Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/370 E. , 2022/2543 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/370
Karar No : 2022/2543
DAVACI : … Kağıtçılık San. ve Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / …
(Mülga … Bakanlığı)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
DAVANIN_KONUSU :Davacı tarafından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07/02/2012 tarih ve 2012/3 sayılı Genelgesinin 3. maddesinde değişiklik öngören “Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması” konulu, 29/11/2016 tarih ve 2016/18 sayılı Genelgenin 2. paragrafının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin hak arama özgürlüğüne ve kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Anayasaya göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, gözetim uygulamaları nedeniyle gözetim belgesi alma mecburiyetinde bulunan yükümlülerin ihtirazi kayıtta bulunarak kıymet arttırımına gittiği, sonrasında dava açtıkları, böylece hem gözetim belgesi alma zorunluluğundan kurtulup hem de fazla ödedikleri vergileri geri aldıkları, bu durumun önüne geçilmesi ve gözetim uygulamasından beklenen faydanın sağlanabilmesi amacıyla dava konusu değişikliğin yapıldığı ve düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün “Kıymet kriterli gözetim uygulamaları” konulu 7.2.2012 günlü, 2012/3 sayılı Genelgesinin 3’üncü maddesinde değişiklik öngören 2016/8 sayılı Genelgenin 2’nci paragrafının iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu, 125’inci maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlerle “sosyal devlet” gereğinin yerine getirilmesi yönünde idarelere Anayasal bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu durumda, Anayasanın 2’nci maddesine göre, bir Hukuk Devleti olarak nitelendirilen Türkiye Cumhuriyeti bireylerinin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olunmaması için kişilere getirilecek yükümlülüklerin yasalarla belirlenmesi şarttır.
10.5.2004 tarihinde Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan 2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar, 29.5.2004 gün ve 25476 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kararın; 1’inci maddesinde, bu kararın bir malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin yakından izlenmesi amacıyla o malın ithalatında gözetim uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsadığı; 4’üncü maddesinde de, ithalatın gelişimi, ithal şartları ve ithalatın yerli üreticiler üzerindeki etkisi dikkate alınarak bir malın ithalatında gözetim uygulanmasına karar verilebileceği belirtilmiştir.
Böylece bir eşyanın belli bir kıymetin altında ithal edilmek istenmesi halinde, bu eşyanın ithal seyrini izlemek için gümrük mevzuatıyla gözetim uygulamasının getirildiği görülmektedir.
İthalatta uygulanacak gözetim önlemleri, ülkemizde uygulanan mevzuatta, 29.1.1995 günlü, 22186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 26.1.1995 günlü, 4067 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 25.2.1995 günlü, 22213 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3.2.1995 günlü, 1995/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasının ekinde yer alan ve bu anlaşmanın ayrılmaz parçasını teşkil eden Koruma Tedbirleri Anlaşması ile yerini almıştır.
Öte yandan, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24’üncü maddesinde, ithal eşyasının kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu; satış bedelinin, Türkiye’ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28’inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu; 25’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, 24’üncü madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymetinin, bu maddenin 2’nci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bendlerinin sıra halinde uygulanmasıyla belirleneceği; eşyanın gümrük kıymetinin bir üst bent hükümlerine göre belirlenebildiği sürece bir alt bent hükümlerinin uygulanmayacağı hükümlerine yer verilmiş; 242’nci maddesinin 1’inci fıkrasında, yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ilgili gümrük idaresine verecekleri bir dilekçe ile düzeltme talebinde bulunabilecekleri; 245’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, yükümlülerin, gümrük idaresine verdikleri beyanname ve bu beyanname eki bilgi ve belgeler esas alınmak suretiyle kendileri tarafından hesaplanan gümrük vergilerine itirazda bulunamayacakları belirtilmiştir.
Ancak, ithal edilen eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle satış bedelinin esas alınması, gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit edilmesi halinde de sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerektiği; ayrıca gümrük idaresinin, beyanın doğruluğunu tespit amacıyla her zaman ve her türlü bilgi ve belgeyi inceleyerek değerlendirme hak ve yetkisine sahip bulunduğu; ortaya çıkabilecek ek tahakkuka karşı yükümlülerin idari itiraz başvurusunda bulunabileceği, kendilerinin ibraz ettiği belgeler ve kıymet üzerinden yapılan tahakkuka karşı ise itirazda bulunamayacakları kuşkusuzdur.
Dava konusu Genelge ile, 2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar ve ilgili tebliğler kapsamında gümrük idarelerince yapılan işlemlerle ilgili kıymet bazlı gözetim uygulamalarına yön vermek amacıyla hazırlanan 2012/3 sayılı Genelge doğrultusunda gözetim belgesi ibraz etmeden, eşyanın satış bedelini artıran ve tahakkuk eden vergiyi ihtirazi kayıt koymaksızın ödedikten sonra ithalatı gerçekleştiren yükümlülerin dava açtıklarının belirlenmesi halinde, daha sonraki ithalatlarda kıymet artışı söz konusu olursa gözetim belgesi ibraz etmelerinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
İdarelerce hazırlanarak yayınlanan ve normlar hiyerarşisine göre yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan genelgelerin, dayalı oldukları düzenlemelere açıklık getirmek, uygulanmasını göstermek amacını taşımaları gerekmektedir.
Gümrük Kanunu hükümlerine göre, yükümlülere ithal ettiği eşya için beyan ettiği kıymetin idarece belirlenen kıymetten düşük kalması halinde doğacak fark için ek tahakkuk yapılması gerekmekte ise de, idarenin zorlayıcı etkisi veya ek tahakkuktan kaynaklanabilecek külfet ve buna bağlı olarak hesaplanacak gecikme faizinden kaçınmak amacıyla idarenin tespit ettiği kıymet üzerinden beyanda bulunulması halinde; belli hakların kullanılması konusunda serbest iradelerini kullanmak isteyenler tarafından “ihtirazi kayıt” konulabilmesi veya fazladan ödenen verginin iadesi için idari yargı yoluna başvurulabilmesi mümkündür.
İthalat işlemini gerçekleştiren yükümlülerin, Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenmesi gereken gözetim belgesini ibraz edememeleri halinde, ithal eşyanın beyan edilen kıymetinde, Gümrük Kanunu hükümlerine göre idarece herhangi bir noksanlık tespit edilmediği halde, beyan edilen bu kıymetin, “İthalatta Gözetim Önlemlerine İlişkin Tebliğ”de öngörülen kıymetin altında olması nedeniyle idarece belirlenmiş olan kıymet üzerinden beyanda bulunmaya zorlanmasının, ihtirazi kayıtla beyanda bulunmaları olanağının ortadan kaldırılmasının ve daha önce bu konuda dava açtığı tespit edilenlerden gözetim belgesi istenmesinin “beyanın bağlayıcılığı” etkisi karşısında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde ifade edilen “hak arama özgürlüğü”nü kısıtlayacağı, bu bağlamda anılan hakkın yasada öngörülmeyen bir düzenlemeyle sınırlandırılmasının kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, ithal edilen eşyayla ilgili olarak tesis edilen bireysel ve/veya düzenleyici işlemin hukuka aykırılığından bahisle ilgilisine idari başvuru yollarını kullanma, dava açma gibi hak arama yollarının tanınması gerekirken, hakkını arayan ithalatçılara farklı uygulama yapılarak, gözetim belgesi ibraz etmeye zorlanmasında, Anayasa ve üst hukuk normlarıyla belirlenen kurallar ve kamu yararı ilkesi karşısında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2016/18 sayılı Genelgesinin ikinci paragrafının iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Bakılan dava, işlem tarihindeki ismiyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07/02/2012 tarih ve 2012/3 sayılı Genelgesinin 3. maddesinde değişiklik öngören “Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması” konulu, 29/11/2016 tarih ve 2016/18 sayılı Genelgenin 2. paragrafının iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
20/12/1995 tarih ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat Rejimi Kararının 1. maddesinde, Kararın amacının, ithalatın ülke ekonomisi yararına ve uluslararası ticaretin gereklerine uygun olarak düzenlenmesini sağlamak olduğu, ithalatın, bu Karar ile bu Karara dayanılarak çıkarılacak yönetmelik, tebliğler, ilgili kuruluşlara verilecek talimatlar, çok taraflı veya iki taraflı anlaşmalar hükümleri çerçevesinde yürütüleceği; 4. maddesinde, ticaret politikası önlemlerinin; İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat, İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat, İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresi Hakkında Mevzuat, İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Mevzuat, Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat, İkili Anlaşmalar ve Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı Dışında, Belirli Ülkeler Menşeili Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat, Türkiye’nin Ticari Haklarının Korunması Hakkında Mevzuat ve Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütüleceği kurala bağlanmıştır.
30/04/1995 tarihli ve 95/6814 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Gözetim ve Korunma Önlemleri ile Kota İdaresi ve Tarife Kontenjanı Hakkında Karar, 06/10/1995 tarihli ve 95/7348 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Belirli Ülkeler Menşeli Malların İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Karar ile 02/05/2003 tarihli ve 2003/5567sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Karar kapsamında ithalatta gözetim uygulamaları başlatılmış, ardından 10/05/2004 tarih ve 2004/7304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkındaki Karar ile gözetim uygulamasına devam edilmiştir.
2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Kararın 1. maddesinde, kararın, bir malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin yakından izlenmesi amacıyla o malın ithalatında gözetim uygulamasına ilişkin usul ve esasları kapsadığı; 4. maddesinde, bir malın ithalatında gözetim uygulanmasına ilişkin kararın, başvuru üzerine veya re’sen yapılacak bir değerlendirme sonucunda Müsteşarlık (İthalat Genel Müdürlüğü) tarafından verileceği, yapılacak değerlendirmede ithalatın gelişimi, ithal şartları ve ithalatın yerli üreticiler üzerindeki etkisinin dikkate alınacağı, gözetim kararının Gözetim Belgesi düzenlenmesi yoluyla ileriye yönelik olarak veya gerçekleşen ithalatı değerlendirmek üzere geçmişe dönük olarak uygulanabileceği, ileriye yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra “Gözetim Belgesi”nin de aranacağı belirtilmiştir.
10/05/2004 tarih ve 2004/7304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkındaki Kararın uygulama usul ve esaslarını belirlemek amacıyla çıkarılan 08/06/2004 tarih ve 25486 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İthalatta Gözetim Uygulanması Yönetmeliğinin 1. maddesinde, Yönetmeliğin, 2004/7304 sayılı Karar uyarınca bir malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin yakından izlenmesi amacıyla o malın ithalatında gözetim uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsadığı; 3. maddesinde, bir malın ithalatında gözetim uygulanmasına ilişkin kararın, başvuru üzerine veya re’sen yapılacak bir değerlendirme sonucunda Müsteşarlık (İthalat Genel Müdürlüğü) tarafından verileceği, yapılacak değerlendirmede ithalatın gelişimi, ithal şartları ve ithalatın yerli üreticiler üzerindeki etkisinin dikkate alınacağı, gözetim kararının Gözetim Belgesi düzenlenmesi yoluyla ileriye yönelik olarak veya gerçekleşen ithalatı değerlendirmek üzere geçmişe dönük olarak uygulanabileceği, bir malın ithalatının geçmişe dönük gözetime tabi tutulduğunda bu malın ithalatı sırasında Müsteşarlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kayıt tutulacağı, ileriye yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra “Gözetim Belgesi”nin de aranacağı hükmü yer almaktadır.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 07/02/2012 tarih ve 2012/3 sayılı Genelgesi’nin 3. maddesinde, “Gümrük Yönetmeliği’nin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrolde, gözetim belgesi olmadığı halde beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, yükümlü ek beyanı ile ithal eşyasının kıymetinin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmasını sağlar ve ihtirazi kayıt yapmayacağına dair taahhüt verirse eşyanın serbest dolaşıma girişinde gözetim belgesi aranmayacaktır. Söz konusu ek beyan, BİLGE programında usulüne uygun olarak ‘Yurt Dışı Diğer Giderler’ altında yapılabilecektir. Mükellefin ek kıymet beyanı sonucu oluşan kıymet, eşyanın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın, serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanacaktır.” düzenlemesi yer almakta iken; uyuşmazlık konusu “Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması” konulu, 29/11/2016 tarih ve 2016/18 sayılı Genelge ile, 07/02/2012 tarih ve 2012/3 sayılı Genelge’nin 3. maddesi; “Gümrük Yönetmeliği’nin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrolde, gözetim belgesi olmadığı halde beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, yükümlü ek beyanı ile ithal eşyasının kıymetinin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmasını sağlarsa eşyanın serbest dolaşıma girişinde gözetim belgesi aranılmayacaktır. Söz konusu ek beyan, BİLGE programında usulüne uygun olarak ‘Yurt Dışı Diğer Giderler’ altında yapılabilecektir. Mükellefin ek kıymet beyanı sonucu oluşan kıymet, eşyanın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın, serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanacaktır. Ancak; daha önce yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmasına karşın kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlüler, tekrar yukarıda izah edilen uygulamadan faydalanamayacaktır. Bu durumda, yükümlüler, 2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar’ın 4 üncü maddesinde yer alan İleriye yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra ‘Gözetim Belgesi’ de aranır. hükmü gereğince Ekonomi Bakanlığından ilgili eşya için alacakları Gözetim Belgesini ibraz etmek zorundadır. Gözetim Belgesi ibraz edilmemesi halinde ise eşyanın serbest dolaşıma girmesine izin verilmeyecektir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi:
Davalı idarece, söz konusu Genelge’nin yürürlükte olduğu süreçte, ithalatçıların eşyanın satış bedelinde artırım yoluna gittikleri, beyannamelerine ihtirazı kayıt koymadan ve gözetim belgesi alma yükümlülükleri olmadan eşyaları ithal ettikleri, ancak kimi ithalatçıların, eşyanın teslimi akabinde kıymet artırımı nedeniyle fazla ödedikleri vergilerin iadesi istemiyle başvuru yaptıkları, başvuruların reddi üzerine vergi mahkemelerinde açılan davalarda, Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’de belirtilen kıymetin, eşyanın, 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre saptanan gerçek satış bedeli olmadığı, dolayısıyla, eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiği yolunda somut tespit yapılmaksızın gözetim önlemlerinin yanlış uygulanması suretiyle tahakkuk ettirilen vergilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemlerin iptali yolunda karar verildiği, böylece kıymet artırımında bulunarak taahhütname veren yükümlülerin açtıkları dava ile hem vergileri geri aldıkları hem de gözetim uygulamasından kaçınmış oldukları; bu nedenle söz konusu davranışların önüne geçilmesi, böylelikle gözetim uygulamasından beklenen faydanın tam anlamıyla sağlanabilmesi amacıyla Genelge’de değişikliğe gidildiği belirtilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu; 36. maddesinde ise, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu kuralı yer almaktadır.Yine Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi ve zararını giderebilmesinin en etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin iddia ve savunmalarını bir yargı mercii önünde ileri sürebilmelerine imkân sağlayan ve adil yargılanma hakkının unsuru olarak kabul edilen bir haktır.
Davalı idarenin, ithalatın ülke ekonomisi yararına ve uluslararası ticaretin gereklerine uygun olarak düzenlenmesini sağlamak amacıyla, ticaret politikası önlemlerinden biri olarak öngörülen gözetim uygulaması kapsamında, gözetim uygulamasına tabi tutulan bir malın ithalatında yükümlülerden gözetim belgesini isteyebileceği, belgenin ibraz edilmemesi halinde de malın serbest dolaşıma girmesine izin verilmemesine yönelik düzenleme yapabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, anayasal haklarını kullanarak kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlülerin, Genelgedeki ek beyan suretiyle gözetim belgesi aranmaksızın eşyanın serbest dolaşıma sokulması uygulamasından bir daha faydalanamayacakları yolundaki uyuşmazlık konusu düzenleme ile hak arama özgürlüğünün kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu “Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması” konulu, 29/11/2016 tarih ve 2016/18 sayılı Genelgenin 2. paragrafının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/05/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.