Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/2087 E. , 2022/2746 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2087
Karar No : 2022/2746
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …Sulama Birliği
VEKİLİ : Av. …
2- …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
…
5- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’ın, 14/04/2014 tarihinde Şanlıurfa ili, Akçakale ilçesi, … köyünde bulunan tahliye kanalına düşerek hayatını kaybetmesi olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak baba … için 1.000,00 TL maddi (miktar artırımıyla 42.792,75 TL), 50.000,00 TL manevi, anne … için 1.000,00 TL (miktar artırımıyla 47.215,35 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, diğer davacı kardeşler için ise ayrı ayrı 30.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 02/03/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; olayın meydana geldiği kanalın fiziksel yapısı incelendiğinde, bu yapıların yetişkin insanlar için bile tehlike arz ettiği, yapı üzerinde bir takım teknik güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği, köy ortamında çocukların dışarıda oynamasının yaşamın bir parçası olduğu, olayın gerçekleştiği kanalın da 4 yaşındaki çocuğun oyun ve merak alanı içinde yer aldığı; çocuğun, ilgi ve merakını uyandıran fakat tehlikesini değerlendiremediği içi su dolu kanala oyun amacıyla yaklaşmasının beklenebilecek bir davranış olduğu ve bu tarz tehlikeli alanlarda özellikle çocuklar için mutlaka gerekli önlemlerin alınması gerektiği, olayın vuku bulduğu kanalın etrafında güvenlik önlemlerinin bulunmadığı, kanalın yerleşim alanından geçtiği ve ailenin ikametine 10-15 metre mesafede olduğu, 4 yaş çocuğunun dikkatsizlik, tedbirsizlik ve tehlikeli davranışlardan kaçınmasından söz edilemeyeceği, ailenin çocukları için korkusuzca hareket edebilecekleri oyun alanları oluşturmak adına basit de olsa koruma önlemleri almış olmaları gerektiği, bu nedenle olayda idarenin belirgin hizmet kusurunun yanında ailenin de koruma ve gözetim konusunda ihmalinin bulunduğu, sonuç olarak davalı idarelerin (DSİ Genel Müdürlüğü ve Tahılalan Sulama Birliği) bakım ve onarım yükümlülükleri doğrultusunda kanal kenarında güvenlik önlemlerini almayarak olayın meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu oldukları, davacıların ise %30 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği; …’ın ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalan ailesinin uğradığı maddi zararlarının tespit edilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 22/06/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda kusur oranı uygulanmaksızın annenin 67.450,50 TL, babanın 61.132,50 TL destekten yoksun kalma zararının bulunduğu yönünde tespite yer verildiği, söz konusu bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü ve meydana gelen olayda davalı idarelerin hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davacıların % 30 kusur oranının uygulanması suretiyle tespit ve miktar artırım dilekçesiyle talep edilen maddi tazminat istemlerinin kabulü ile baba … için 42.792,75 TL, anne … için 47.215,35 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL’lik kısımlarına idareye başvuru tarihi olan 08/09/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, geriye kalan kısımlarına ise miktar artırım dilekçesinin verildiği 30/06/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile … için 20.000,00 TL, … için 20.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 08/09/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısmının ise reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince davacıların 30/06/2016 havale tarihli miktar artırım dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeksizin artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilerek tazminatın miktar artırım dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği bununla birlikte artırılan tazminat miktarı yönünden faizin,miktar artırım dilekçesinin en geç mahkeme kararının verildiği 30/09/2016 tarihi itibarıyla idareye tebliğ edildiğinin kabulü suretiyle davanın karara bağlandığı tarihten itibaren hükmedilmesinin hakkaniyetli olacağı; diğer yandan İdare Mahkemesince, manevi tazminatın davacı anne ve babanın her biri için 20.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 5.000,00 TL olarak belirlendiği, takdir edilen manevi tazminat miktarının davacıların duyduğu acı, elem ve ıstırabı gidermede yetersiz kaldığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurusunun reddine, miktar artırım talebi üzerine kabul edilen maddi tazminat miktarlarının yasal faiz başlangıcının 30/09/2016 tarihi olarak düzeltilmesine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile kararın manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kabulü ile baba … ve anne …’ın her biri için 50.000,00 TL, kardeşler …, …ve …’ın her biri için 30.000,00 TL, olmak üzere toplam 190.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihinden (08/09/2014) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, olayın meskun mahal dışında gerçekleştiği, olayda çocukları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirilmeyen anne ve babanın kusurunun bulunduğu, idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını …’ın, 14/04/2014 tarihinde Şanlıurfa ili, Akçakale ilçesi, … köyünde bulunan tahliye kanalına düşmesi sonucu boğularak hayatını kaybetmiştir.
Davacılar tarafından olayın meydana gelmesinde davalılardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün hizmet kusuru bulunduğundan bahisle anılan idareye zararlarının giderilmesi istemiyle yaptıkları ön başvurunun süresi içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine, uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
İdare Mahkemesince hükme esas alınan, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 22/06/2016 havale tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; küçüğün 16 yaşından 18 yaşına kadar her yıl 4 ay süreyle tarım işçisi olarak çalışarak gelir elde edeceğinin kabul edildiği, anne ve babasının destek oranlarının anne baba için ayrı ayrı olmak üzere küçük evleninceye kadar %25, evlendikten sonra %10 olarak alındığı ayrıca anne ve babaya ödenecek tazminat miktarından %10 oranında yetiştirme gideri indirimi yapıldığı, askerlik süresinin 15 ay olarak kabul edildiği, öte yandan davacıların kusur oranlarının tazminat tutarından indirilmediği görülmektedir.
Anılan rapor, hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, Bölge İdare Mahkemesince, zarar miktarının tespiti amacıyla aşağıda yer verilen hususlara göre bilirkişi ek raporu alınması gerekmektedir.
Bu raporda küçük yaşasaydı 18 yaşından sonra gelir(asgari ücret) elde etmeye başlayacağının, evleninceye kadar gelirinin anne ve babasının her birine %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuğu olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduğu olduktan sonra %12,5’luk kısmını ayıracağının kabul edilmesi, bu şekilde hesaplanacak destek paylarından davacı annenin gelir getirici bir işte çalışmadığı göz önünde bulundurulduğunda, yalnızca baba yönünden %5 oranında yetiştirme gideri indirimi yapılması ayrıca 7179 sayılı Askerealma Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca er ve erbaşlar için belirlenen zorunlu hizmet süresi olan 6 ayın dikkate alınması suretiyle davacılara ödenecek maddi tazminat miktarının hesaplanması yerinde olacaktır.
Bununla birlikte, yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu maddi tazminata hükmedilirken faizin başlangıç tarihi yönünden dava dilekçesinde talep edilen tutarlar ile miktar artırım dilekçesinde talep edilen tutarlar yönünden ayrım yapılmaksızın hüküm altına alınacak tutarın tamamı için idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi; ayrıca incelenen kararın davacılar tarafından temyiz edilmediği dikkate alınarak aleyhe hüküm verme yasağı uyarınca hükmedilecek tutarın baba … için 42.792,75 TL, anne … için 47.215,35 TL’yi geçmemesi gerektiği de tabiidir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın ve tam yargı davalarında takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince davacılar lehine hükmedilen toplam 190.000,00 manevi tazminat miktarı olayda anne ve babanın kusurunun bulunduğu da dikkate alındığında yüksek bulunmuş olup, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak, Bölge İdare Mahkemesince yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki …. İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddi, davacıların istinaf isteminin kabulüyle davacılara toplam 190.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2….Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/05/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyizen incelenen karar hukuk ve usule uygun olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.