Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/4864 E. , 2021/6946 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/4864
Karar No : 2021/6946
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Valiliği / …
DAVANIN_KONUSU : İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işleme dayanak alınan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesinin “IV. Sağlık Hizmetleri” başlıklı maddesi, 10. paragrafının iptalleri ve 45.500,00 TL protez bedelinin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Suriye’de meydana gelen iç karışıklıklar nedeniyle ülkemize yaralı olarak gelen ve organ-uzuv kaybına uğramış olan … isimli hastanın tedavisinin firmaları tarafından karşılandığı ve hastaya protez uygulandığı, sonrasında tedavi masrafının ödenmesi amacıyla tedaviye ilişkin fatura ile davalı Valiliğe başvuruda bulunulduğu, ancak başvurunun reddedildiği, firma olarak tıbben üzerlerine düşen yükmlülüğü yerine getirmelerine rağmen ödeme aşamasında yaşamış oldukları durum sebebiyle maddi açıdan zarara uğradıkları, ayrıca başvurunun reddi işlemine dayanak alınan davaya konu Genelgenin üst norm niteliğinde bulunan Geçici Koruma Yönetmeliğine ve Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeye aykırı olduğu, öte yandan davalı idarenin internet sitesinin önemli gelişmeler bölümünde “Suriye’den ülkemize yönelik nüfus hareketlerinin artması ve söz konusu kişilerin büyükşehirlerimiz başta olmak üzere tüm illerimize yayılması nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarının çözülmesi amacıyla AFAD tarafından 09/09/2013 tarih ve 2013/8 sayılı Genelge yayımlanmış ve ülkemizdeki Suriyelilerin tüm giderleri ücretsiz hale getirilmiştir.” ifadesine yer verildiği, bu açıklamanın dava konusu Genelge’de iptali talep edilen ibareyle de örtüşmediği belirtilerek, dava konusu bireysel işlem ve Genelge maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
1) Davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından, usule ilişkin olarak, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, dava konusu Genelge yönünden, Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 26. maddesi uyarınca geçici koruma altındaki yabancılara sunulan hizmetlerin genel koordinasyon yetki ve sorumluluğunun idarelerine verildiği ve aynı Yönetmeliğin 58. maddesinde verilen yetki kapsamında alt düzenleyici işlem olarak Genelgenin çıkarıldığı, Genelgenin Geçici Koruma Yönetmeliğinin uygulanmasına ilişkin olarak düzenlendiği ve Yönetmeliğe aykırı bir husus içermediği gibi Sağlık Uygulama Tebliğine de uygun olduğu, öte yandan, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 2. maddesi uyarınca bu hükme uygun olarak ve mevcut kaynaklar dikkate alınarak sözleşmede tanınan haklara sınırlama getirilmesinin hukuka uygun olduğu, yine Anayasa’nın 65. maddesinde, “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” kuralı bulunduğu, buna göre sosyal amaçlı görevlerin mali kaynakların yeterliliği dahilinde ifa edileceği ve mali kaynakların yeterliliği dikkate alınarak düzenlemeler yapılmasının Anayasa’ya uygun olduğu; bireysel işlem yönünden ise, Suriye uyruklu hastaya ilişkin Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Sağlık Kurulu Raporu’nun 25/12/2014 tarihli olduğu, ancak davacı tarafından bu hastanın tedavisine yönelik düzenlenen fatura tarihinin 15/12/2014 olduğu dikkate alındığında, sağlık kurulu raporu olmaksızın davacı tarafından hangi gerekçe ile fatura düzenlendiği belirsiz olduğu gibi bu durumun hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, yine fatura üzerindeki tarihte oynama yapıldığının fatura örneklerinden görüldüğü, diğer taraftan hastaya uygulanan elektronik protezin davaya konu Genelge’de yer alan basit, mekanik ortez ve protez tanımına uymadığı, bu sebeple söz konusu tedaviye ilişkin ödeme yapılmamasının hukuki bir zorunluluk olduğu belirtilerek, dava konusu bireysel işlem ve Genelge düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu sebeple davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
2) Davalı İstanbul Valiliği tarafından, Suriye uyruklu hastaya tedavisi kapsamında uygulanan protezin dava konusu edilen Genelge’de zikredilen asgari düzeydeki tedavi gideri kapsamında olmadığı, ayrıca hastaya protez uygulanmasına yönelik Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Sağlık Kurulu Raporu’nun 25/12/2014 tarihli olduğu, ancak davacı tarafından bu hastanın tedavisine yönelik düzenlenen fatura tarihinin 15/12/2014 olduğu, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, dava konusu uygulama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu sebeple davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işleme dayanak alınan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 18.12.2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesinin IV. maddesinin 10. paragrafının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerden Başbakanlık tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen iddia yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 91’inci maddesinde; “(1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.
(2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiş olup; söz konusu hükme dayanılarak çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliğinin 27’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (c) bendinde; ikinci ve üçüncü basamakta sunulan sağlık hizmetleri de dâhil olmak üzere, sağlık hizmeti bedellerinin; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedeli geçemeyeceği, (ç) bendinde ise; sunulan sağlık hizmeti bedelinin, Sağlık Bakanlığı kontrolünde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedeli geçmeyecek şekilde AFAD tarafından ödeneceği belirtilmiştir.
Öte yandan; Geçici Koruma Yönetmeliğinin 26’ncı maddesine dayanılarak çıkartılan 18.12.2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgenin dava konusu edilen IV. maddesinin 10. paragrafında; “Ülkemize giriş yapmadan önce oluşmuş olan organ ve uzuv kayıplarına ilişkin tedavi giderleri karşılanmaz. Ancak sınırlarımızdan ülkemize yaralı olarak gelen organ ve uzuv kaybına uğramış olan geçici koruma altındaki yabancıların asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezlerine ilişkin asgari düzeyde tedavi giderleri karşılanabilir. Elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavilerin ücretleri karşılanmaz” ibaresine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden, Yönetmelikle idareye tanınan takdir hakkının, Yönetmelik kapsamındaki yabancılara tanınan sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler ile tercümanlık ve benzeri hizmetler ve bunların maliyetlerinin karşılanabilmesini kapsadığı, sonucuna ulaşılmakla; sunulan sağlık hizmetleriyle ilgili olarak idarece bir ölçü tespit edilerek, genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedelin geçilemeyeceği, yönünde bir belirleme yapılmasına yönelik, geçici koruma altındaki yabancılara ilişkin hizmetlerin yürütülmesi amacıyla yayımlanan Genelgede ve buna dayanılarak davacı adına tesis edilen işlemde kamu yararına, üst norma ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 30/09/2021 tarihli ara kararı cevabının geldiği görülerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Suriye Arap Cumhuriyetinde yaşanan iç karşıklıklardan yaralı olarak kaçan ve ülkemize sığınan … isimli hastaya Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Sağlık Kurulu’nun 25/12/2014 tarihli raporuyla kalça ve diz arasında travmatik ampütasyon tanısı konulmuştur.
Daha sonra İstanbul (Bakırköy) Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon E.A. Hastanesinde muayene edilen hasta hakkında anılan hastanenin Sağlık Kurulu’nun 28/01/2015 tarihli raporuyla, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nün 25/12/2014 tarihli raporuna istinaden hastanın OP1382 kod numaralı swing ve stance fazı mikroişlemcili kontrollü diz eklemli silikon liner kilit sistemli modüler dizüstü protez kullanmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan 25/12/2014 tarihli irsaliyeli fatura incelendiğinde; … Yapım ve Uygulama Merkezi isimli firma tarafından Suriye uyruklu hastaya yukarıda anılan sağlık kurulu raporlarında belirtilen OP1382 kodlu protezin (28/01/2015 tarihli rapordan önce) uygulandığı ve bu işlem karşılığı 45.500,00 TL’lik faturanın düzenlendiği anlaşılmıştır.
Faturayı düzenleyen firmanın sahibi olan davacı tarafından; Suriye uyruklu hastaya uygulanan protez bedelinin ödenmesi istemiyle, 25/12/2014 tarihli fatura da eklenmek suretiyle, 22/06/2015 tarihinde İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulmuştur. Anılan idarenin … tarih ve … sayılı işlemiyle, başvuru dilekçesi ekinde sunulan faturada belirtilen protezin Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesinde bahsedilen tanıma uymadığı ve hastanın bu tip protez kullanmasına ilişkin raporun 25/12/2014 tarihli olması nedeniyle söz konusu giderin Valiliklerince karşılanmasının mümkün olmadığından bahisle başvuru reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işleme dayanak alınan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesinin “IV. Sağlık Hizmetleri” başlıklı maddesi, 10. paragrafının iptali ve 45.500,00 TL protez bedelinin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından, davanın süre yönünden reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde,
“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. …
4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından, Suriye uyruklu hastaya uygulanan protez bedelinin ödenmesi istemiyle, 22/06/2015 tarihinde İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesinin “IV. Sağlık Hizmetleri” başlıklı maddesi, 10. paragrafı dayanak alınmak suretiyle İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedildiği, davacı tarafından bu işlemin 16/07/2015 tarihinde tebellüğ edildiğinin belirtildiği ve davalı idareler tarafından da bu durumun aksini ispata yarayacak herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülerek, 16/07/2015 tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içinde 14/09/2015 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin süre yönünden davanın reddi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yabancıların durumu” başlıklı 16. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.” hükmü; “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi, 1. fıkrasında, “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” hükmü; “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı Üçüncü Bölümünün “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesinde, “…Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” hükmü; “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65. maddesinde, “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” hükmü yer almaktadır.
04/06/2003 tarih ve 4867 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin 2. maddesinde, “Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet münferiden ve ekonomik ve teknik plan başta olmak üzere uluslararası yardım ve işbirliği yoluyla, mevcut kaynakların azamisini kullanarak, bilhassa yasal düzenleme suretiyle alınacak tedbirleri de içerecek şekilde her türlü uygun yöntem vasıtasıyla, bu Sözleşme’de tanınan hakların tam olarak kullanılmasını aşamalı olarak sağlamak amacıyla tedbirler almayı taahhüt eder.
Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, Bu Sözleşme’de belirtilen hakların ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir statü bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin uygulanmasını taahhüt eder.
Gelişmekte olan ülkeler, insan haklarını ve kendi ulusal ekonomilerini dikkate alarak, bu Sözleşme’de tanınan ekonomik hakları hangi ölçüde yabancılara da vereceklerini belirleyebilirler.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Geçici koruma” başlıklı 91. maddesinde, ” (1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.
(2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.
6458 sayılı Kanun’un 91. maddesine dayanılarak hazırlanan Geçici Koruma Yönetmeliğinin, işlem tarihindeki haliyle 26. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki yabancılara; sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler ile tercümanlık ve benzeri hizmetler sağlanabilir. 8 inci maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yabancılara sağlanacak hizmetlerle ilgili usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
(2) Birinci fıkrada yer almayan diğer hizmetler kamu kurum ve kuruluşlarınca imkânlar ölçüsünde ayrıca sağlanabilir.
(3) Bu Yönetmelik kapsamındaki yabancılar, geçici koruma kimlik belgeleriyle elektronik haberleşme hizmeti dâhil diğer hizmetler için abonelik sözleşmesi yapabilir.
(4) Bu Yönetmelik kapsamında ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen hizmetler AFAD koordinasyonunda yürütülür.” düzenlemesine yer verilmiş; “Sağlık hizmetleri” başlıklı 27. maddesi, 1. fıkrası, (c) bendinde; “İkinci ve üçüncü basamakta sunulan sağlık hizmetleri de dâhil olmak üzere, sağlık hizmeti bedelleri; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedeli geçemez”; (ç) bendinde ise, “Sunulan sağlık hizmeti bedeli, Sağlık Bakanlığı kontrolünde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedeli geçmeyecek şekilde AFAD tarafından ödenir.” hükmü; “Uygulamaya ilişkin düzenlemeler
” başlıklı 58. maddesinde ise, “Bu Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin alt düzenlemeler, Bakanlığın (İçişleri Bakanlığının) görüşü alınarak ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından üç ay içinde yürürlüğe konulur.” hükmü yer almıştır.
Dava konusu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgesinin “IV. Sağlık Hizmetleri” başlıklı maddesi, 10. paragrafında, “Ülkemize giriş yapmadan önce oluşmuş olan organ ve uzuv kayıplarına ilişkin tedavi giderleri karşılanmaz. Ancak sınırlarımızdan ülkemize yaralı olarak gelen organ ve uzuv kaybına uğramış olan geçici koruma altındaki yabancıların asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezlerine ilişkin asgari düzeyde tedavi giderleri karşılanabilir. Elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavilerin ücretleri karşılanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 12/10/2015 tarih ve 2015/8 sayılı Genelgesinin 17. maddesi ile 18/12/2014 tarih ve 2014/4 sayılı Genelgenin dava konusu IV. maddesi, 10. paragrafının da yer aldığı bölüm olan “Sağlık Hizmetleri” başlığı altındaki hükümlerin yürürlükten kaldırıldığı, ancak aynı Genelgenin 13. maddesinde, “Ülkemize giriş yapmadan önce oluşmuş olan organ ve uzuv kayıplarına ilişkin tedavi giderleri karşılanmaz. Ancak sınırlarımızdan ülkemize yaralı olarak gelen organ ve uzuv kaybına uğramış olan geçici koruma altındaki yabancıların asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezlerine ilişkin asgari düzeyde tedavi giderleri karşılanabilir. Elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavilerin ücretleri karşılanmaz.
” şeklinde davaya konu düzenleme ile aynı kurallara yer verildiği görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Genelgenin Dava Konusu Kısmının İncelenmesi:
Davaya konu Genelge ile getirilen düzenleme her ne kadar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) 12/10/2015 tarih ve 2015/8 sayılı Genelgesinin 17. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, anılan 2015/8 sayılı Genelgenin 13. maddesinin davaya konu düzenlemeyle aynı kuralları içerdiği ve dava konusu Genelgeye dayanılarak tesis edilen uygulama işleminin de iptalinin istenildiği anlaşıldığından, Genelge hükmünün esası yönünden inceleme yapılmıştır.
Anayasa’nın 124. maddesinin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda yer verilen Geçici Koruma Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; geçici koruma kapsamında olan yabancılara; ilgili bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşlarınca verilebilecek sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler ile tercümanlık ve benzeri hizmetlerin AFAD koordinasyonunda yürütüleceğinin, sunulan sağlık hizmeti bedelinin de Sağlık Bakanlığı kontrolünde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan Sağlık Uygulama Tebliği’ndeki bedeli geçmeyecek şekilde AFAD tarafından ödeneceğinin, Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin alt düzenlemelerin İçişleri Bakanlığı’nın görüşü alınarak ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürürlüğe konulacağının düzenlendiği dikkate alındığında; davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) geçici koruma altındaki yabancılara ilişkin sağlık hizmetlerine yönelik görevlerinin yürütümüne dair esas ve usulleri Genelge ile düzenleme yetkisinin bulunduğu açıktır.
Ayrıca, Geçici Koruma Yönetmeliğinin 26. ve 27. maddelerinde, geçici koruma kapsamında olan yabancılara yönelik sağlık hizmeti “sağlanabileceğinin” öngörülmesiyle bu konunun sınırlarının belirlenmesi hususunda idareye takdir yetkisi tanındığı, sunulacak sağlık hizmeti bedellerine yönelik sınıra esas alınacak çerçevenin ise “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca genel sağlık sigortalıları için belirlenmiş olan sağlık uygulama tebliğindeki bedeli geçmeyecek şekilde” azami bir miktar kısıtlaması yapılarak çizildiği görülmektedir.
Buna göre, söz konusu düzenlemenin geçici koruma altındaki kişilerin aynen genel sağlık sigortalıları gibi sağlık hizmetlerinden yararlanabileceği şeklinde yorumlanmasına hukuki olanak bulunmamakta olup; idarece, geçici koruma kapsamında olan yabancılara sunulacak sağlık hizmetlerini belirlemeye yönelik yapılacak düzenlemelerde, anılan Yönetmelik maddesi uyarınca belirtilen miktar ve sınırları geçmeyecek şekilde kurallara yer verilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, yukarıda yer verilen Anayasa’nın ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; sağlık hakkının öznesinin herkes olarak ifade edildiği, bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan herkesin, sağlık hakkından eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkeleri çerçevesinde yararlanması gerektiği, ancak sağlık hizmetine yönelik olarak Devletin vatandaş ve yabancı arasında ihtiyaç boyutunda farklı düzenlemeler yapmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. (Uyanık, Ayfer, “Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Sağlık Hakkı ve Sağlık Hizmetlerine Erişimi”, B.U.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2018, Cilt 37, Sayı 2, syf. 44,45). Nitekim, sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere Devletin sosyal ve ekonomik alanlara ilişkin olarak Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hususu da Anayasamızda hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, Geçici Koruma Yönetmeliğinde tanınan takdir yetkisi kapsamında ve aynı Yönetmelikte belirtilen miktar ve sınırı geçmeyecek şekilde, sınırlarımızdan ülkemize yaralı olarak gelen organ ve uzuv kaybına uğramış olan geçici koruma altındaki yabancıların, asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezlerine ilişkin tedavi giderlerinin mümkün olan en az tutarda karşılanabileceği, elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavilerin ücretlerinin ise karşılanmayacağı yolunda getirilen dava konusu Genelge kuralında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava Konusu İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı İşlemin İptali İsteminin İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından Suriye uyruklu hastaya OP1382 kod numaralı swing ve stance fazı mikroişlemcili kontrollü diz eklemli silikon liner kilit sistemli modüler dizüstü protez uygulandığı ve bu protez uygulama işleminin, dava konusu Genelge ile getirilen düzenlemede yer verilen asgari düzeyde basit, mekanik ortez ve protezler kapsamında olmayıp, elektronik yazılımlı yüksek maliyetli cihazlarla yapılan tedavi kapsamında olduğu görüldüğünden, hukuka uygun olduğu tespit edilen Genelge düzenlemesi uyarınca hastaya uygulanan protez bedelinin ödenmesine yönelik başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Suriye uyruklu davacı hakkında Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Sağlık Kurulu’nun 25/12/2014 tarihli raporuyla, kalça ve diz arasında travmatik ampütasyon tanısı konulmuş ve daha sonra İstanbul (Bakırköy) Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon E.A. Hastanesi Sağlık Kurulu’nun 28/01/2015 tarihli raporuyla, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nün 25/12/2014 tarihli raporuna istinaden hastanın OP1382 kod numaralı protez kullanmasının uygun olacağı belirtilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından idareye başvuru aşamasında sunularak protez uygulama işlemine yönelik olduğu belirtilen faturanın tarihinin 25/12/2014 olduğu dikkate alındığında; 28/01/2015 tarihli rapordan önce protez uygulaması yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi idareye sunulan fatura üzerindeki tarihin el yazısıyla değiştirildiği de görüldüğünden ve davacı tarafından bu hususları açıklığa kavuşturacak herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davaya konu bireysel işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; dava konusu düzenleme ve bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının 45.500,00 TL protez bedelinin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı İstanbul Valiliği’ne verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davayı vekil aracılığıyla takip eden davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (Mülga Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.