Danıştay Kararı 10. Daire 2016/1289 E. 2021/5189 K. 27.10.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/1289 E.  ,  2021/5189 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/1289
Karar No : 2021/5189

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Müdürlüğü /…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Taşımacılık Gıda Canlı Hayvan ve
Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, sahibi olduğu Van ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … nolu parselde bulunan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunun Van-Özalp karayolu üzerinde bulunduğu, davalı idarece yapılan yol yapım çalışması neticesinde taşınmazı ile yol sınırında 3-5 m yüksekliğinde duvar örülmesi sonrasında taşınmazının karayolu ile olan bağlantısının kesildiği ve taşınmazında değer kaybı oluştuğu ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 44.333,76 TL) maddi zararın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında, dava konusu olayda aradan geçen zaman, usul ekonomisi ilkesi ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu yönündeki Anayasal kural göz önünde bulundurularak, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı ve … Sulh Hukuk Mahkemesinin Değişik İş E:… sayılı dosyasında 12/06/2013 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelenmesinden, dava konusu yol genişletme çalışmalarının Van – Özalp – Saray – Kapıköy Devlet Yolu işi olduğu ve dolgu yapılan kesimlerinde yüksek dolgulu kısımlarının şev stabilizasyonunun sağlanması, kaldırım üzerindeki yayaların ve şehir geçişi kısımlarındaki hanelerin veya mülklerinin güvenliği açısından betonarme duvar yapılması gerekliliğinin görülmesi üzerine sözü edilen yerde bulunan taşınmazların kamulaştırılması yoluna gidildiği, kamulaştırılan taşınmaz bedellerinin bazı kişilere ödendiği, fakat davacı şirkete kamulaştırma nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi oluşan kot farkı nedeniyle davacının taşınmazının zarar gördüğü bilirkişi raporuyla ortaya konulduğundan yol genişletilmesi sonucunda ilgililerin olası mağduriyetini giderici veya zarar görmesini önleyici herhangi bir tedbir almayan davalı idarenin hizmetin kötü işleyişinden dolayı hizmet kusurunun bulunduğu, yaptırılan bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında da davacının taşınmazında oluşan toplam 44.333,76 TL zararın, hizmetin kötü işlemesinden sorumlu olan davalı idare tarafından tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 44.333,76 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 22/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmazın bölünmüş yola bağlantısının yapıldığı, dava konusu taşınmaz ve üzerindeki binaların yola cephesi ve ana yolda giriş-çıkışında projeden kaynaklanan olumsuzluk bulunmadığı, taşınmaz ve üzerindeki binaların değer kaybının söz konusu olmadığı, yol inşasından dolayı dava konusu taşınmazların imar planında belirtilen amaç doğrultusunda kullanımını engelleyen, olumsuz bir durum olmadığı, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada esas alınan kriterlerin açık ve net olmadığı, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, hükmedilen tazminatın fahiş miktarda olduğu, harçtan muaf olan idare aleyhine hükmedilen harçlar yönünden de kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIIN SAVUNMASI : Davacı tarafından usul ve hukuka uygun olan Mahkeme kararının onanması ile davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu olayda davalı idare tarafından kamu yararını gerçekleştirmek, toplumsal bir ihtiyacı karşılamak için yürütülen hizmetten tüm toplum yararlanacak olmasına karşın davacının bir külfet altına sokulduğu, kamu yararı lehine özel bir fedakarlığa katlanmak zorunda bırakıldığı, bozulan kamu külfetlerinin dağılımındaki dengenin bir denkleştirme ile yeniden kurulması gerektiği, bu denkleştirmede de sunulan hizmet neticesinde davacının taşınmazda oluştuğu ileri sürülen değer kaybına ilişkin zararlarının olup olmadığının, değer kaybı söz konusu ise ne oranda değer kaybı oluştuğunun İdare Mahkemesince mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde somut ve objektif kriterler esas alınarak belirlenmesi gerektiği düşüncesiyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı şirket, sahibi olduğu Van ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … nolu parselde Van-Özalp karayolu üzerinde bulunan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunun, davalı idarece yapılan yol yapım çalışması neticesinde taşınmazı ile yol sınırında 3-5 m yüksekliğinde duvar örülmesi sonrasında taşınmazının karayolu ile olan bağlantısının kesildiği ve taşınmazında değer kaybı oluştuğu iddiasıyla … Sulh Hukuk Mahkemesinin E:… D. İş. Sayılı dosyasında değer kaybından oluşan maddi zararının tespitini istediği, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki tek katlı yapının değerinde oluşan kaybın 44.333,76 TL olduğu görüşüne yer verildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından, maddi zararlarının tazmini istemli olarak idareye yapılan 22/07/2013 tarihli başvurusunun, idarenin … tarih ve … sayılı ön kararıyla reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Görev ve yetkiler” başlıklı 4. maddesi, (a) bendinde, “Otoyol, Devlet ve il yolları ağına giren karayolları güzergâhları ile bunların değişikliklerine ilişkin planları hazırlamak veya hazırlatmak” Karayolları Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesinin neden ve etkisinden kaynaklanan bir zararın doğmaması için idarece her türlü tedbir alınmasına rağmen, hizmetin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkan, hizmetten yararlananlar yönünden genel ve olağan nitelikteki bir külfetten kaynaklanan zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece karşılanmasına olanak bulunmamaktadır. Kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan bir zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece karşılanabilmesi için, uğranıldığı ileri sürülen zararın kamu külfeti olmaktan çıkıp, hizmetten yararlananlar yönünden özel ve olağan dışı bir niteliğe dönüşmüş olması gerekir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda davacı şirket tarafından, sahibi olduğu taşınmaz ve üzerinde yer alan akaryakıt istasyonunun davalı idarece yürütülen yol çalışması sonucunda yol seviyesinin altında kalarak yol ile bağlantısının kesilmesi nedeniyle taşınmazın değer kaybına uğradığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu değer kaybı talebinin aynı yol üzerinde bulunan bütün işyeri sahipleri yönünden de ileri sürülebileceği, bu haliyle, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın diğer işyeri sahiplerinden farklı, özel ve olağandışı bir nitelikte olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda yapılan yol çalışmaları nedeniyle oluşan genel külfetlere, “kamu külfetlerindeki eşitlik ilkesi” uyarınca herkesin katlanması gerektiği, kaldı ki, davacının yeniden düzenlenen yolun olanaklarından yararlanacağı da dikkate alındığında, idarenin tazmin sorumluluğunu gerektiren, kamu külfeti olmaktan çıkan, hizmetten yararlanan davacı yönünden özel ve olağandışı niteliğe dönüşen bir maddi zarar bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı şirketin, davalı idarece yapılan yol çalışması neticesinde taşınmazının yeni yol seviyesinden aşağıda kalmasından kaynaklanan zararlara katlanması gerektiği hukukun genel ilkeleri ile hak ve nasafet kurallarının bir sonucu olduğundan ve davacının taşınmazdan hiçbir şekilde yararlanmaması sonucunu doğuracak bir mülkiyet hakkı ihlali de olayda mevcut olmadığından, İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kabulüne ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.