Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/483 E. , 2022/4492 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/483
Karar No : 2022/4492
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu araç nedeniyle hakkında gümrük mevzuatına muhalefet suçundan dolayı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden Gümrük İdaresi tarafından el konulan ve satılmış olan aracın davalı idare tarafından tespit edilen CIF bedeli olan 6.500,00 TL ve bu değer üzerinden hesaplanan 23.483,17 TL yasal faiz olmak üzere toplam 29.983,17 TL’nin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve 29.983,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; 14/08/2001 tarihinde aracın satışının yapıldığı, davacıya 19/03/2009 tarihli Yargıtay … Ceza Dairesi kararı sonrasında araç veya satış bedelinin iade edilmesi icap ettiğinden, 5.235,00 TL’nin Yargıtay kararı sonrasında dava tarihine kadar işleyen kanuni faizi olan 370,47 TL ile birlikte hesaplanan 5.605,47 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin 5.605,47 TL’lik kısmının iptaline, 24.377,70 TL’lik kısmının reddine, tazminat talebinin kısmen kabul edilerek iptal edilen kısım olan 5.605,47 TL’nin davanın açıldığı tarih olan 14/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davacıya ödenmesine, bu tutarı aşan kısım yönünden tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : 1- Davacı tarafından, aracın bedelinin emanet hesabına alınarak ödeme tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiği, bu hususun göz ardı edilmesinin Anayasa’ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi istenmektedir.
2- Davalı idare tarafından, davacıya herhangi bir ödeme yapılmamasının nedeninin ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi olduğu, dolayısıyla davacıya aracın iade edilemeyeceği, işlemde hukuka aykırılık olmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :.Davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının redde ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 30/07/1998 tarihli irsaliye ile yurtdışından 1986 model Mercedes marka araç ithal edilmek istenmiş aracın gümrük işlemleri yapılmak üzere gümrüğe teslim edilmiştir. Akabinde aracın gümrük izinlerinin yapılmasını teminen ve bir hafta içerisinde geri getirilmek şartıyla davacıya teslim edilmiştir. Ancak aracın bir haftalık süre geçirildikten sonra gümrüğe getirildiği gerekçesiyle davacı hakkında işlem tarihinde yürürlükte olan mülga 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’a muhalefetten ötürü kamu davası açılmıştır.
Davanın devamı sırasında araç idarece 14/08/2001 tarihinde 5.235,00 TL bedelle satılmış, … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı esasında görülen davada Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararıyla davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, aracın sanığa iadesine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması kararı aracın sanığa iadesi ile ilgili kısım karardan çıkartılıp, gümrük mevzuatı çerçevesinde işlem yapılmak üzere gümrüğe teslimine denilmek suretiyle düzeltilerek onanmıştır.
Satışı yapılan araç bedeli ise emanet hesabına alınmaksızın Hazineye irat kaydedilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’un 24. maddesinde; 23. maddenin 3. bendine ve 48. maddeye göre teslim alınan her çeşit kaçak eşya, alet ve taşıma vasıtaları hakkında da bunlara ilişkin müsadere kararı kesinleştikten sonra, 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun değişik 141. maddesi hükümleri uygulanacağı hükmüne yer verilmiş olup, Mülga 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun 141. maddesinde de, tasfiyelik hale gelen eşya ile çabuk bozulma ve telef olma tehlikelerine maruz bulunan saklanması masraf ve külfetli veya tehlikeli olduğu için kanuni bekleme süreleri beklenemeyecek olan eşyanın satış suretiyle tasfiye edileceği, satış sonucu elde edilen tutardan, hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masraflar, gümrük vergi ve resimleri, satış için yapılmış masraflar, para cezaları ayrılarak kalan tutarın sahipleri adına emanet hesabına alınacağı, emanet hesabına alınan bu para, kaçak zannı ile yakalanan eşyaya ait ise dava sonucuna göre irat kaydedileceği veya sahibine iade olunacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, hakkında 1918 sayılı Kanun’a muhalefetten ötürü kamu davası açılan davacıya ait aracın, yargılama esnasında satışının yapıldığı ve satış tutarından masraflar düşüldükten sonra kalan kısmın yukarıda yer verilen 1918 ve 1615 sayılı Kanunlarda yer alan hükümler uygulanmaksızın davacı adına açılacak emanet hesabına aktarılmadan doğrudan Hazineye irat kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, … Asliye Ceza Mahkemesi kararı hakkında Yargıtay … Ceza Dairesi tarafından karar verildikten sonra, gümrük işlemleri tamamlanarak davacıya iade edilmesi gereken aracın satılmış olması nedeniyle satış bedelinin iade edilmesi gerekirken iade edilmediği görüldüğünden, davacının başvurusunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemece, 14/08/2001 tarihinde aracın satışının yapıldığı, davacıya 19/03/2009 tarihli Yargıtay … Ceza Dairesi kararı sonrasında aracın veya satış bedelinin iade edilmesi gerektiği, 5.235,00 TL’nin Yargıtay kararı sonrasında dava tarihine kadar işleyen kanuni faizi olan 370,47 TL ile birlikte hesaplanan 5.605,47 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacıya ait araç idarece 14/08/2001 tarihinde 5.235,00 TL bedelle satılmış olup bu bedelin 14/08/2001 tarihinden dava tarihine kadar işleyen yasal faiz miktarıyla birlikte maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması suretiyle tazmini gerektiği sonucuna varılmış olup, mahkemece bu doğrultuda hesap yapılması amacıyla bir bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte hesaplanacak maddi tazminat tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi gerektiği de tabiidir.
Bu itibarla, tazminat miktarının eksik hesaplandığı görüldüğünden, Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmında hukuka aykırılık, redde ilişkin kısmında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan davacı tarafından dava açılmadan önce dava konusu zararın ödenmesi istemiyle idareye başvurulmuş, idarece talebin reddi üzerine anılan zararların tazminine karar verilmesi istemiyle birlikte başvurunun reddine ilişkin işlemin de iptali talep edilmiş olup ön karar niteliğindeki işlemin idari davaya konu edilemeyeceği hususu gözetilerek bozma kararı sonucunda bu hususta incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği hususu da açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule ilişkin kısımlarının ONANMASINA, redde ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.