Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/964 E. , 2021/1914 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/964
Karar No : 2021/1914
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …Bakanlığı
(Mülga …Genel Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- …Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …(Müteveffa)
2- …(Müteveffa)
3- Kendi adına asaleten ve
çocukları … ile …’a velayeten …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların yakını …’ın 26/03/2013 tarihinde Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Atatürk Stadyumunun bir bölümünün jimnastik salonuna dönüştürülmesi sırasında duvarın göçmesi sonucu göçük altında kalarak hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradıklarını belirttikleri zarar karşılığı olarak eşi … için 187.623,53 TL, çocuğu …için 23.763,43 TL, çocuğu … için 55.390,44 TL ve çocuğu … için 4.622,43 TL olmak üzere toplam 271.399,83 TL destekten yoksun kalma tazminatı, çekilen acı ve ızdırap nedeniyle eşi … için 30.000,00 TL, çocuğu … için 20.000,00 TL, çocuğu … için 20.000,00 TL, çocuğu … için 20.000,00 TL, babası … için 25.000,00 TL, annesi … için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından olayla ilgili yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 06/05/2013 tarihli raporda, özetle, ”… Atatürk stadı kapalı trübün alında bulunan seyirci tuvaletlerinin yıkılarak jimnastik salonuna dönüştürülmesi konusunda herhangi bir proje ve onay alınmadığı gibi herhangi bir ihaleninde yapılmadığı, sözkonusu inşaatın dönemin il müdürü ile şube müdürünün şifahi talimatıyla Antalya’ da jimnastik antrenörlüğü yapan … tarafından başlatıldığı, tesis amirinin yazılı talimat olmadan inşaat çalışmalarına izin verdiği, il müdürünün çalışmadan haberdar olmadığı ve dolayısıyla denetim görevini tam olarak yerine getirmediği, bunun sonucunda gerekli güvenlik tedbiri almadan bir işçinin bu alanda çalışmasına izin verildiği, bu kişinin hiçbir inşaat bilgisine sahip olmadığı, zira duvarın üzerinde bulunan betonarme lentonun kiriş olarak algılandığı ve duvarın yıkılması sonucu sözkonusu lentonun üzerindeki duvarla birlikte aşağıya göçtüğü ve bu sırada yıkımı gerçekleştiren işçinin göçük altında kalarak hayatını kaybettiğinin anlaşıldığı ” yönünde görüş bildirdiği, bu durumda yasalarla kendisine görev olarak verilen kamu hizmetinin işlemesini sağlayacak örgütü kurmakla yükümlü olan idarenin, söz konusu olayda gerekli organizasyonu sağlamadığı, denetimleri gerçekleştirmediği ve önlemleri almadığı, dolayısı ile davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların olay nedeni ile oluşan zararlarının davalı idarelerce karşılanması gerektiği, bu kapsamda Mahkemelerinin …tarih ve E:…sayılı kararı ile ölüm olayı nedeniyle destekten yoksun kalan eş ve çocuklar için zarar miktarının tesbitine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bu karar gereğince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 15/06/2015 tarihli raporda, ”… hak sahibi davacılardan; eş …’ın 78.678,20 TL, kızı …’ın 19.447,71 TL, oğlu …’ın 39.339,10 TL destekten yoksun kalma tazminatının tespit edildiği, oğlu …ın ise talep edebileceği destek tazminatının olmadığı ” görüş ve kanaatine yer verildiği, bu durumda, davalı idarelerin bilirkişi raporuna yaptığı itiraza raporda yer alan teknik açıklamalar karşısında itibar edilmeyerek raporun hükme esas alındığı ve eş … için 78.678,20 TL, kızı … için 19.447,71 TL, oğlu … için 39.339,10 TL olmak üzere toplam 137.465,01 TL maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, davanın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; olayın özetlenen süreci dikkate alınarak eş ve çocuklar için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verildiği, davanın davacılardan baba … için 25.000,00 TL, anne … için 25.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkin kısmı incelendiğinde ise; davanın 03/01/2014 havale tarihli dilekçe ile açıldığı, davacılardan baba …’ın 19/05/2015 tarihinde, anne …’ın 29/06/2015 tarihinde vefat ettiği, davacılar vekilinin Mahkemelerine verdiği 06/08/2015 tarihli dilekçe ile mirasçılarının davaya devam etmek istediklerini bildirdiklerinden bu istemleri yerinde görülmekle birlikte baba … ve anne … vefat etmiş olmakla bu nedenle manevi tazminat unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmakla manevi tazminat istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle eş … için 78.678,20 TL, kızı … için 19.447,71 TL, oğlu … için 39.339,10 TL maddi olmak üzere toplam 137.465,01 TL maddi, eş ve çocukların her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri ile oğlu …’ın maddi tazminat talebinin reddine, baba … ve anne …’ın manevi tazminat istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından olayın kamu görevlilerinin şahsi kusurundan kaynaklandığı, idarelerinin kusuru olmadığı, Antalya Valiliği tarafından ise olayda idarelerine atfedilebilecek bir kusur olmadığı, hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının onanması, maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ise olayda hayatını kaybeden …’ın müterafik kusurunun dikkate alınmamış olması nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, davacıların yakını …’ın 26/03/2013 tarihinde Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Atatürk Stadyumunun bir bölümünün jimnastik salonuna dönüştürülmesi sırasında duvarın göçmesi sonucu göçük altında kalarak hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradıklarını belirttikleri zarar karşılığı olarak eşi … için 187.623,53 TL, çocuğu … için 23.763.43 TL, çocuğu … için 55.390,44 TL ve çocuğu … için 4.622,43 TL olmak üzere toplam 271.399,83 TL destekten yoksun kalma tazminatı, çekilen acı ve ızdırap nedeniyle eşi … için 30.000,00 TL, çocuğu … için 20.000,00 TL, çocuğu … için 20.000,00 TL, çocuğu … için 20.000,00 TL, babası … için 25.000,00 TL, annesi … için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
MAHKEME KARARININ MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN KISMEN KABULÜNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
MAHKEME KARARININ MADDİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN KISMEN KABULÜNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu, hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların taraflarca ibraz edilen bilgi ve belgeler ile re’sen araştırma ilkesi uyarınca temin edilen bilgi ve belgeler ile ortaya konulması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmini gerekmektedir.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar murisi …’ın serbest çalışan bir duvar ustası olduğu, herhangi bir ihale almadan, sözleşme yapılmadan şifahi talimatla Antalya Atatürk Stadyumunun kapalı trübün altında bulunan seyirci tuvaletlerinin yıkılarak jimnastik salonuna dönüştürülmesi işine başladığı, 26/03/2013 tarihinde duvarın göçmesi sonucu göçük altında kalarak hayatını kaybettiği, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından olayla ilgili yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 06/05/2013 tarihli raporda, Atatürk stadı kapalı trübün alında bulunan seyirci tuvaletlerinin yıkılarak jimnastik salonuna dönüştürülmesi konusunda herhangi bir proje ve onay alınmadığı gibi herhangi bir ihalenin de yapılmadığı, sözkonusu inşaatın dönemin il müdürü ile şube müdürünün şifahi talimatıyla Antalya’da jimnastik antrenörlüğü yapan … tarafından başlatıldığı, tesis amirinin yazılı talimat olmadan inşaat çalışmalarına izin verdiği, il müdürünün çalışmadan haberdar olmadığı ve dolayısıyla denetim görevini tam olarak yerine getirmediği, bunun sonucunda gerekli güvenlik tedbiri almadan bir işçinin bu alanda çalışmasına izin verildiği, bu kişinin hiçbir inşaat bilgisine sahip olmadığı, zira duvarın üzerinde bulunan betonarme lentonun kiriş olarak algılandığı ve duvarın yıkılması sonucu sözkonusu lentonun üzerindeki duvarla birlikte aşağıya göçtüğü ve bu sırada yıkımı gerçekleştiren işçinin göçük altında kalarak hayatını kaybettiğinin anlaşıldığı tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; olayla ilgili olarak yürütülmekte olan ceza yargılamasında alınan 22/01/2014, 15/11/2016 ve 21/10/2017 tarihli bilirkişi raporlarında çelişkiler olması nedeniyle son olarak alınan 05/06/2018 tarihli raporda, il müdürü, şube müdürü ve stad amirinin kusurlarının olmadığı, müteveffa …’ın asli kusurlu olduğu tespitlerine yer verildiği, …. Asliye Ceza Mahkemesince de anılan 05/06/2018 tarihli rapor hükme esas alınarak …tarih ve E:…, K:…sayılı karar ile sanıkların beraatlerine karar verildiği ve kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminine karar verilirken, davacılar murisi …’ın inşaat deneyiminin olmaması, dikkatsiz ve tedbirsiz davranmak suretiyle olayın meydana gelmesindeki kusuru gözetilip müterafik kusur oranı belirlenip, belirlenen müterafik kusur oranında maddi tazminat miktarından indirime gidilmesi gerekirken, davacılar murisi …’ın müterafik kusuru dikkate alınmadan maddi tazminat isteminin kısmen kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ……. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyize konu, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.