Danıştay Kararı 10. Daire 2017/2022 E. 2022/2855 K. 30.05.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/2022 E.  ,  2022/2855 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2022
Karar No : 2022/2855

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, murisleri olan …’ın 17/03/2001 tarihinde Keşan 4. Mknz. Piyade Tugay Komutanlığı’nda askerlik ödevini yerine getiren er … tarafından öldürüldüğünden bahisle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek miktar artırımı sonucu eş … için 170.428,34 TL, çocuk … için 10.934,39 TL, çocuk … için 9.135,74 TL, çocuk … için 4.487,91 TL olmak üzere toplam 194.986,38 TL maddi tazminat ile her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 17/03/2001 tarihinde meydana gelen ölümden kaynaklanan zararın; askerlik hizmetinin yürütülmesi için emir altına alınan erin birliğinden firar ederek işlediği eylem nedeniyle doğduğu, olaya karışan er ..’in ve diğer erin aşırı alkollü olduğu ve olay günü uyuşturucu kullandıkları, …’in üzerinde bıçak bulunduğu, olayın meydana geldiği yerde bulunan 23.00-01.00 su deposu nöbetçilerinin olaya müdahale etmedikleri, er …’in 20.30’da su deposu bölgesinden kışlayı terk ettiğinin nöbetçiler tarafından subaylığa bildirilmediği, koğuş ve dolaplık nöbetçisinin koğuşlarda yatan personeli kontrol altında bulundurmadığı, tel boyu ve su deposu nöbet yerlerinin olaya sebep olan erlerin çıktıkları bölgeyi kontrol altında bulundurmadığı dolayısıyla meydana gelen olayda davalı idarenin, askeri birlik emri altında bulunan kişinin gözetim ve denetimini gerektiği gibi yapmaması nedeniyle sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı … için 170.428,34 TL maddi, 5.000,00 TL manevi; … için 10.934,39 TL maddi, 5.000,00 TL manevi; … için 9.135,74 TL maddi 5.000,00 TL manevi; … için 4.487,91 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere, toplam 194.986,37 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 21.000,00 TL’lik kısmının görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 31/08/2001 tarihinden, 41.650,00 TL’lik kısmının adli yargıdaki miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 17/05/2004 tarihinden, geri kalan 152.336,37 TL miktar artırımına konu kısmının ise idarenin temerrüde düştüğü 15/06/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ve hükmedilen tazminat miktarına olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, olay nedeniyle duyulan elem ve üzüntüyü kısmen de olsa giderecek tutarda olmadığı, kararın manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin bölümünde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne karar verilmiş olduğundan mahkeme kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvurusunun yasal faizin başlangıç tarihine yönelik kısmı yönünden reddine, kısmen kabulüne, mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL daha manevi tazminatın görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 31/08/2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: I- Davacılar tarafından; Hükmolunan manevi tazminat tutarının her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL olarak kararda belirtilmesi gerektiği, ek manevi tazminat yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi ve ödenmesine karar verilen maddi ve manevi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden olay tarihinin esas alınması gerektiği ve kararın aleyhlerine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
II- Davalı idare tarafından; Kendilerine izafe edilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, davacılara sağlanan maddi yararların tazminat miktarından düşülmesi gerektiği, hükmolunan maddi ve manevi tazminata davacıların tazminat başvurusunun reddedildiği temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği, Harçlar Kanunu’na göre yargılama giderlerinden muaf olduğundan nispi karar harcı ödemesine karar verilemeyeceği öne sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının hükmolunan tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu kararın, hükmedilen maddi tazminat tutarının 41.650,00 TL’lik kısmına adli yargıdaki miktar artırım tarihi olan 17/05/2004 tarihinden, geri kalan 152.336,37 TL’lik kısmına ise idarenin temerrüde düştüğü (miktar artırım dilekçesinin tebliğ edildiği) 15/06/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun’a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından, adli yargıda davanın açıldığı 31/08/2001 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan “davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacıların istinaf başvurusunun yasal faizin başlangıç tarihine yönelik kısmı yönünden reddi, kısmen kabulü, … İdare Mahkemesi’nin … günlü ve E: …, K: … sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden kaldırılması, davacıların manevi tazminat istemlerinin bu kısım yönünden de kabulü ile her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 31/08/2001 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi” yolundaki ibarenin, “davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, … İdare Mahkemesi’nin … günlü ve E: …, K: … sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, davacıların manevi tazminat istemlerinin bu kısım yönünden de kabulü ile her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 31/08/2001 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, idare mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan toplam 194.986,37 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 31/08/2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, hükmedilen tazminat miktarına olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine şeklinde düzeltilmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinden yapılan incelemeden, davacılar tarafından aynı olaydan kaynaklanan zararların karşılığı olarak 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat istemiyle …’e karşı adli yargıda açılan davada … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile davacılardan … için 31.024,96 TL maddi, 2.000 TL manevi, … için 4.871,62 TL maddi, 2.000,00 TL manevi, … için 4.500,93 TL maddi, 2.000,00 TL manevi ve … için 2.324,67 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 17/03/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, kanun yolu aşamasından önce hem davalı idare hem de … hasımlı olarak açılan davada tazminata hükmedilmiş olması sebebiyle davalı idarece 151.601,27 TL olarak yapılan rızai ödemenin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği iddiasıyla … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında sebepsiz zenginleşme davası açıldığı ve bu davanın halen derdest olduğu, adli yargıda açılan tazminat davasının kanun yolu aşmasında görev yönünden bozulması ve davalı idare yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; davacılara yargı kararı uyarınca yapılacak ödemelerde de idarece ödemelerin mükerrer olmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin …İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2022 tarihinde esas yönünden oy birliği, faiz başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.