Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/1613 E. , 2022/5889 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/1613
Karar No : 2022/5889
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Gıda Ürünleri Üretim ve Pazarlama A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı Şirket tarafından, Aydın İli, Bozdoğan İlçesinde bulunan meyve-sebze işleme işletmesinin, 06/02/2010 tarihinde davalı idarenin Akçay Hidro Elektrik Santraline su taşıyan kanallarının patlaması sonucu su baskınına uğradığından bahisle işletmede oluştuğu öne sürülen zarara karşılık 169.854,16 TL maddi tazminatın ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; dava konusu olaya ilişkin olarak davalı idarece düzenlenen Hasar Komisyonu Ön Tespit Raporu ve Teknik İnceleme Raporunda yer alan tespit ve değerlendirmeler ile …Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarından, Akçay Hidro Elektrik Santraline su taşıyan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ait su kanalının 06/02/2010 tarihinde meydana gelen heyelan ve göçük nedeniyle patladığı, patlamanın iletim kanalı inşaatı sırasında derzlerin tekniğine uygun yapılmamasından kaynaklandığının anlaşıldığı, oluşan su baskını ve su basması sonucu davacı şirketin Bozdoğan İlçesinde bulunan fabrika binasındaki makina, donanım ile hammadde ve eşyalarda, boru hattında zarar meydana geldiği, çamur yığınlarının fabrika inşaatında da hasara yol açtığı ve fabrikanın bir süre çalışamaz hale geldiği, davacı şirkete ait boru hattının geçtiği komşu parsellerdeki ürünlere de zarar verdiği, toplam zararın 168.454,16 TL olduğu, oluşan zarardan davalı idarenin hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 168.454,16 TL’nin dava tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu …İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı tarafından aynı uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak açılan davada davanın süre yönünden reddi yolunda verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının bu davayı açmakta güncel bir yararının bulunmadığı iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından, Aydın İli, Bozdoğan İlçesinde bulunan işletmesinin DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, yapımı …Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ihale edilen “Bozdoğan Ovası Sulaması 1.Kısım İnşaatı” işi kapsamında imalatı tamamlanan sulama kanalının 06/02/2010 tarihinde patlaması sonucu oluşan su baskınında zarar görmesi üzerine uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak 169.854,16 TL maddi tazminatın ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle ilk olarak DSİ Genel Müdürlüğü ile …Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine karşı adli yargıda dava açıldığı, …Asliye Ticaret Mahkemesi esasına kayden açılan davada verilen …tarih ve E:…K:…sayılı gönderme kararı ile dosyanın …Asliye Hukuk Mahkemesinin …sayılı esasına kaydedildiği, bu davada 08/05/2012 ara kararı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği, bu karar üzerine DSİ Genel Müdürlüğü aleyhine aynı mahkemede …esasına kayıtlı davanın açıldığı, Mahkeme tarafından … esas sayılı dosyada her iki davalı yönünden davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle …tarih ve K:…sayılı görevsizlik kararı verildiği, bu kararın 15/04/2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı tarafından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne karşı …İdare Mahkemesinin …esas sayılı dosyasının açıldığı, …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve K:…sayılı karar ile davanın süreaşımı yönünden reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 29/12/2015 tarih ve E:2014/5538, K:2015/6301 sayılı kararıyla onandığı, bu karara yönelik karar düzeltme isteminin de 16/02/2017 tarih ve E:2016/2241, K:2017/864 sayılı karar ile reddedildiği; diğer yandan, … Asliye Hukuk Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği, bu kararın 12/02/2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı tarafından DSİ Genel Müdürlüğüne karşı aynı taleple 09/03/2016 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:” başlıklı 13. maddesinde, “1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. 2. Görevli olmayan adli (…)(1) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.”; 31. maddesinin 1. fırkasında, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” hükmüne yer verilmek suretiyle “kesin hüküm” dava açma şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1. fıkrasında ise “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “kesin hüküm” koşulları ve hukuksal sonuçlarına yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi; aynı Kanun’un 31. maddesinde “kesin hüküm” konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na herhangi bir gönderme de bulunmamaktadır.
Ancak bir toplumun yürürlükte bulunan hukukunun işlerliğinin ve güvenliğinin sağlanmasının, o toplumun hukuk düzeni içinde yargı yerlerince verilecek yargısal kararlara “kesinlik” tanınmasıyla olacağı açıktır.
Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138. maddesinin 4. fıkrasındaki hüküm de bu gereğin sağlanmasını amaçlamaktadır.
Bu anlamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “kesin hüküm” koşulları ve hukuksal sonuçlarına yönelik düzenlemeleri idari yargı yerlerince de kabul edilmektedir.
Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan “kesin hüküm” ise, şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmalıdır.
Şekli anlamda kesin hükümle, ilk derece mahkemesince verilen karara ilişkin olağan kanun yollarının öngörülmemesi veya olağan kanun yollarına ilişkin başvuru sürelerinin kaçırılması ya da olağan kanun yolu başvurusunun mahkemesince reddedilmesi üzerine davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir. Şekli anlamda kesin hüküm, maddi anlamda kesin hüküm için zorunlu bir ön şarttır.
Maddi anlamda kesin hüküm ise, uyuşmazlığın esasını çözen nihaî yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını; diğer bir anlatımla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ve bunun gelecek için devamlı nitelik taşımasını ifade etmektedir.
Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması hâlinde; tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Şekli anlamda kesin hüküm niteliği taşımakla beraber, uyuşmazlığı esastan çözmeyen, yani maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımayan hükümlerin ise, tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılmasına engel oluşturmayacağı ve varılan bu sonucun, hak arama hürriyeti bağlamında adil yargılanma hakkının da bir gereği olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından DSİ Genel Müdürlüğü ile …Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine karşı açılan ilk davada … Asliye Hukuk Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı davanın görev yönünden reddi yolundaki karar üzerine …İdare Mahkemesinde açılan davada Mahkemece verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki kararın uyuşmazlığın esası hakkında bir çözüm getirmediği anlaşıldığından, iş bu dava açısından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak, dava konusu olaydan ve oluşan zarardan İdari Yargı yerinin …Asliye Hukuk Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kesinleşmesi üzerine …İdare Mahkemesinde açılan E:…sayılı dava ile haberdar olduğu dikkate alındığında, Asliye Hukuk Mahkemesinin tefrik kararı üzerine aynı uyuşmazlığa ilişkin olarak davalı DSİ Genel Müdürlüğüne karşı devam eden …Asliye Hukuk Mahkemesinin …esas sayılı dava dosyasında …tarihinde verilen ve 12/02/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılan …karar sayılı “görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddi” yolunda verilen kararın, davacı açısından idari yargıda dava açma süresini canlandırmayacağı anlaşıldığından, bakılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki …İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin …İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.