Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/2275 E. , 2022/3705 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2275
Karar No : 2022/3705
DAVACI : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … (Mülga …)
2- … Bakanlığı (Mülga …)
VEKİLLERİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : 17/08/2017 tarihli ve 30157 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ankara ili, Çankaya ilçesi, … ve … mahallelerinde bulunan, mülkiyeti Hazineye ait olan ve ekli listede nitelikleri belirtilen (… ada-…, …, …, …, … ve … parsel, …ada-…parsel, … ada-… parsel, … ada-…parsel, … ada-… parsel ve … ada-…, …, … ve … parsel sayılı) taşınmazların, … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesi hakkındaki 03/07/2017 tarihli ve 2017/10562 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI_ : Davacı tarafından, …. Mahallesinin (…) birçok yönden değerli olduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nın, Anayasaya, 4706 sayılı Kanun’a, 3194 sayılı İmar Kanunu’na ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğu, kentsel sit alanı içerisindeki yerlerde ticari faaliyet yürütülmek istenildiği, mevcut taşınmazların 3. kişilere satılmasının amaçlandığı, kamu hizmeti için ayrılan arazilerin 4706 sayılı Kanun’a göre satılmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, usule ilişkin olarak, davacı Oda Şubesinin görülmekte olan davayı açma ve davada taraf olma ehliyetinin bulunmadığı, esas yönünden ise, Mülga Maliye Bakanlığı tarafından dava konusu arazilerin 4706 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi yönünde talepte bulunulduğu, bu talebin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, proje alanının özgün yapısının korunacağı, binalar ve ağaçlarla ilgili Koruma Bölge Kurulundan gerekli izinlerin alınmak kaydıyla uygulama yapılacağı ve işlem tesis edileceği savunulmaktadır.
Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, dava konusu Kararın kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, proje alanında yer alan binalar ve ağaçlarla ilgili Koruma Bölge Kurulundan gerekli izinler alınmak kaydıyla işlem tesis edileceği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ :.Dava, 17.8.2017 gün ve 30157 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ankara İli, Çankaya İlçesi, … ve … Mahallelerinde bulunan bazı taşınmazların, … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesi hakkındaki 3/7/2017 gün ve 2017/10562 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu işlem ile mülkiyeti kamuya ait olan bazı taşınmazların, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7’nci maddesine göre, … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesine karar verilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7’nci maddesinde;
“(Değişik birinci fıkra: 3/7/2003-4916/6 md.) Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesi ile ilgili işlemlerde Bakanlık tarafından istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları en geç iki ay içinde cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş verilmiş sayılır. İfraz, tevhit, tescil ve tespit işlemleri (…) herhangi bir ücret, bedel ve gider karşılığı talep edilmeksizin ilgili kuruluşlarca talebi izleyen iki ay içinde yerine getirilir.
Bu Kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usuller ile 3 üncü madde, 4 üncü maddenin (d) bendi ve 5’inci maddenin altıncı fıkrasında yer alan hükümlerin uygulanmayacağı yerleri belirlemeye, Bakanlar Kurulunca belirlenecek Hazineye ait taşınmaz malların gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle gayrimenkul yatırım ortaklıkları veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile birlikte değerlendirilmesine ilişkin esas ve usulleri tespit etmeye Bakanlık yetkilidir.
Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanır.
Hazineye ait taşınmaz malların satış ve devir işlemleri ve bu işlemler sırasında düzenlenen belgeler vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Satışı yapılan taşınmaz mallar, satış tarihini takip eden yıldan itibaren beş yıl süre ile emlak vergisine tâbi tutulmaz.
(Ek fıkra: 3/7/2003-4916/6 md.) İhale komisyonları, gerektiğinde basın ve yayın organlarının satış işlemlerini izlemesi de dahil olmak üzere, ihalenin rekabet ve açıklık ilkelerine uygun şekilde yapılmasını sağlayan her türlü tedbiri alır. Onaylanan ihale kararları, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla internet aracılığı ile ayrıca yayınlanır.
(Ek fıkra: 3/7/2003-4916/6 md.) Hazineye ait taşınmazların satışında, kiraya verilmesinde veya sınırlı aynî hak tesisinde; 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanuna tâbi olmaksızın, 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Kanuna tâbi ekspertiz şirketlerine, rayiç bedel tespit ettirilebilir; bu durumda, ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanları ve Maliye Uzmanlarınca tespit edilen rayiç bedel, tahmin edilen bedel olarak dikkate alınır. Ayrıca, ilan, reklam veya pazarlama gibi konularda hizmet satın alınabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, mülkiyeti Hazineye ait taşınmazlar ile ilgili olarak genel bir düzenleme getirilmiştir.
Öte yandan, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında belirtilen taşınmazlarda bulunan yapılar ve bahçe ve sokaklardaki ağaçların niteliğinin incelenmesinden; T.C. Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı Kararı ile “… mahallesi, Ankara’nın Cumhuriyet devrinin kamu eliyle yapılan ilk toplu konut örneklerinden en önemlisi olması nedeniyle 171 ve 585 sayılı Yasalar uyarınca I. derece kentsel SİT alanı ve konutların herbirinin eski eser olarak tescillerine” aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararı ile “Devlet eliyle yapılmış ilk lojman uygulaması olan Saraçoğlu Mahallesinin tümü ile olduğu gibi korunması gerekli bir Kentsel SİT olarak tesciline, mahallenin bir kenarını teşkil eden Kumrular Caddesindeki Çınar ve Kestane ağaçlarının da anıt ağaç olarak korunmalarına” karar verildiği; Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla da “a) Saraçoğlu Mahallesinin Kentsel Sit Alanı kaydının devamına ve Sit Alanı sınırının, kararımız eki paftada gösterildiği şekilde belirlenmesinin uygun olduğuna, “Kentsel Sit Etkileme Alanı” olarak belirlenen kesimde yapılacak her türlü uygulamada Kurulumuzdan izin alınmasının gerekli olduğuna,(…) c)… Mahallesi Kentsel Sit Alanı sınırları içerisinde yer alan ve alanı bütünleyen resmi yapılardan Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinin (Eski Milli Kütüphane) tescil kaydının devamına, halen Çankaya Kaymakamlığı olarak kullanılan yapı ile Namık Kemal Ortaokulu olarak kullanılan yapının (…) korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesinin uygun olduğuna (…) yapılacak her türlü uygulamada Kurulumuzdan izin alınmasının gerekli olduğuna, d)(…) Kumrular Caddesindeki çınar ve kestane ağaçlarının yanısıra, kararımızın eki SİT paftasında konumları belirlenen ağaçlarında tescil edilmelerinin uygun olduğuna (…)” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu konuda açılan davalara gelince;
Sözü edilen taşınmazlar üzerindeki I. Derece Kentsel Sit Alanı içinde ve herbiri eski eser olarak tescilli olan konutların koruma gruplarının 2 olarak belirlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara I numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, … İdare Mahkemesinin … gün ve … sayılı kararı ile iptaline karar verildiği ve bu iptal kararının ise Danıştay Ondördüncü Dairesinin 01/11/2017 tarih ve 2017/5727 sayılı kararıyla onandığı anlaşılmıştır.
Aynı taşınmazların, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2’nci maddesi uyarınca “Riskli Alan” olarak ilan edilmesine ilişkin 28/01/2013 tarih ve 2013/4248 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 20/05/2015 tarih ve 2015/4111 sayılı; 10/09/2013 tarih ve 2013/5670 sayılı; 10/09/2013 tarih ve 2013/5674 sayılı ve 10/09/2013 tarih ve 2013/5672 kararları ile iptaline karar verildiği ve söz konusu kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onandığı görülmüştür.
2013/4248 sayılı Bakanlar Kurulu Kararını müteakiben,bölgedeki lojmanların tahliyesine yönelik Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ve Ankara Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi aleyhine hak sahipleri tarafından davalar açıldığı ve anılan işlemlerin Ankara İdare Mahkemeleri kararları ile iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Taşınmazların, lojman olarak tahsis edildiği hak sahipleri tarafından, Maliye Bakanlığına müracaat edilerek yukarıda bir kısmı alıntılanan mahkeme kararlarının uygulanmasının talep edilmesi üzerine, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle; “bölgedeki kamu konutları ile ilgili yeni tahsis taleplerinin karşılanmaması, konutları tahliye edenler yeniden tahsis talep ederlerse oturma süresi dolana kadar oturmaya devam etmelerinin sağlanması, bu durumda olanlara talepte bulunmaları için tebligat yapılması, boşaltılan konutların yakıt giderlerinin Maliye tarafından karşılanmayacağı, konutlarda oturan ve oturacakların uygun bölgelerde toplanarak belli kazanlarda ısınmayı kabul etmeleri halinde bu konutlarda oturanların ısıtılmasında sakınca bulunmadığı” yönünde bildirimde bulunması üzerine bu işlemin yargı kararlarının uygulanmaması niteliğinde olduğu ileri sürülerek açılan davada, işlemi iptal eden … İdare Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararının, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2016 tarih ve 2016/2492 sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği görülmüştür.
Ayrıca yine hak sahiplerince yargı kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle yapılan şikayetin işleme konulmamasına ilişkin … tarih ve … sayılı Maliye Bakanı işlemine yapılan itirazın Danıştay Birinci Dairesinin 24/04/2014 tarih ve 2014/630 sayılı kararı ile kabul edilerek anılan kararın kaldırıldığı anlaşılmıştır.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanununa göre aynı yönde taşınmazların tahsise açılması istemiyle yapılan başvuruların reddine ilişkin Maliye Bakanlığının … tarih ve… sayılı işleminin iptali talebini reddeden … İdare Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararı, dava konusu işlem tarihinde anılan kararın yürürlükte olmadığı, idari işlemin kurulduğu tarihteki hukuki durum esas alınarak davanın incelenmesi gerektiği gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2016 tarih ve 2016/2494 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Kamu Konutu olarak inşa edilmiş bulunan, dava konusu taşınmazların Kamu Konutu niteliği hakkında ise 05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2014/6643 ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları aleyhine açılan Danıştay Onaltıncı Dairesinin E:2015/19295 esasına kayıtlı davada, Danıştay Onaltıncı Dairesi ile Onuncu Dairesinin müşterek heyetince 16/03/2016 tarih ve 2016/1628 sayılı kararla dava reddedilmiş; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/60/2012 gün ve 2018/3388 sayılı kararıyla onama kararı verildiği anlaşılmıştır. 05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2014/6643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı aleyhine açılan bir başka davada ise Danıştay Onuncu Dairesinin 29/01/2018 tarih ve 2018/178 sayılı kararı ile anılan Bakanlar Kurulu Kararının iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu işleme esas taşınmazların üzerinde bulunan yapılar “I. derece kentsel SİT alanı ve konutların herbirinin eski eser” ve ağaçlar ise “anıt ağaç” olmak üzere “tek tek ve bir bütün olarak” ve mevzuata uygun surette tescilli bulunmaktadır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3’üncü maddesi a/3 numaralı bendi uyarınca “(3)”Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.”
2863 Sayılı Kanunun 13 ve 14’üncü maddeleri Gereğince Yürütülen İşlemlere İlişkin Yönergenin 4’üncü maddesi uyarınca “j)”Kentsel sit”; Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları ve bir bütün olarak o yerleşmenin ait oldukları dönemin yaşam biçimini gelecek nesillere aktarmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar, sokak ve meydanlar vb.) birlikte bulundukları alanları,” ifade etmektedir.
Kentsel Sit ilanı kararı ile koruma altına alınan taşınmazlarda 2863 Sayılı Kanunun 8’inci maddesi 1’inci fıkrası uyarınca ”Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir.” Kanunun 10’uncu maddesinde de bu husus pekiştirilerek “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan taşınmazların devri ise 2863 Sayılı Kanunun 13’üncü maddesinde yer verilen, hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazların, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzel kişilere satılamayacağı, hibe edilemeyeceği, amir hüküm gereğince, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi tutulmuş; devir işlemi bu şekilde izne tabi tutulan taşınmazların kullanımı hakkıyla ilgili 14’üncü maddesinde de, Kültür ve Turizm Bakanlığının izninin bulunması zorunluluk olarak kabul edilmiş; 9’uncu maddesiyle, izinsiz müdahale ve kullanma yasaklanmış; söz konusu yasaklama 65’inci maddesi hükmüyle müeyyideye bağlanmıştır.
2863 sayılı Kanuna ek olarak 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun da 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.” ifadesi ile amaç ve kapsamını SİT niteliğindeki taşınmazların bakımı, onarımı ve ekonomiye kazandırılması olarak ortaya koymaktadır. Uygulamayı gösterdiği 3. maddesinin 1 fıkrasıyla da “Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir.” ilgili alanlarda uygulama yapmaya yetkili kuruluşları işaretlemiş bulunmaktadır.
Sit niteliğine sahip taşınmazların restorasyon veya bakım ihtiyaçları ve ekonomiye kazandırılmaları hususlarında 2863 sayılı Kanun ve 5366 sayılı Kanunlar, net ve emredici ifadelerle, anılan taşınmazlarda malik veya hak lehtarının yetkilerini sınırlandırmaktadır. Başka bir anlatımla, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararlarına esas; (taşınmazların üzerindeki yapıların her biri ayrı ayrı ve bir bütün olarak korunmak üzere ve ağaçlar da anıt ağaç ilan edilerek “Saraçoğlu Mahallesinin olduğu gibi” korunmasına karar verilmiş bulunulan) 1. derece Kentsel Sit konusu taşınmazların, maliki bulunan Hazine adına Maliye Bakanlığının her türlü tasarruf yetkisinin anılan yasalarla sınırlandırılmış olduğu görülmektedir.
Sonuç itibarıyla; SİT olarak Koruma Altına alınan Hazine Taşınmazlarının satışında emredici düzenlemeler gereğince 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun uygulanması gerekmekte olup; dava konusu taşınmazların 4706 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tesis edilen Bakanlar Kurulu kararında kamu yararına, üst hukuk normuna ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle,17.8.2017 gün ve 30157 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ankara İli, Çankaya İlçesi, … ve … Mahallelerinde bulunan bazı taşınmazların, … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesi hakkındaki 3/7/2017 gün ve 2017/10562 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
T.C. Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı kararı ile “Ankara Saraçoğlu Mahallesi, Ankara’nın Cumhuriyet devrinin kamu eliyle yapılan ilk toplu konut örneklerinden en önemlisi olması nedeniyle, 1710 ve 5805 sayılı Yasalar uyarınca 1. derece kentsel SİT alanı ve konutların herbirinin eski eser olarak tescillerine” karar verilmiştir.
Aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararı ile “Devlet eliyle yapılmış ilk lojman uygulaması olan Saraçoğlu Mahallesinin tümü ile olduğu gibi korunması gerekli bir Kentsel Sit olarak tesciline, mahallenin bir kenarını teşkil eden Kumrular Caddesindeki çınar ve kestane ağaçlarının da anıt ağaç olarak korunmalarına” karar verilmiştir.
T.C. Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla “a) … Mahallesinin Kentsel Sit Alanı kaydının devamına ve Sit Alanı sınırının, kararımız eki paftada gösterildiği şekilde belirlenmesinin uygun olduğuna, “Kentsel Sit Etkileme Alanı” olarak belirlenen kesimde yapılacak her türlü uygulamada Kurulumuzdan izin alınmasının gerekli olduğuna,(…) c) … Mahallesi Kentsel Sit Alanı sınırları içerisinde yer alan ve alanı bütünleyen resmi yapılardan Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinin (Eski Milli Kütüphane) tescil kaydının devamına, halen Çankaya Kaymakamlığı olarak kullanılan yapı ile Namık Kemal Ortaokulu olarak kullanılan yapının (…) korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesinin uygun olduğuna (…) yapılacak her türlü uygulamada Kurulumuzdan izin alınmasının gerekli olduğuna, d) (…) Kumrular Caddesindeki çınar ve kestane ağaçlarının yanısıra, kararımızın eki SİT paftasında konumları belirlenen ağaçlarında tescil edilmelerinin uygun olduğuna (…)” karar verilmiştir.
Anılan taşınmazlar üzerindeki 1. Derece Kentsel Sit Alanı içinde ve herbiri eski eser olarak tescilli olan konutların koruma gruplarının 2 olarak belirlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca … tarih ve …. sayılı karar alınmış; bu kararın iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş ve bu karar, Danıştay Ondördüncü Dairesi’nin 01/11/2017 tarih ve E:2015/7494, K:2017/5727 sayılı kararıyla onanmıştır.
Dava konusu bölge, 28/01/2013 tarih ve 2013/4248 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca “Riskli Alan” olarak ilan edilmiş; bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Ondördüncü Dairesi’nin 20/05/2015 tarih ve E:2013/1291, K:2015/4111 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, söz konusu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 16/12/2015 tarih ve E:2015/3427, K:2015/5418 sayılı kararı ile onanmıştır.
18/11/2013 tarih ve 2013/5594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, söz konusu bölge 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca yeniden “Riskli Alan” olarak ilan edilmiş; bu işlem Danıştay Ondördüncü Dairesi’nin 25/02/2016 tarih ve E:2013/11002, K:2016/1134 sayılı kararıyla iptal edilmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 24/10/2016 tarih ve E:2016/2446, K:2016/2761 sayılı kararı ile onanmıştır.
Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve …sayılı işlemi ve Ankara Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işlemi ile bölgedeki lojmanların tahliyesine karar verilmiş; bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla söz konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş ve anılan karar Danıştay Beşinci Dairesi’nin 22/06/2015 tarih ve E:2014/2654, K:2015/6563 sayılı kararı ile onanmıştır.
Uyuşmazlık konusu taşınmazların, lojman olarak tahsis edildiği hak sahipleri tarafından, Maliye Bakanlığı’na müracaat edilerek yukarıda belirtilen mahkeme kararlarının uygulanmasının talep edilmesi üzerine, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün …tarih ve … sayılı işlemiyle; “bölgedeki kamu konutları ile ilgili yeni tahsis taleplerinin karşılanmaması, konutları tahliye edenler yeniden tahsis talep ederlerse oturma süresi dolana kadar oturmaya devam etmelerinin sağlanması, bu durumda olanlara talepte bulunmaları için tebligat yapılması, boşaltılan konutların yakıt giderlerinin Maliye tarafından karşılanmayacağı, konutlarda oturan ve oturacakların uygun bölgelerde toplanarak belli kazanlarda ısınmayı kabul etmeleri halinde bu konutlarda oturanların ısıtılmasında sakınca bulunmadığı” yönünde tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar Danıştay Beşinci Dairesi’nin 20/04/2016 tarih ve E:2014/5652, K:2016/2492 sayılı kararıyla onanmıştır.
Yine hak sahiplerince yargı kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle yapılan şikayetin işleme konulmamasına ilişkin … tarih ve … sayılı Maliye Bakanı işlemine yapılan itiraz, Danıştay Birinci Dairesi’nin 24/04/2014 tarih ve E:2014/546, K:2014/630 sayılı kararı ile kabul edilerek, anılan işlemin kaldırılmasına karar verilmiştir.
05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4706 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, anılan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle öncelikle Maliye Bakanlığınca veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen hallerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülecek projeler kapsamında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onuncu Dairesi’nin 29/01/2018 tarih ve E:2015/600, K:2018/178 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verilmiş ise de, anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 20/06/2018 tarih ve E:2018/1422, K:2018/3387 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Dava konusu 03/07/2017 tarih ve 2017/10562 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla da, 4706 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu taşınmazlar listesinden Hükümet Konağı ve İl Halk Kütüphanesi çıkartılmak suretiyle kalan taşınmazların … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesine karar verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, davacı TMMOB Mimarlar Odası … Şubesinin görülmekte olan davayı açma ve davada taraf olma ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarih ve E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun 69. ve 70. maddelerinde yer alan “ilgililer” ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. ve 11. maddelerinde de yer almış bulunmaktadır.
Bu durumda, “ilgililer” kavramından dava konusu edilen işlemden etkilenenlerin anlaşılması gerektiği ve bu işlemler nedeniyle dava açabilecekleri sonucuna varıldığından, mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, ayrı ayrı dava açabileceklerine göre bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubelerin de doğrudan dava açabileceği sonucuna varıldığından, davacı Şubenin tüzel kişiliği olmadığından bahisle objektif dava ehliyetinin bulunmadığını kabule olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali”, doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasakoyucu, iptal davaları için “menfaat ihlali”ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolayısıyla da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır.
Görülmekte olan davada, TMMOB Mimarlar Odası … Şubesinin, kentsel sit alanında kalan ve 1. grup tescilli yapı niteliğinde bulunan taşınmazlara yönelik tesis edilen dava konusu Bakanlar Kurulu kararına karşı dava açma konusunda hukuki menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı Cumhurbaşkanlığının anılan iddiasına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Dava konusu Bakanlar Kurulu kararının dayanağı olan 18/07/2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle (03/07/2003 tarih ve 4916 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen) “Bakanlar Kurulu kararı ile tahsisin kaldırılması ve satış” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Hazineye ait taşınmazlardan, tahsisli olanların ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına, Bakanlığın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulunca da karar verilebilir. Bu taşınmazların satışı öncelikle yapılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Kamu kurum ve kuruluşlarının yükümlülükleri ve diğer hükümler” başlıklı 7. maddesinde, “Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesi ile ilgili işlemlerde Bakanlık tarafından istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları en geç iki ay içinde cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş verilmiş sayılır. İfraz, tevhit, tescil ve tespit işlemleri herhangi bir ücret, bedel ve gider karşılığı talep edilmeksizin ilgili kuruluşlarca talebi izleyen iki ay içinde yerine getirilir.
Bu Kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usuller ile 3 üncü madde, 4 üncü maddenin (d) bendi ve 5 inci maddenin altıncı fıkrasında yer alan hükümlerin uygulanmayacağı yerleri belirlemeye, Bakanlar Kurulunca belirlenecek Hazineye ait taşınmaz malların gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle gayrimenkul yatırım ortaklıkları veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile birlikte değerlendirilmesine ilişkin esas ve usulleri tespit etmeye Bakanlık yetkilidir.” kuralı yer almıştır.
4706 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde, “Hükümetçe uygulamaya konulan yeni ekonomik programın önemli esaslarından birisinin bir yandan kamu kaynaklarının kullanılmasında azamî tasarruf sağlanması, diğer yandan ise kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılarak borçlanma gereksiniminin azaltılması olduğu, bu çerçevede, Hazineye ait ve halen atıl durumda bulunan taşınmaz malların kısa bir süre içerisinde ekonomiye kazandırılması ve bu suretle elde edilecek gelirlerin öncelikle ekonominin canlandırılması için kullanılması” hususları belirtilmiştir.
03/05/2006 tarihli ve 26157 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Satış, Devir, İntikal, Kiraya Verme, Trampa, Sınırlı Ayni Hak Tesisi ve Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İhale Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde ise, “Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı”nın, gelirin, şartnamede tanımlanması kaydıyla, İdarenin maliki bulunduğu arazi ve/veya arsada, idarenin uygun göreceği proje uyarınca, müteahhidin proje maliyetinin tamamını karşılayacağı inşaat veya inşaatların bölümlerinin satışından sağlanacak gelirin, sözleşmede belirlenen esaslara göre İdare ve müteahhit arasında paylaşılmasını ifade ettiği belirtilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde, “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar olarak tanımlanmış; “Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, “Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir.” hükmü; 9. maddesinde, “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.” hükmü; “Yetki ve yöntem” başlıklı 10. maddesinde, “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.” hükmü yer almış; “Devir yasağı” başlıklı 13. maddesinde yer alan, “Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzel kişilere satılamaz, hibe edilemez.” şeklindeki emredici düzenleme ile korunması gerekli taşınmazların devri, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi tutulmuş; 14. maddesinde de, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının intifa haklarının, belirli sürelerle kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi olacağı düzenlenmiştir.
2863 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümlerine göre, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının satışı, devri ya da kullanım haklarının gerçek ve tüzel kişilere bırakılması Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın iznine tabi olduğu gibi, söz konusu taşınmazlara herhangi bir fiziki müdahalede bulunulması ya da kullanımlarının değiştirilmesi ancak koruma bölge kurullarınca bu yönde karar alınması ile mümkün olabilmektedir.
Dava Konusu Bakanlar Kurulu Kararının İncelenmesi:
Davacı tarafından, … Mahallesinin (… ) birçok yönden değerli olduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nın, Anayasaya, 4706 sayılı Kanun’a, 3194 sayılı İmar Kanunu’na ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğu, kentsel sit alanı içerisindeki yerlerde ticari faaliyet yürütülmek istenildiği, mevcut taşınmazların 3. kişilere satılmasının amaçlamdığı, kamu hizmeti için ayrılan arazilerin 4706 sayılı Kanun’a göre satılmasının mümkün olmadığı iddia edilmektedir.
Davalı idareler tarafından ise, taşınmazlar üzerindeki binaların 1940’lı yıllarda yapıldığı, şehrin merkezinde ve işyerlerinin arasında kaldığı, bu durumun da şehrin gelişmesi ve planlaması açısından olumsuz etkiler yarattığı, binalarda çökmeler meydana geldiği, sit niteliği sebebiyle bakım ve onarım da yapılamadığı, konutların zaman içinde yıpranması ve günümüzde önem ve özelliğini kaybetmesi sebebiyle bu konutlarda oturma talebinin azaldığı, çoğunun boş olması sebebiyle yakıt giderlerinin Devlete büyük bir yük getirdiği ve güvenlik açısından da ciddi problemler oluşturduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile bölgenin özgün yapısına uygun şekilde restorasyonu ile belli sayıda kamu görevlisinin kullanımından ziyade Ankara’da yaşayan tüm vatandaşların sanatsal, kültürel ve sosyal kullanımlarına açılması amaçlandığından dava konusu işlemin mevzuata uygun şekilde, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak tesis edildiği; taşınmazların sit niteliği yönünden Bakanlık ile … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. arasında imzalanan protokol hükümlerinde de taşınmazların tapu kayıtlarında yer alan şerh ve beyanlara uyulacağı, gerekli izinlerin alınacağı savunulmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlemin dayanağı olan 05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlemin dayanağı olan 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4706 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, anılan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle öncelikle Maliye Bakanlığınca veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen hallerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülecek projeler kapsamında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onuncu Dairesi’nin 29/01/2018 tarih ve E:2015/600, K:2018/178 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verilmiş ise de; anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 20/06/2018 tarih ve E:2018/1422, K:2018/3387 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Dairemizin 28/12/2021 tarih ve E:2019/270, K:2021/6987 sayılı kararıyla, “05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, bölgedeki çeşitli kamu kurumlarına tahsisli bulunan taşınmazların söz konusu tahsislerinin kaldırılmasına yönelik bir işlem olup, bu karar uyarınca yapılacak tüm uygulamalarda, anılan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulması, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısının korunması gerektiği açıktır.
Diğer bir deyişle, dava konusu işlemin; bölgenin niteliği dikkate alınarak ve taşınmazların koruma statülerinin gerektirdiği tüm kurallara uyulması şartı ile tesis edildiği, söz konusu kararın ekinde, “aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle” denilerek 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na da atıf yapıldığı göz önüne alındığında, taşınmazların tahsislerinin kaldırılmasından ibaret olan dava konusu Bakanlar Kurulu kararıyla, sözü edilen taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile sağlanan korumanın dışında bırakıldığından söz edilebilmesine bu aşamada imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2863 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının satışı, devri ya da kullanım haklarının gerçek ve tüzel kişilere bırakılması, söz konusu taşınmazlara herhangi bir fiziki müdahalede bulunulması ya da kullanımlarının değiştirilmesi koruma bölge kurullarınca bu yönde karar alınması ile mümkün olabilmektedir.
Uyuşmazlık bu açıdan ele alındığında;
– Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, Bakanlar Kurulu’nun uyuşmazlık konusu 15/07/2014 tarih ve 6645 sayılı kararı uyarınca dava konusu taşınmazların üzerinde Maliye Bakanlığınca gerçek veya tüzel kişiler lehine irtifak hakkı tesis edilmesinde, 2863 sayılı Kanun açısından sakınca bulunmadığına, ancak hangi amaçlarla irtifak hakkı tesis edilebileceğinin gerekli bilgi ve belgeler ile söz konusu Kurula iletilmesi sonucu değerlendirilebileceğine karar verilmiştir.
– Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, kentsel sit alanı olarak belirlenen ve içerisindeki konutların her biri korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen Namık Kemal (Saraçoğlu) Mahallesine ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı teklifi ile getirilen alan kullanımı ve fonksiyon değişikliğine ilişkin planlama kararlarının 2863 sayılı Yasa ve ilgili mevzuatı kapsamında uygun olduğuna, ancak planlama alanının Cumhuriyet dönemi II. Ulusal Mimarlık Üslubu özelliklerine sahip, memurlar için devlet eliyle yapılmış ilk toplu konut projesi olması nedeni ile tescilli yapılara ilişkin hazırlanacak olan restorasyon projelerinde yapıların özgün plan şeması ve cephe karakterlerinin korunarak hazırlanması gerektiğine, hazırlanacak olan kentsel tasarım, peyzaj ve uygulama projelerinin … (… ) Mahallesi Kentsel Sit alanının doku özelliklerini ve silüetini olumsuz etkilemeyecek şekilde hazırlanması gerektiğine, bu kapsamda … (… ) Mahallesine ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının, alana ilişki hazırlanacak kentsel tasarım, peyzaj ve uygulama projeleri ile birlikte plan paftalarının ilgili idaresince onaylanmasının ardından, onaya esas paftaların bir örneğinin Kurula iletilmesinden sonra onaylanmasına karar verilmiştir.
– Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve… sayılı kararıyla, dava konusu alana yönelik 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planları uygun bulunmuştur.
– Ankara 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. bendi doğrultusunda uygun olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen koruma kurulu kararlarının değerlendirilmesinden; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ve bu karar sonrasında alanda yapılması öngörülen uygulamalara yönelik olarak 2863 sayılı Kanun çerçevesinde koruma kurullarınca gereken izinlerin alındığı, söz konusu uygulamaların ilgili koruma kurullarınca uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … ve … mahallelerinde bulunan taşınmazların; tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek şartıyla 4706 sayılı Kanunun verdiği yetki kapsamında tahsislerinin kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı iddialarının, söz konusu alanın kentsel sit ve tescilli yapı özelliği gereği dava konusu işlemde kamu yararı bulunmadığına yönelik olduğu dikkate alındığında; yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen yargı kararıyla hukuka uygun bulunan 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının uygulaması niteliğinde olan ve 4706 sayılı Kanun’un verdiği yetki kapsamında, anılan taşınmazların, … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesine yönelik olarak tesis edilen dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/07/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X) – KARŞI OY
Dava, 17/08/2017 tarih ve 30157 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ankara ili, Çankaya ilçesi, … ve … mahallelerinde bulunan, mülkiyeti Hazineye ait olan ve ekli listede nitelikleri belirtilen (… ada-…, …, …, …, … ve … parsel, … ada-… parsel, … ada-… parsel, … ada-… parsel, … ada-… parsel ve … ada-… , … , … ve … parsel sayılı) taşınmazların, … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesi hakkındaki 03/07/2017 tarihli ve 2017/10562 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Sit niteliğini haiz taşınmazların restorasyon veya bakım ihtiyaçları ve ekonomiye kazandırılmaları hususlarında 2863 sayılı Kanun ve 5366 sayılı Kanunlar, net ve emredici ifadelerle, anılan taşınmazlarda malik veya hak lehtarının yetkilerini sınırlandırmaktadır. Başka bir anlatımla, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararına esas; (taşınmazların üzerindeki yapıların her biri ayrı ayrı ve bir bütün olarak korunmak üzere ve ağaçlar da anıt ağaç ilan edilerek “… Mahallesinin olduğu gibi” korunmasına karar verilmiş bulunulan) 1. derece kentsel sit konusu taşınmazların, maliki bulunan Hazine adına Maliye Bakanlığının her türlü tasarruf yetkisinin anılan yasalarla sınırlandırılmış olduğu görülmektedir. SİT olarak koruma altına alınan Hazine taşınmazlarının satışında emredici düzenlemeler gereğince 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle, 4706 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı görülen dava konusu taşınmazların, 4706 sayılı Kanun uyarınca … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesi hakkındaki 2017/10562 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık bulunmadığından Kararın iptali gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.