Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/2674 E. , 2022/3446 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2674
Karar No : 2022/3446
DAVACI : …’e vesayeten …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, hükümlü ve tutuklulara “şampuan, el kremi gibi kozmetik ürünlerin ve vitaminlerin kesinlikle kurum bütçesinden ödenmemesi gerektiği” yolundaki Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Genel Yazısının iptaline ve söz konusu işlem nedeniyle kendisinden tahsil edilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 71. maddesinde, tedavinin, ancak zorunlu olması durumunda yaptırılacağına yönelik bir düzenlemenin bulunmadığı, yine hükümlülerin tedavilerini düzenleyen yasa maddelerinde, kullanılacak ilaçlar için sağlık kurulu raporu alınmasını zorunlu kılan bir hükmün olmadığı, davaya konu düzenlemenin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınmış temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu, bu sebeplerle iptali gerektiği, öte yandan, anılan düzenleme sebebiyle kendisinden tahsil edilen tutarın yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının sağlık kurulu raporunun bulunmaması sebebiyle sadece bir defaya mahsus olarak kendi rızası ile ücretini vererek ilaçlarını aldığının anlaşıldığı, davacının Kalsiyum-D vitamini ve Dodex ampul kullanımının Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 25/06/2015 tarihli sağlık kurulu raporuyla gerekli olduğunun belirtilmesi üzerine ilaçların ücretinin ödendiği, söz konusu rapor geçerli olduğu sürece de ödenmeye devam edileceği, ancak davacının dava dilekçesinde belirttiği şampuan kişisel bakım malzemesi olduğundan ve davacının tedavisi için gerekli olduğu yönünde herhangi bir sağlık kurulu raporu olmadığından ücretinin idarelerince karşılanmadığı belirtilerek davaya konu düzenleyici işlemde ve anılan işlem kapsamında davacıdan bedelinin tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu sebeple davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, hükümlü ve tutuklulara, “şampuan, el kremi gibi kozmetik ürünlerin ve vitaminlerin kesinlikle kurum bütçesinden ödenmemesi gerektiği” yolundaki davalı Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 16/06/2014 tarihli genel yazısının iptali ile söz konusu işlem nedeniyle kendisinden tahsil edilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” hükmü yer almıştır.
06/04/2006 tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olan 2006/10218 karar sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün, “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94. maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.”, “Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116. maddesinde; “(1) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.(..)”, “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117. maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır. (3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.(…).” kuralı, “Hükümlülerin sağlık giderleri” başlıklı 120. maddesinde de; ” (3) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olmayan hükümlünün, estetik amaçlı veya kurumdaki yaşantısını devam ettirmesine engel oluşturmayan şikâyetiyle ilgili tedavi giderleri kendisi tarafından karşılanır. (4) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olmayan hükümlünün üniversite hastaneleri dahil sağlık kurumlarındaki muayene, tetkik, kontrol ve tedavi bedelleri Sağlık Bakanlığı, ilâç bedelleri ise Bakanlık tarafından karşılanır.” kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer alan mevzuat ile herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan hükümlünün beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahip olduğu, acil veya olağan muayene ve tedavisinin cezaevi tabibi tarafından, kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavilerinin ise Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirileceği düzenlenmiş ancak, estetik amaçlı veya kurumdaki yaşantısını devam ettirmesine engel oluşturmayan şikâyetiyle ilgili tedavi giderlerinin, yaşamı tehdit eder bir nitelik taşımadığının kabulü ile hükümlü tarafından karşılanmasına yönelik bir düzenleme yapılmıştır.
Davacı 1995 yılından itibaren cezaevinde bulunduğunu ve sosyal güvenlik sistemine tabi olmadığını, vitiligo ve kemik erimesi bulunduğunu, 17/11/2014 tarihinde kendisine uzman doktor tarafından reçete edilen Dodex ve Kalsiyum D vitaminini düzenli kullanması gerektiğinin belirtildiği, ilaçların ilk kullanımından sonra devam edilebilmesi için Nisan 2015 tarihinde revire gidildiğinde, ücretsiz verilemeyeceği, Bakanlık genelgesi bulunduğu, bedeli karşılığı alınabileceğinin belirtilmesi üzerine genelgenin edinilmesi için başvuruda bulunulduğu, Bakanlık genelgesinden bahisle parasıyla almak durumunda bırakıldığını ileri sürmekte, dosya içerisinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 25/06/2015 tarihli bir sağlık kurulu raporunda ise; (Vitamin B12 eksikliği anemisi, tanımlanmamış) tanısı ile Kalsiyum D vitamini kullanmasının zorunlu olduğu, ve hastanın Dodex ampul kullanmasının uygun olduğu belirtilmiş bulunmaktadır.
29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, Cumhurbaşkanı tarafından yürütülecek olan, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte, hükümlünün, estetik amaçlı veya Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında olmayan tedavi giderlerinin kendisi tarafından karşılanacağı kurala bağlanmıştır. Hükümlünün üniversite hastaneleri dahil sağlık kurumlarındaki muayene, tetkik, kontrol ve tedavi bedelleri Sağlık Bakanlığı, ilaç ve tıbbi malzeme bedellerinin ise Bakanlık tarafından karşılanacağı, düzenlenmiştir.
Bu durumda, hem uyuşmazlık öncesinde yürürlüğe konulan düzenlemede hem de uyuşmazlık sonrası 29/03/2020 tarihinde yayımlanan Yönetmelikte, sosyal güvenlik sistemine tabi olmayan hükümlünün tek istisna tutulan ve kendisi tarafından karşılanması öngörülen tedavi giderleri, estetik amaçlı ve yaşantısına engel oluşturmayan tedavi giderleridir. Dosyada mevcut olan davacıya ait sağlık raporu ile de ortaya konulan rahatsızlık nedeniyle kullanılması öngörülen vitaminlerin estetik amaçlı kullanımı sözkonusu olan vitaminler olmadığı, ancak estetik amaçlı olarak böyle bir kullanımın sağlanmaya çalışılması durumunda kurum bütçesinden karşılanmasının söz konusu olmamasına rağmen mevcut durumda böyle bir kaygının ortaya konulmasını sağlayacak bir tespitin bulunmadığı açıktır.
Dava konusu Genelge/Genel yazınının, normlar hiyerarşisine uygun olarak, üst hukuk normu ile konulan kuralı aşmamak kaydı ile uygulamayı sağlamaya yönelik, tartışmadan uzak bir nitelikte, kolay anlaşılır olmak amacıyla çıkarıldığı dikkate alındığında, hem Tüzük hem de uyuşmazlıktan çok sonra yürürlüğe konulmasına rağmen Yönetmelikte, sosyal güvenlik sistemine tabi olmayan hükümlünün tedavi giderlerinin karşılanmasına yönelik tek istisna estetik amaçlı ve yaşamını sürdürmesine engel olmayan yani tedavi gerektiren bir hastalık olarak değerlendirilemeyecek bir durum esas alınmış olmakla, genel yazı/genelgedeki “Ayrıca şampuan ve el kremi gibi kozmetik ürünlerinin ve vitaminlerin kesinlikle kurum bütçesinden ödenmemesi gerekmektedir.” açıklamasının da bu doğrultuda yapıldığının kabulü gerekmekte, bu itibarla dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı gibi rahatsızlığın bir sağlık raporu ile ortaya konulduğu ve kullanımının öngörüldüğü yani bir tedavi için gerekli olduğu hekim raporu ile tespit edilmiş olan durum ya da durumların bu kapsamda değerlendirilme olanağı bulunmamaktadır.
Davacı için 16/06/2014 tarihli genel yazı esas alınarak tesis edilen işlemde hukuki isabet bulunmamakta, kendisinden anılan ilaçların bedeli olarak tahsil edilen tutarın toplamının tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davanın; … tarih ve … sayılı genel yazıya yönelik kısmının reddi, ödenen ilaç bedelinin yasal faiziyle iadesi istemine ilişkin kısmının kabulü gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Ankara 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacıya yönelik olarak dava dilekçesi ekinde sunulan Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesinde çalışan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı doktor tarafından yazılan 20/11/2014 tarihli reçetede, osteoporoz tanısıyla, davacının kalsiyum yönünden zengin bir diyet alması gerektiği belirtilerek, davacıya D vitamini içeren bir ilaç yazılmıştır.
Dosya içerisinde yer alan Adalet Bakanlığı’na hitaplı 05/05/2015 tarihli başvuru dilekçesinde davacı tarafından, 17/11/2014 tarihli muayenesi sonucu kendisine kemik erimesi teşhisi konulduğu, bu teşhisten sonra düzenli olarak kalsiyum ve D vitamini alması gerektiği söylenerek uzman doktor tarafından reçete yazıldığı, bu ilaçları revirden ücretsiz alarak tedavisini sürdürdüğü, ancak biten ilaçlarını yazdırmak için 28/04/2015 tarihinde revire gittiğinde, bu ilacın paralı olduğu söylenerek ilacın kendisine 15,00 TL tutar karşılığında verildiği belirtildikten sonra, tedavisi için söz konusu ilacı neden parayla almak zorunda bırakıldığı, bu yönde bir genelge bulunup bulunmadığı varsa genelgenin bir nüshasının tarafına gönderilmesi istenilmiştir. Ayrıca dosya içerisinde yer alan 30/04/2015 tarihinde düzenlenen fiş alındısında, ilaç bedeli olarak 15,00 TL ödeme yapıldığı görülmektedir.
Anılan başvuru dilekçesine cevaben Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda; yapılan inceleme sonucunda, davacının kalsiyum ve D vitaminini sürekli kullanması gerektiğine dair bir doktor raporu bulunmadığının anlaşıldığı, ilacını kullanmasının zorunlu olup olmadığına dair uzman doktor raporu gönderilmesi halinde talebinin değerlendirilebileceği, ayrıca konu ile ilgili Genel Müdürlüğün yazısının davacıya verilmesinde sakınca bulunmadığı bildirilmiştir. Bu yazı uyarınca 02/06/2015 tarihinde davaya konu Genel Yazı davacıya tebliğ edilmiştir.
Öte yandan, Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi doktorunun 28/05/2015 tarihli reçetesinde, “osteoporoz” ve “B12 vitamini eksikliği” tanılarıyla davacıya D vitamini ve B vitamini içeren bir ilaç yazıldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacı tarafından Adalet Bakanlığı’na hitaplı 11/06/2015 tarihli dilekçeyle, 17/11/2014 tarihinde kendisine kemik erimesi teşhisi konulduğu ve Kalsiyum-D vitamini ilacını sürekli kullanması için reçete yazıldığı, 25/05/2015 tarihinden itibaren ise uzman doktor teşhisiyle “Dodex” iğnesi kullandığı belirtilerek, söz konusu ilaçların tedavisini geciktirmeyecek şekilde düzenli ve acil temini ve ceza infaz kurumu idaresinin önce Genelge fotokopisini, sonra da sağlık dosyasından istediği belgeleri vermeyip tedavi hakkıyla savunma hakkını engellediği ileri sürülerek, bu kapsamda idari soruşturma başlatılması istenilmiştir. Davacının Adalet Bakanlığı’na hitaplı 15/06/2015 tarihli dilekçesinde ise, tedavisinin engellendiği ileri sürülerek bu duruma yönelik gerekli önlemlerin alınması davalı idareden istenilmiştir.
Söz konusu başvurulara cevaben Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda; davacının ilgili dilekçelerinin incelendiği belirtildikten sonra, davacının talebinin aldırılacak sağlık kurulu raporunun Genel Müdürlüklerine gönderilmesi halinde değerlendirileceği bildirilmiş ve bu yazı 19/06/2015 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir.
Diğer taraftan, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 25/06/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda; “vitamin B12 eksikliği anemisi, tanımlanmamış” ve “eklem ağrısı” tanılarıyla davacının Kalsiyum-D vitamini kullanmasının zorunlu olduğu, ayrıca Dodex ampul kullanmasının da uygun olduğu belirtilmiştir. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda, anılan hastane raporu kapsamında davacının Kalsiyum-D vitamini ve Dodex ampul ilaçlarının genel bütçeden raporlu olduğu sürece ödenmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
Davacı tarafından, hükümlü ve tutuklulara “şampuan, el kremi gibi kozmetik ürünlerin ve vitaminlerin kesinlikle kurum bütçesinden ödenmemesi gerektiği” yolundaki Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısının iptaliyle, söz konusu işlem nedeniyle kendisinden tahsil edilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle 13/08/2015 tarihinde … İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmış, anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, bu sebeple 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca davanın çözümünde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’ın görevli bulunduğu gerekçesiyle dava görev yönünden reddedilerek dosyanın Danıştay’a gönderilmesine karar verilmesi üzerine dava dosyası Dairemizin E:2017/2674 sayılı esasına kaydedilmiştir.
Davanın açıldığı tarihten sonra Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda ise, davacının talep ettiği ilaçların bedellerinin 20/08/2015 ve 01/10/2015 tarihlerinde kurum bütçesinden karşılandığı hususuna yer verilmiştir.
Dava konusu Genel Yazı incelendiğinde; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların SGK kapsamında olmamaları nedeniyle tedavileri için gerekli ilaçların temininde kullanılan reçetelerde, uzman hekim kaşesi ve imzası aranmaması gerektiğinin … tarih ve … sayılı yazıyla tüm teşkilata duyurulduğu, ancak durumları gereği hükümlü ve tutuklulara kurum hekimleri tarafından yazılan “Depresyon” ve “Nöropati” ilaçlarının yüksek doz içeren (örneğin 800 mg) ve genellikle aynı isimli ilaçlar ile bazı kozmetik ürünlerinin (şampuan ve el kremi gibi) ve vitaminlerin reçete edildiği, bu durumun suistimallere yol açarak ilaç harcamalarında yüksek miktarda ödemeler yapıldığının tespit edildiği, bu nedenle, hükümlü ve tutuklulara antidepresan ve antipsikotik grup ilaçları ve gabapentin-gabarin etken maddeleri içeren ilaçların uzman hekim kaşesi olmadan reçete edilmemesi gerektiği, bunun dışındaki ilaçların ise kurum hekimleri tarafından yazılabileceğinin değerlendirildiği, ayrıca şampuan ve el kremi gibi kozmetik ürünlerinin ve vitaminlerin kesinlikle kurum bütçesinden ödenmemesi gerektiği, hükümlü ve tutukluların asgari kişisel temizlik malzemelerinin kurum büteçesinden 03.2 Tüketime Yönelik Mal ve Malzeme Alımları harcama kaleminden karşılandığının belirtildiği görülmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi, 1. fıkrasında, “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” hükmü; “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı Üçüncü Bölümünün “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesinde, “…Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” hükmü; “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65. maddesinde, “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” hükmü yer almaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinde, “(1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:..
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur…” hükmü;
“Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. maddesinde, “Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” hükmü;
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle “Tüzük ve yönetmelikler” başlıklı 121. maddesinde ise, “Bu Kanun gereğince çıkarılması gereken tüzük ve yönetmelikler, Kanunun yürürlüğünden itibaren altı ay içinde çıkarılır.” hükmü yer almaktadır.
06/04/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94. maddesinde, “Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.
” hükmü;
“Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116. maddesi, 1. fıkrasında, “Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.” hükmü;
“Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117. maddesinde, “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.
(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.
” hükmü;
“Hükümlülerin sağlık giderleri
” başlıklı 120. maddesi, 3. fıkrasında, “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olmayan hükümlünün, estetik amaçlı veya kurumdaki yaşantısını devam ettirmesine engel oluşturmayan şikâyetiyle ilgili tedavi giderleri kendisi tarafından karşılanır.” hükmü; 4. fıkrasında, “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olmayan hükümlünün üniversite hastaneleri dahil sağlık kurumlarındaki muayene, tetkik, kontrol ve tedavi bedelleri Sağlık Bakanlığı, ilâç bedelleri ise Bakanlık tarafından karşılanır.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca davanın açıldığı tarihten sonra 29/03/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin sağlık giderleri” başlıklı 102. maddesinde, “(1) İşyurdunda çalıştırılan sigortalı hükümlülerin iş kazası veya meslek hastalığı ile analık nedeniyle raporlu bulunmaları hâlinde, raporlu oldukları gün sayısı kadar geçici iş göremezlik ödenekleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.
(2) Hükümlünün, estetik amaçlı veya Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında olmayan tedavi giderleri kendisi tarafından karşılanır.
(3) Hükümlünün üniversite hastaneleri dahil sağlık kurumlarındaki muayene, tetkik, kontrol ve tedavi bedelleri Sağlık Bakanlığı, ilaç ve tıbbi malzeme bedelleri ise Bakanlık tarafından karşılanır. Sağlık hizmet sunucularına yapılacak tedavi giderlerine ait ödemelerin ne şekilde yapılacağı Sağlık Bakanlığınca belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
Dava Konusu Genel Yazının İncelenmesi:
Dava konusu Genel Yazının tesis edildiği tarihteki haliyle Anayasa’nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda yer verilen 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hapis cezasının infazında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda hükümlülerin beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahip oldukları; anılan Kanun’un uygulanmasına ilişkin yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün ilgili maddelerinde de, hükümlülerin beden ve ruh sağlıklarının korunmasına yönelik muayene ve tedavilerine ilişkin hususlara yer verildikten sonra hükümlülerin sağlık giderlerinin ne şekilde karşılanacağının belirlendiği, söz konusu düzenlemede herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olmayan hükümlülerin estetik amaçlı veya kurumdaki yaşantılarını devam ettirmelerine engel oluşturmayan şikâyetleriyle ilgili tedavi giderlerinin ilgili hükümlü tarafından karşılanacağının kurala bağlandığı görülmektedir.
Öte yandan, davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte de, estetik amaçlı veya Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında olmayan tedavi giderlerinin hükümlünün kendisi tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, Anayasa’nın ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; herkesin sağlık hakkı bulunduğu, ancak sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere Devletin sosyal ve ekonomik alanlara ilişkin olarak Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; davalı Bakanlığın bedelini ödemekle yükümlü olduğu ilaçların, hükümlünün beden ve ruh sağlığını korumaya veya yeniden sağlamaya yönelik, estetik amaçlı olmayan ve engel oluşturmayacak düzeydeki şikayetine ilişkin bulunmayan (bilahare Yönetmelikle getirilen açık ve objektif kritere göre SUT kapsamında olan) ilaçlar olduğu; dolayısıyla uzman hekim veya hekim tarafından reçete edilmediği, başka bir ifadeyle tedavi edici amaçlı (ilaç olarak) kullanımı gerekmediği takdirde ihtiyari olarak kullanılan takviye edici gıda kapsamındaki vitaminler ile kişisel bakım ürünleri niteliğindeki şampuan, el kremi gibi kozmetik ürünlerin davalı Bakanlığın yükümlülüğündeki ilaçlar kapsamında yer almayıp hükümlünün karşılaması gerekli ürünler arasında olduğu, öte yandan dava konusu Genel Yazıda, bir tedavinin yapılması amacıyla gerekli olan antidepresan ve antipsikotik grup ilaçlar ve gabapentin-gabarin etken maddeleri içeren ilaçların uzman hekim kaşesiyle, bunun dışındaki ilaçların ise kurum doktoru tarafından reçete edilmesi halinde ilaç bedellerinin idarece karşılanacağının kurala bağlandığı, bunlar dışında kalan asgari kişisel temizlik malzemelerinin de zaten kurum bütçesinden karşılandığının belirtildiği, ayrıca düzenlemenin kamu kaynaklarının yersiz kullanımına yol açan suistimallerin önlenmesini teminen yapıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu Genel Yazıyla getirilen kuralın yukarıda yer verilen Kanun ve Tüzük hükümleri kapsamında muayene ve tedavi olanaklarından faydalanma hakkı olan hükümlü ve tutukluların bu haklarının kullanımının önüne geçilmesi niteliğinde olmadığı, bu haliyle davaya konu düzenlemede üst hukuk normlarına, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim dava konusu olay kapsamında dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 25/06/2015 tarihli sağlık kurulu raporu sonrasında davacıya reçete edilen vitamin ilaçlarının bedellerinin davalı idare bütçesinden karşılandığı görülmektedir.
Dava Konusu Düzenleyici İşlem Esas Alınarak Davacıdan Tahsil Edilen İlaç Bedelinin İadesine Karar Verilmesi İstemi Yönünden Yapılan İnceleme:
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, tarafına Kalsiyum-D vitamini verilmesi için başvuran davacıya yönelik olarak bu vitaminin kendisine verilmesini gerektirecek bir uzman doktor raporu bulunmaması sebebiyle dava konusu düzenleme uyarınca vitamin bedelinin davalı kurum bütçesinden karşılanmadığı ve davacının 30/04/2015 tarihinde söz konusu vitamini 15,00 TL vermek suretiyle aldığı görülmekle birlikte; hukuka uygunluğu yukarıda tespit edilen düzenleyici işleme uygun olarak uzman hekim raporu olduğu anlaşılana kadar vitamin bedelinin karşılanmamasına yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı tarafından ödenen söz konusu vitamin bedelinin davalı idarece iadesine karar verilmesi isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve adli yardım istemi kabul edildiğinden ödenmemiş olan bu tutarın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesi, 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.