali yönden özerklik kazanmış olup, 12/04/2011 tarihi itibarıyla bağımsız spor federasyonu statüsü kazanmıştır.
Dava konusu tazminat istemine yol açan olayın yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan 02/06/2006 tarih ve 26186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Kayak Federasyonu Ana Statüsü’nün 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, “Ülke içinde müsabakalar düzenlemek, ülke içinde düzenlenen tüm müsabakaların devamlılığını sağlamak, hakem, temsilci ve gözlemci atamasını yapmak.” Federasyonun görevleri arasında sayılmış olup; Ana Statünün 13. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde ise, “Müsabakalarda emniyet ve sağlık ile ilgili tedbirleri almak ve aldırmak.” görevi ise Federasyon Yönetim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
Diğer yandan; … Valiliğinin …tarih ve …sayılı “Kayak Merkezlerinde Alınacak Tedbir ve Önlemler” konulu Genel Emrinin “Kayak Merkezinde Yapılacak Yarışma ve Etkinlikler” başlıklı 13. maddesinin (a) bendinde, kayak merkezlerinde yapılan kayak yarışmaları için sağlık ve yaralanan kayakçıların taşıma işleminin, organizasyonu düzenleyen kuruluş tarafından yapılacağı; 15. maddesinde, pistlerin ezilerek kayağa hazır hale getirilmesinin, çığa karşı gerekli tedbirlerin alınmasının, gaz-ex sisteminin hazır tutulmasının, pistlere gerekli uyarı levhası asılmasının, riskli bölgelere tor çekilmesinin, Türkiye Kayak Federasyonu Başkanlığı … İl Temsilciliğinin sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Temyize Konu Kararın Husumet Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. ve 15. maddelerinde; mahkemece, dava dilekçesinin ilk inceleme sırasında “husumet” yönünden inceleneceği, davanın yanlış hasımla açıldığının ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her aşamasında gerçek davalının hasım mevkine alınması suretiyle dava dilekçesinin bu idareye tebliğ edileceği kurala bağlanmış olup; anılan kurallar ile kamu idarelerinin görev, yetki ve sorumluluklarının sayısız mevzuat hükmüyle düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davacılar tarafından, menfaatini ya da hakkını ihlal eden işlemi/eylemi yapan veya hareketsiz kalıp yapmayan idarenin (gerçek hasmın) tespit edilmesindeki güçlük gözetilerek davacıların iddialarının salt yanlış hasım nedeniyle dinlenilmeksizin reddolunmaması, başka bir ifadeyle idari işlem veya eylemin hukukilik denetimine tabi tutulması, böylece Hukuk Devleti ilkesinin tesis edilmesi amaçlanmıştır.
Anılan kurallarda, idari dava türleri bakımından bir ayrıma gidilmemiş, daha açık bir anlatımla, idari davanın iptal, tam yargı veya idari sözleşmeden doğan uyuşmazlık nedeniyle açılmış olması noktasında farklı bir hüküm sevk edilmemiş, bu suretle husumetin düzeltilmesine yönelik kuralın bütün idari davalarda uygulanacağı kabul edilmiştir.
Aynı kuralın, idari yargı mercilerine, yanlış hasmın husumetten çıkarılması yetkisini de verdiği Danıştayın yerleşik içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Zira, dava dilekçesinin “gerçek hasma tebliğine” karar verilmesi, yanlış gösterilen hasmın hasım mevkinden çıkarılması ile mümkündür.
Bu itibarla, tam yargı davalarında da, mahkemelerce gerçek hasmın tespit edilmesi üzerine dilekçede gösterilen yanlış hasmın husumetten çıkarılıp tespit edilen gerçek davalının husumete alınmasına ve dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğ edilmesine karar verilebileceği açıktır.
Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından …’nun vefatında sorumlu olduğu iddia edilen İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığına karşı, her bir idareye ayrı ayrı hizmet kusuru izafe edilerek ve gerekçelendirilerek açılan tam yargı davasında, dava dosyasının her üç hasım yönünden tekemmül ettiği görülmekle birlikte, karar aşamasında, herhangi bir gerekçeye yer verilmeden davacılar tarafından hizmet kusuru atfedilen ve tazminat talep edilen İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının hasım mevkiinden çıkartılarak, davacıların bu idareler yönünden talep ve savları karşılanmaksızın yalnızca Gençlik ve Spor Bakanlığı husumetiyle ve bu idarenin sorumluluğu değerlendirilerek verilen İdare Mahkemesi kararında eksik inceleme sonucu hüküm kurulması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Esasen adı geçen Bakanlıkların olayda sorumluluklarının bulunmadığı kanaatine varılmasının, bu Bakanlıklar yönünden davanın reddi yolunda karar verilmesini gerektireceğinin, Bakanlıkların husumetten çıkarılması sonucunu doğurmayacağının kabulü gerekmektedir.
Aksi yorum, adı geçen Bakanlıkların nihai karar aşamasına kadar davayı takip etmesinden kaynaklanan hak ve yükümlüklerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri vs.) akıbeti hakkında da boşluk oluşması suretiyle sorun çıkmasına neden olabilecektir.
Dava dilekçesinde; kaza sonrası …’nun pistten taşınması ve 112 Acil Servis hizmetinin yürütülmesine ilişkin uygulama ve süreçte, jandarma personelinin kusur ve ihmali ile sağlık personelinin kusur ve ihmali bulunduğu ileri sürülerek İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının da meydana gelen zararda hizmet kusuru ilkesi kapsamında sorumlu olduğu ileri sürülmekte ise de; …’nun yaşanan kaza sonrası olay yerinde yanına ilk giden antrenörler tarafından hayati belirtilerinin olmadığının gözlemlendiği ve bu doğrultuda verilen ifadelerin kaldırıldığı hastanede düzenlenen eksitus notunda desteklendiği görüldüğünden, …’nun pistten taşınması ve sağlık görevlilerinin olay yerine gelmesi organizasyonunda aksaklıklar olmasına karşın, kaza anında hayatını kaybeden …’nun ölümü sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığı açık olan davacılarda oluşan zararla mevcut kusurlu eylemler arasında nedensellik bağı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemece, Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan Bakanlıkların nihai karar aşamasında husumetten çıkarılmasında hukuki isabet görülmemiştir.
2- Temyize Konu Kararın, Gençlik ve Spor Bakanlığının Sorumluluğu Yönünden İncelenmesi:
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; spor müsabakalarında milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamanın ve sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almanın davalı Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Spor Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayıldığı, uluslararası kurallara uygun olmadığı adli yargı yerince hazırlatılan bilirkişi raporları ile tespit edilen pistte müsabaka düzenleyen ve sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almayan Türkiye Kayak Federasyonuna yönelik denetim ve gözetim yetkisini kullanmayan Gençlik ve Spor Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesine yer verilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre; …’nun …Kayak ve Snowboard Spor Kulübünde kayak sporcusu olduğu, katılmak için … iline gittiği Alp Disiplini Büyükler-Gençler 1. Etap kayak yarışmalarının, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz, bağımsız bir federasyon niteliğindeki Türkiye Kayak Federasyonu faaliyet programı çerçevesinde düzenlenen bir etkinlik olduğu, yarışmanın yapılacağı …Merkezinin ise Federasyonun bağlı kuruluşu olan …İşletmeleri ve Turizm Ltd. Şti. tarafından işletildiği, Türkiye Kayak Federasyonu Ana Statüsü’nde kayak müsabakaları düzenlemek ve düzenlenen müsabakalarda emniyet ve sağlık tedbirlerini almak ve aldırmak görevinin Federasyon’a ait olduğu, müsabakalara hazırlık çalışmalarının da bu kapsamda kabul edilmesi gerektiği hususları dikkate alındığında; davalı Gençlik ve Spor Bakanlığının her ne kadar, bağımsız spor federasyonlarını denetleme görevi bulunmakta ise de, somut olayda olduğu gibi, herhangi bir bağımsız spor federasyonunun sorumluluğunda olan antrenman amaçlı faaliyetin, yerin ve uygulamanın her an ve koşulda denetlenmesi hukuken ve fiilen mümkün görülmediğinden, söz konusu denetim görevinin, davalı Gençlik ve Spor Bakanlığına aşırı bir külfet yükleyecek şekilde geniş yorumlanmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Bununla birlikte, 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları (Universiade … 2011) sırasında hizmete giren …Merkezinin, Maliye Hazinesine ve Spor Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlar üzerinde kurulu bulunduğu, söz konusu taşınmazlar üzerindeki üst yapıların (pist, lift, gölet ve benzeri yapı, tesis ve diğer varlıkların) da yine idarelere ait olduğu ve Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun … tarihli ve … sayılı kararıyla anılan taşınmazlar ile bunların üzerindeki üst yapıların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar verildiği dikkate alındığında; kayak merkezinin yapım sürecinin (ihale dokümanlarının -proje ve teknik şartname vb.- hazırlığı, ihale, işin kabulü ve teslim alınması, tesisin hizmete açılması) Spor Genel Müdürlüğünün yetki, görev ve sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda özetlenen ve Dairemizce de hükme esas alınabilecek yeterlikte görülen bilirkişi raporunda; …Merkezinin projelendirmesinin, zorunlu olan temel çalışmalar yapılmadan, pistlerin ve kar perdelerinin tasarım ve yapımı yönünden eksik verilerle gerçekleştirildiği, mevcut hali ile tesisin, kış sporları planlaması, mühendislik ve güvenlik ölçütleri bakımından uluslararası standartların çok gerisinde kaldığı tespitlerine yer verildiği, dolayısıyla kayak merkezinin yapımında (hizmetin kuruluşunda) davalı idarenin kusuru bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; aynı bilirkişi raporu ile ceza yargılaması sonucu verilen mahkumiyet kararından, düzenlediği kayak müsabakaları ile müsabakalara hazırlık çalışmalarında emniyet ve sağlık tedbirlerini almak ve aldırmakla görevli, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz, bağımsız Türkiye Kayak Federasyonunun da olayda (kayak merkezinin -özellikle pistin- ve antrenmanların yönetiminde) hizmet kusuru bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlık hakkında verilecek kararın, özel hukuk hükümlerine tabi olması nedeniyle dava dışı bulunan Türkiye Kayak Federasyonunun hukukunu etkileyeceği, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin “davanın ihbarı” konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. maddesinde öngörülen koşulların bakılan uyuşmazlık bakımından gerçekleştiği anlaşıldığından; İdare Mahkemesince, öncelikle davanın resen Türkiye Kayak Federasyonuna ihbar edilmesi, Federasyonun davaya müdahale isteminde bulunması halinde isteminin kabulü ile dosyanın Federasyon yönünden de tekemmülü sağlanarak esas hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan; davalı idare tarafından, yeniden yapılacak yargılama sonucunda aleyhine hükmedilecek tazminatın, olaydaki kusur oranına isabet edecek kısmının Türkiye Kayak Federasyonuna rücu edilebileceği de tabiidir.
3- Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminat Yönünden İncelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Uyuşmazlıkta, idarenin hizmet kusuru sonucu yakınlarını kaybeden davacıların duydukları ve ömür boyunca duyacakları elem ve üzüntünün kısmen dahi olsa giderilmesini teminen manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bu açıdan, davacı anne ve babanın her biri için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi Dairemizce de uygun görülmüştür. Bununla birlikte, manevi tazminatın amacı ve niteliği gözetildiğinde, olay karşısında anne ve baba ile kardeş lehine hükmedilecek tazminat tutarları aynı olamayacağından kardeş lehine hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminatta hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, manevi tazminat istemine ilişkin olarak yeniden bir karar verilmesini teminen kararın manevi tazminata ilişkin kısmının tümüyle bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.